İÇİNDEKİLER
GİRİŞ
KİŞİLİK HAKKI KAVRAMI
KİŞİLİK HAKKININ KONUSU
2.1. Kişinin Hayat, Sağlık ve Vücut Tamlığı Hakkı
2.2. Kişinin Kendisiyle Özdeşleşmiş Kişilik Değerleri
2.2.1.Kişinin Adı, Soyadı, Lakabı ve Takma Adı (Müstear)
2.3. Görüntü (Fotoğraf, Video, Resim ve Diğerleri)
2.4. Kişinin Sesi (Gerçek Kişi)SONUÇ
KAYNAKÇA/BİBLİYOGRAFYA
GİRİŞ
İnsanoğlunun varoluşu ile birlikte sosyolojik anlamda toplumların gelişmesi ve ilerleyişine binaen hukuk bilimi sürekli olarak doğada var olan sorunlara çözüm bulmaya odaklanmıştır. Tabi bu bilimi kullanacak ve geliştirecek olan insanoğlu olduğu için kimi zaman bireysel kimi zaman ise toplu şekilde kurallar oluşturmuştur. Bu kurallar genellikle insanoğlunun ilk zamanlarında deneme yanılma yöntemi ile koyulmuş ve sonrasında sosyolojinin de kabul ettiği üzre toplumlar oluşmuş ve toplumlar sürekli olarak gelişme göstermiştir.
Bireyler birleşerek toplum haline gelmesinden ötürü her bir bireyin topluma karşı sorumluluklarını, ilişkilerini ve bunların sınırlarını belirleyecek ortak kurallar koyma eğiliminde olmuşlardır. Zamanla insanların önce bireysel anlamda hakları gelişmiş sonrasında ise bu bireysel haklarını koruyacak diğer haklar var olmuştur.
Temelde insan haklarının bir sonucu olan kişilik hakları, ilk olarak Antik Yunan Felsefesi’nde sofist felsefeyi savunanlar tarafından ortaya konulmuştur. Fakat sadece kuramsal ve düşünsel boyutta kalan insan haklarına dair bu fikirler ilerleyen yüzyıllarda insan haklarına dair ilk yazılı belge olan 1215 tarihli Magna Carta ile ortaya konulmuştur. Daha sonraları ise birçok ülkede insan hakları hakkında çeşitli bildiriler ve hukuksal düzenlemeler olmuştur.
Kişilik hakları çağlar boyunca tarihi Roma Hukuku’na dayanan temel haklardan olmasına karşın asıl önemini insan haklarının anayasalarda yer almasıyla kazanmış olmaktadır. Kişilik haklarının anayasaya ve kanunlarla çerçevesinin belirlenmesi, modern devlet gücü ile kişilik haklarına karşı gerçekleştirilen ihlallerin ve saldırıların yaptırıma bağlanması gibi sebeplerden ötürü kişilik hakları önemini giderek arttırmıştır.
Çalışmamızda ise kişilik haklarının neler olduğu, ulusal ve uluslararası hangi düzenlemelerde yer aldığı, çerçevesi ve yeri geldikçe sair kaynaklardan faydalanılarak gelişen teknolojinin kişilik hakları üzerindeki etkisine değinilecektir.
KİŞİLİK HAKKI KAVRAMI 1
Kişiliğin tanımı halihazırda TMK 28 hükmünde verilmiştir. İlgili hükme göre kişilik çocuğun doğumu ile başlayıp ölümü ile sona erer. Kanunun lafzına bakıldığında gerecek kişinin doğumu ve ölümü arasında birey kişiliğini kazanmaktadır. Fakat kişilik hakları sadece gerçek kişilerle yahut kişinin ölmesi, sağ doğmasına bağlı değildir. Kişinin maddi varlığı hukuken ortadan kalksa dahi manevi bütünlüğü öldükten sonra dahi korunabilmekte; kişinin ardında bıraktığı eserler, düşünceler, sair alanda gerçekleştirdiği fikri ve sınai eylemleri kişinin manevi bütünlüğünde yaşamaya devam edecektir. Her durumda kişi medeni hukuk anlamında kişiliğini kaybetmiş olsa dahi ölen kişinin yakınları da yine kişinin yaşadığı süreçteki maddi ve manevi bütünlüğünden etkilenebilecektir.
Kişilik hakları modern devletlerin ortaya çıkmasından önce insanlar henüz küçük ve temel kurallarla yönetilen toplumlarda yaşarken sadece kişiler tarafından korunan, ihlal edildiği takdirde çoğu zaman yaptırımı olmayan haklardı. Fakat modern devletlerin ve toplumsal sözleşmelerin ortaya çıkması ile yani modern anlamda anayasaların var olması ile birlikte insanlar kişilik haklarının korunması, sürdürülmesi güvencesini bir üst oluşum olan devlete bırakmışlardır.
Böylelikle devletler yurttaşlarının mülkiyet gibi en temel haklarından olan sair kişilik haklarını korumaya alma amacı ile normatif düzenlemelerde bulunmuşlardır.
Kişilik hakları açısından mevcut düzenlemeleri açıklamadan önce kişilik haklarının neler olduğu ve hukuki çerçevesinin ne olduğuna değinmek yerinde olacaktır.
Kişilik hakkı kişinin kişiliğini oluşturan, kendisini insan kılan, maddi ve manevi tüm değerlere, özel olarak yaşamına, beden bütünlüğüne, sağlığına, onuruna, saygınlığına, özel yaşamının gizliliğine, sözüne, resmine, adına, eserine, özgürlüğüne, bu arada ekonomik hareket serbestliğine ilişkin hakkıdır2.
Kişilik hakları kişinin doğumu ile birlikte kendiliğinden kazanılan, doğrudan doğruya kişinin şahsına, kendisine bağlı haklardır ayrıca bu haklar tasarruf edilebilmesi mümkün olmamakla birlikte devredilemez ve sonuç olarak herkese, her iktidara karşı ileri sürülen mutlak haklardandır3.
Aynı şekilde kişilik haklarının şahısla kaim haklardan olmasından ötürü devredilmesi düşünülemezken aynı şekilde bir nevi devir olan mirasçılara geçmesi de düşünülemeyeceği gibi kişilik hakları açısından feragat, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler de göz önüne alınmayacaktır4.Farklı olarak fikri haklar açısından kişilik haklarının korunması süreye bağlıdır5.Şöyle ki kişiye sıkı sıkıya bağlı kişilik hakları kişinin doğumu ile ortaya çıkıyor ise ölümü ile de son bulacaktır. Zira FSEK 26-29 düzenlemelerine göre kişi öldükten sonra dahi ortaya koyduğu eser üzerinde 70 yıllık bir kişisel hakkın korunması söz konusudur. Yine bu yönde kişilik haklarından olan ölünün hatırası yani fotoğraflar, videolar ve ölen hakkındaki sair miraslar da kişi öldükten sonra koruma altında kalmaya devam edecektir.
Kişilik haklarının temel düzenlemeleri ilk olarak anayasalar ve medeni kanunlarda vücut bulmuştur. Bazı ülke mevzuatlarında kişilik haklarını tek tek sayarak kanunlara kazuistik şekilde mevzuata eklemiş olup bazı ülkelerde ise kişilik haklarını bir çerçeve şeklinde kanunlarda yer verip kişilik haklarının geniş kapsamlı olmasından ötürü belirlenebilmesini yargı organlarına ve diğer hukuki düzenlemelere bırakmıştır6.
Kişilik hakları hakkında bir diğer husus ise kişilik hakkının içerisinde ayrı ayrı hakların olmayışıdır. Yani kişilik hakkı tek bir hak olup içerisinde kişinin birçok yöndeki haklarının tümünü ifade etmektedir. Örneğin; kişinin görüntüsü üzerindeki kendisine sıkı sıkıya bağlı hakkı ayrıca bir hak olarak değerlendirilmeyecek olup kişilik hakkı kapsamına dahil edilecektir7.
Kişiler açısından ise kişilik hakları gerçek kişiler ve tüzel kişiler için benzerlik göstermekte fakat kanundan doğan gerçek-tüzel ayrımından ötürü bazı farklılıklar mevcuttur. Yine TMK 48 hükmünde tüzel kişilerin, gerçek kişilere özgülenmiş olan kişilik hakları haricinde bütün hak ve borçlara sahip olduğu ifade edilmiştir8.
Kişilik haklarının yasalarımızda temel düzenlemeleri başta AY 17 ve 20 hükümleridir. Anayasamıza göre kişinin maddi ve manevi bütünlüğü kişilik haklarının temelini oluşturmakta ve kişiliğin devamı- korunması sürdürülmesi bu hakların korunmasına bağlıdır.
Anayasamızda ifade edilen temel kişilik hakkının tanımı ve korunması için alınacak önlemler TCK, TMK, SMK, FSEK ve sair mevzuat hükümlerinde toplanmakla birlikte söz konusu kişiliğe dair haklar TMK 28 kapsamında kişinin ölümü ile sona erecektir.
TCK de ise ölümden sonra dahi devam eden hakları da ihtiva etmektedir. Örneğin TCK 130 hükmü kapsamında ölmüş kişinin hatırasına yani sesine, görüntüsüne yaşarken yahut öldükten sonra dahi vücut bütünlüğüne dair TCK de belirli koşullar altında gerçekleştirilen her türlü haksız eylem kişilik son bulduktan sonra dahi koruma altına alınacaktır. Bu durumda TMK hükümlerine binaen kişilik haklarının ancak kişinin sağ olarak doğmasından ölünceye kadar var olması kuralından hariç olarak kişi öldükten sonra da kişilik hakları yine koruma altına alınmış olacaktır9.
Zira kişinin ölmesi ile temelde devredilemez ve şahısla kaim olan kişilik hakları artık ölenin yakınlarına yahut mirasçılarına geçiyormuş gibi gözükebilir fakat bu durumda tam olarak kişilik haklarının geçtiği söylenememekle beraber burada ölen kişinin ölümünden sonra korunan kişilik haklarına karşı yapılan saldırı, ölen kişinin yakınlarının yahut etkileşimde olduğu kişilerin maddi ve manevi bütünlüğünde etki yaratabilmektedir10.
Yine yukarıda ifade edilen FSEK ve SMK kapsamında kişi öldükten sonra ardında bıraktığı eserler, ses, görüntü, fikir, yayın gibi kişinin maddi ve manevi, varlığının bir ürünü olan her şey de yine kişi öldükten sonra da hukuk açısından koruma altına alınacaktır.
Yukarıda görüldüğü gibi kişilik hakları anayasamızda temel hatları ile çerçeve şeklinde hüküm altına alınmış olup kişiliğin tanımı, kişiliğin korunması ve kişiliğe karşı yapılacak saldırılarda alınacak önlemlerin neler olduğu başkaca kanunlarda kendine yer bulmuştur. Tüm bunlarla birlikte AY 17 hükmü gereğince bazı ayrık durumlar yani kamu düzeninin korunması, olağanüstü haller, hukuka uygunluk ve acil durum halinde evleviyet gerektiren durumlarda ölçülü bir şekilde kişilik haklarının askıya alınabileceği hüküm altına alınmıştır.
AY 20 hükmü kapsamında yine bir diğer konu ise kişinin maddi ve manevi varlığında yer alan kişisel verileridir. Kişinin kişisel verileri kişinin aile yaşantısı, giydiği iç çamaşırının markası, kullandığı parfüm, okuduğu gazete, tuttuğu takım, cep numarası hastalıkları gibi birçok alanda kendine yer bulmaktadır. Özellikle otomasyonun ve teknolojinin gelişmesi ve 21.yy’ın tam olarak bilgiyi en büyük güç haline getirmesi düşünüldüğünde bilgi hızlı ve geniş kitleler tarafından ortaya atılarak hızlıca işlenmektedir.
İnsan nüfusunun hızla artması ve kişisel verilerin kolay elde edilebilmesi sonucu yasa koyucular kişinin verilerinin korunması için anayasalara ve sair mevzuat hükümlerinde düzenlemelere gitmek zorunda kalmıştır. Türk hukukunda ise AY 20 hükmüne bağlı olarak kişisel veriler hakkındaki temel düzenleme 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunudur.
Sosyoloji ve hukuk bilimi iç içe olduğundan ve insanoğlunun sürekli gelişmesi, bu duruma bağlı olarak insan ilişkilerinin de farklılaşması sonucu kişilik haklarının konusuna tam olarak nelerin girebileceği yahut sınırlarının çizilmesi bir hayli zor gözükmektedir. Aşağıda kişilik haklarının konusuna nelerin girdiğini, kişinin maddi ve manevi bütünlüğünün birbirine etkisini yargı kararları ve öğreti doğrultusunda korunmasını inceleyeceğiz.
KİŞİLİK HAKKININ KONUSU
Kişilik haklarına konu olacak hakları yukarıda da ifade ettiğimiz nedenlerden ötürü numerus clausus (sınırlı sayıda) olarak sayılması mümkün gözükmemektedir. Konumuz gereği başlıca kişilik haklarına konu olabilecek temel haklara değinmekle yetineceğiz ve genel bir çerçeve çizmeye çalışacağız.
1.1.Kişinin Hayat, Sağlık ve Vücut Tamlığı Hakkı
Anayasa ile koruma altına alınan en temel hak olan kişinin hayat hakkıdır. AY 17/1 kapsamında hayat hakkı herkese tanınmış en temel haklardan olup bir başka kişiye devredilemez ve feragat edilemez. Zira kişi kendi isteği ile de olsa hayat hakkından vazgeçemeyecektir. TCK ve anayasa da ötenazi yasağı örtülü olarak kabul edilmekle birlikte “Hasta Hakları Yönetmeliği” 13 hükmü uyarınca ötenazi yasaktır11.
TMK 23 hükmü kapsamında da “Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez” denmek suretiyle kişilik hakkı olan hayat hakkı koruma altına alınmıştır. Yine yargı kararları da bu yöndedir12.
Yine çocuğun adına hareket edecek kanuni temsilci de çocuğun yaşam hakkına son veremeyecektir. Kişilik hakkına konu olan kişinin hayat hakkı sağ doğmak şartı ile çocuk ana rahmine düşmesi ile kazanır. Anne karnındaki çocuğun kanuni temsilcisi anne olacaktır fakat kişinin yaşam hakkı kişi tarafından dahi vazgeçilemez bir hak olmasından ötürü kanuni temsilcisi dahi (annenin sağlığını ölüme sürükleyecek şekilde etkilemesi ve sair kanunlarda hukuka uygunluk sebeplerinden ötürü belirtilen arızi durumlar hariç olmak üzere) yaşam hakkı hakkında tasarrufta bulunamayacaktır13.
Beden tamlığı ise AY 17/2 hükmü kapsamında insan bedeninin her bir parçası yaşam açısından ve vücut bütünlüğü açısından aynı değer ve öneme sahiptir. Bu kapsamda vücut bütünlüğüne yapılmış her türlü saldırı yine anayasa ile korunan yaşam hakkı dolayısıyla kişilik haklarının ihlaline sebebiyet verecektir14.
Yine bu hususta kişinin bedeninin sadece beden sağlığı değil manevi sağlığı da düşünülmelidir. Zira kişinin sağlığı sadece vücudu ile sınırlı olmayıp manevi yani ruhsal sağlığının da vücut bütünlüğüne ait olduğu, biri olmadan diğerinin sağlıklı olmasının düşünülemeyeceği bir gerçektir15.
1.2.Kişinin Kendisiyle Özdeşleşmiş Kişilik Değerleri
Bu tür haklar kişinin toplumda bir yer edinmesi ve toplumda mevcut ilişkilerini idame ettirebilmesi gayesiyle kendi alanında koruması gerektiği hakları içermektedir. Bu haklara konu olan kişilik değerlerini kanun resen korurken bazı hakları ise ancak kişinin ihbar yahut şikâyet etmesi halinde korumaktadır.
1.2.1. Kişinin Adı, Soyadı, Lakabı ve Takma Adı (Müstear)
Kişinin ismi- adı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir kişilik değeridir. Kişinin iş ve sosyal çevresinde bir anlam ifade eden anlamlı yahut anlamsız bir veya birkaç kelime ile ifade edilir. Aynı zamanda isim insanların birbirini tanıma ve sosyal davranışlarını yönlendirmeye yarayan bir kavramdır16.
Kişinin adı ve soyadı kişinin belirlenebilmesi amacı taşıdığından ötürü kişinin kişilik hakkı değerleri arasında sayılmış ve KVKK 3/1/d hükmü kapsamında da kişisel veri olarak kabul edilmiştir. Aynı zamanda kişinin isminin korunması hakkındaki temel düzenleme ise TMK 26 ile hüküm altına alınmıştır.
Kişisel veriler kişiye özgü ve kişinin tespitinin yapılabilmesini sağlayan verilerdir. Örneğin sadece çok yaygın bir ismin bir habere konu olması ve kişi hakkında başkaca verinin bulunmaması (ses, video, sair görüntü ve herhangi bir bilgi) kişisel veri olan ve kişilik hakkı konusunu oluşturan ismin zedelenmesini oluşturmayacaktır17.
Kısaca ismin zedelenmesi somut olayın kişi üzerindeki etkileri incelenerek yapılacaktır. İsmin zedelenmesi halinde kişinin manevi ve maddi dünyasında kayıplar olabilecektir. Fakat burada ismin zedelenmesinin düşünülebilmesi için zarar gören kişinin zararı objektif olarak kanıtlanabilmeli ve mevcut kişiyi belirleyebilecek yeterlilikte isminin kullanılması yetecektir18.
Kişinin adı ve soyadı kişiye sıkı sıkıya bağlı ve üzerinde izinsiz olarak tasarruf edilemeyeceği haklardan olmasıdır. Fakat isim hakkında TMK 337/1 hükmü çocuğun ismini belirleme görevini velayet hakkı sahibi olan anne babanın yerine getirebileceğini hüküm altına almıştır19.
İsmin kişiyi belirlenebilir kılması ve kişinin manevi bütünlüğünü teşkil eden değerlerden olması sonucu kişinin izni olmadan isminin ve onu izin olarak tanımlayacak her türlü eylem yasa koyucu tarafından güvence altına alınmıştır. Kişi isminin kullanılması sonucu maddi yahut manevi zararlara uğrayabilir, sosyal çevresinde büyük utanç ve üzüntü yaşayabilir hatta ve hatta kişisel değerlerinden olmasından ötürü suça sürüklenebilir yahut suçun konusunu dahi oluşturabilir. Tüm bu sayılan nedenlerden ötürü kişiliğin temel değerlerinden olan ismin zedelenmemesi ve korunması, kişinin kendi maddi ve manevi bütünlüğünün korunması demektir20.
Son olarak takma (müstear) adlar hakkında da yine yukarıda ifade edilen kıstaslar ve kamu düzenine ve kanuna aykırı olmayan takma adlar hakkında uygulanacak hükümler de yine kişinin ismi hakkında uygulanacak hükümler ile aynıdır. Her ne kadar takma adlar TMK’de düzenlenmemiş olsa dahi FSEK 11 hükmü kapsamında takma adların da aynı isimler gibi hüküm altına alındığı görülecektir.
1.3.Görüntü (Fotoğraf, Video, Resim ve Diğerleri)
Kişilik hakkı çerçevesinde bir diğer değer ise kişinin görüntüsüdür21.Mevcut hakka sirayet eden eylem ise kişinin görüntüsünün oluşturulması, yayınlanması ve çeşitli şekillerde kullanılmasıdır.
Kişinin görüntü kavramının içerisine; kişi dış görünüşünü tasvir için çizilen portreler, fotoğraflar, videolar, sağlık amaçlı röntgen ve cerrahi operasyon videoları, sosyal medya da paylaşılan video ve sair görüntüleri, karikatürleri, sosyal yaşamı ve iş yaşamını belirli edecek her türlü görüntü kısacası kişiyi maddi- manevi yönleri ile kişiyi kısmen yahut tamamen tanımlayabilecek her türlü veri girmektedir22.
Kişinin dış görüntüsü üzerinde mevcut hukuki koruma sağlayan haklarından olan görüntü hakkı kanun tarafından korunmakta olup ancak kişinin rızası23 yani hukuka uygunluk sebeplerinin varlığı halinde kişinin görüntüsü kullanılabilecektir. Kişinin rızası tek geçerli hukuka uygunluk sebebi değildir ayrıca rızası alınacak kişinin rızaya ehil olması gerekmektedir24.
Zira kaçak bir suçlunun/hükümlünün/şüphelinin halk ve kolluk güçleri tarafından tespiti yani kamu düzeninin korunması amacı ile kişinin görüntülerinin kullanılması kanuna aykırılık oluşturmayacaktır. Keza CMK 138 hükmüne binaen tesadüfi olarak elde edilmiş görüntüler de yine hukuka aykırılığı ortadan kaldırarak kişinin görüntüsünün kullanabilmesinin önünü açacaktır.
Görüntü kapsamına kişinin sadece vücudu hakkında yani maddi bütünlüğü hakkındaki görüntüler girmemekte; kişiyi ve sosyal çevresini kısaca kişiyi etkileyebilecek herhangi bir görüntünün de kişinin izni olmadan hukuka aykırı olarak kullanılması kişinin görüntüsü üzerindeki kişilik hakkını ihlal edebilecektir25.Örneğin kişinin görünmediği fakat evinin, meskun mahalinin, iş yerinin yahut müdavimi olduğu bir kafenin hatta sosyal çevresince “reserve” edildiğinin bilindiği bir locanın fotoğraflarının çekilerek kişinin özel hayatına dair betimlemelerin yapılması da yine kişinin görüntüsü üzerindeki hakkın ihlali anlamına gelebilecektir.
Ölmüş kişilerin yine maddi ve manevi bütünlükleri üzerinde zedelenmeme haklarının olduğunu TCK, FSEK ve sair mevzuat kapsamında ifade etmiştik. Kişi öldükten sonra kalan fotoğraf, görüntü ve sair görüntü içeren kişilik hakkı değeri de yine hukuk tarafından korunmakta olup (FSEK 86) ölmüş kişi üzerinden hukuka aykırı görüntü paylaşımının yapılması yakınlarına da zararlar verebilmekte ve tazminat haklarının doğmasına sebebiyet verebilmektedir26.
Son olarak topluma mal olmuş kişilerin görüntülerinin kullanılması halkın haber alma özgürlüğü kapsamında değerlendirildiği için çoğu durumda kişinin görüntüsü üzerindeki kişisel hakkını ihlal etmeyecektir. Ancak toplum tarafından bilinen kişilerin özel yaşam alanlarını ifşalamak sureti ile izinsiz olarak kayıt alınması ve bu kayıtların yayınlanması somut durumdaki eylemi hukuka aykırı hale getirecektir. Ancak görüntünün amacının halkın haber alma gibi hukuka uygunluk sebeplerinden birini içermesi ve fotoğraf üzerinde bu amaç doğrultusunda değişiklik yapılması gerekmektedir27.
1.4.Kişinin Sesi (Gerçek Kişi)
Ses, kişinin görüntüsü üzerindeki hakkı gibi kişinin maddi varlığı içerisinde yer alan kişilik hakkı değeridir. Ses kavramı, görüntü kavramında olduğu gibi çok değişik şekillerde ve konularda karşımıza çıkabilecektir. Ancak bu başlıkta, teknik ekipmanlar veya dijital imkanlar ile oluşturulmuş, doğaya, maddelere veya hayvanlara ait, gerçek veya yapay sesleri değil, gerçek kişilere yani insanlara ait sesleri ele almaktayız28.
Kişinin yaptığı telefon görüşmelerinin kayda alınması ve bunların yayınlanması, sair cihazlarla, sesinin kayda alınması ve buna benzer eylemlerin kişinin icazeti yahut kanuni temsilcisinin icazeti olmadan hukuka ve kanuna aykırı olarak elde edilmesi ve yayılması hem hukuk yargısı açısından hem de ceza yargısı açısından kişilerin sorumluluklarının doğmasına sebebiyet verebilecektir. Keza CMK 135 ve 138 hükmü gibi istisnai hukuka uygunluk sebebi de olabilecektir29. Bu durumda kişi hakkında dinleme, kayda alma gibi kişinin maddi bütünlüğü içerisinde yer alan sesi de hukuka uygun şekilde sadece kanunun çizdiği sınırlar kapsamında kullanılabilecektir30.
Yine görüntü hakkında ve diğer kişilik değerlerinde olduğu gibi kişilik değerlerini elde eden 3. Kişiler hem bu değerleri elde etmeden önce yahut sonrasında, hem de yayınlama için hak sahibi kişiden ayrı ayrı icazet almalıdırlar. İcazetin alınmaması işlemi kanuna ve hukuka aykırı hale getirecektir. Ancak sonrasında alınacak icazet de TMK, BK ve sair mevzuat gereğince sayılı istisnalar hariç işlemi hukuka ve kanuna aykırı hale getirecektir31.
SONUÇ
Kişilik hakları kişiye sıkı sıkıya bağlı ve kişinin kendisinin feragat edemeyeceği mutlak haklardandır. Tarihte ilk olarak insan hakları kavramının ortaya atılmasından sonra yasal düzenlemelerde kendisine yer bulan kişilik hakları, kişiliğin çok yönlü olmasından ötürü içerisinde birçok değer içermektedir. Bunları tek tek saymanın ne gereği ne de imkânı vardır. Ancak somut durumun muhtevasından anlaşılabilecek ve birden çok sosyal etkisi olan değerler ve haklardır.
Teknoloji ve sosyal yaşantının sürekli evrimi sonucu ülkeler ve ülkelerarası düzenlemelerde kişilerin temel haklarına birçok ekleme yapılmış, bu durumun sonucunda insan ve insanın dahil olduğu toplumsal çevrenin tanımı değişmiştir. Durumun bu şekilde olmasından ötürü kişilik hakları kapsamında olan değerler sayısında artış olmuştur. Anayasamız ve kanunlarımız da kabul edilmelidir ki bu kişilik haklarını ve değerlerini tek tek saymamış genel bir çerçeveye oturtmuştur. Gerçekten de yukarıdaki çalışmamızda ifade ettiğimiz üzere mevcut hususların tek tek sayılması neredeyse imkânsız ve kişilik haklarının sınırlı sayıda kanuna şerh edilmesi hak kayıplarına yol açabilecektir.
Yine gelişen teknoloji sayesinde kişisel hakları ihlal eden kişilik değerlerinin ihlal edilmesi kolaylaşmış, hızlı ve etkili bir şekilde büyük kitlelerin haberdar olmasını sağlayan teknoloji kişilik değerlerine dayalı hak kayıplarını bazı durumlarda geri dönülemez biçimde etkilemiştir.
Böylelikle teknoloji çağından ve toplumun evriminden önce kişilik değerlerinin ihlal edilmesi sonucu kişinin maddi ve manevi olarak tazmin edilmesi için alınacak kararlar önemini kaybetmiş, bununla birlikte artık kişilik değerinin ihlalinden önceki engellemeye dair kararlar ve eylemler önem kazanmıştır.
Sonuç olarak kişilik hakları kişinin var olması ve toplumdaki yerini idame edebilmesi için en zaruri insan haklarındandır. Hem ulusal hem de uluslararası anlamda koruma altına alınması insan ve devletlerin var olması açısından elzemdir.
DİPNOTLAR
1 Avukat Abdullah KUTLUK, İstanbul Barosu, tüm hakları saklıdır.
2 Rona Serozan, “Kişilik Hakkının Korunmasıyla İlgili Bazı Düşünceler”, İstanbul Üniversitesi Mukayeseli Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt 11, Sayı 14, 2011, s.93; Osman Gökhan Antalya ve Murat Topuz, Medeni Hukuk, Ankara: Seçkin Yayınları, (2021), s.156 vd. “…Burada kişinin bedensel ve ruhsal ve sosyal bireyliğinin korunması söz konusudur…” Y13HD., E. 2016/16113 K. 2018/10072 T. 25.10.2018, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 18.03.2023.
3 Semih Yünlü, Görüntü Üzerinde Kişilik Hakkı, İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, (2021), s. 90 vd.; Zeki Hafızoğulları, “İnsan Hakkı Olarak Kişilik Hakları ve Kişilik Haklarının Konunması”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 46, Sayı 1, 1997, s.4.; Rona Serozan, “Kişilik Hakkı”, 93 vd.; Bülent Tahiroğlu ve Belgin Erdoğmuş, Roma Hukuku Dersleri, İstanbul: Der Yayınları, (2014), s.130 vd.
4 Şaban Kayıhan ve Mustafa Ünlütepe, Medeni Hukuk Bilgisi, Ankara: Seçkin Yayınları, (2017), s.189 vd.; Antalya, Topuz, “Medeni”, s.159 vd.
5“…5846 Sayılı FSEK 27.maddesi uyarınca eser sahipliğinden doğan koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder…” YHGK., E. 2012/171 K. 2012/380 T. 13.6.2012, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 18.03.2023; Serozan, “Kişilik Hakkı”, 94 vd.
6 Serozan, “Kişilik Hakkı”, 93 vd.; Antalya,Topuz, “Medeni”, s.160; Mehmet Ayan ve Nurşen Ayan, Kişiler Hukuku, Ankara: Adalet Yayınevi, (2016), s.90 vd.; Yünlü, “Görüntü”, s.126.
7Kayıhan, Ünlütepe, “Medeni Hukuk”, s.190; Yünlü, “Görüntü”, s.89; Şaban Kayıhan, Kişiler Hukuku, Ankara: Seçkin Yayınları, (2022), s.80.
8Şafak Arıkan, Bedensel Zararlarda Manevi Tazminat, Ankara: Seçkin Yayınları, (2020), s.81 vd.; Yünlü, “Görüntü”, s.89 vd.
9Yünlü, “Görüntü”, s.93; “…Kişinin doğumla kazandığı bağımsız varlığını ve bütünlüğünü oluşturan; hayat, beden ve ruh tamlığı, vicdan, din, düşünce ve çalışma özgürlüğü, onuru, ismi, resmi, sırları ile aile bütünlüğü, sosyal ve duygusal değerlerinin tümü kişilik haklarını oluşturur ve bunlardan birine yapılan saldırı manevi tazminat gerektirir…” Y4HD., E. 2014/5072 K. 2015/4343 T. 08.04.2015, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 19.03.2023.
10 “…Bir kimsenin ölmüş olan yakınına yönelen saldırı o kişinin kişisel varlığına yönelmiş bir saldırı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Zira kişilik hakkı insana yakını olanın ölümünden sonra bu yolda bir hak sağlamaktadır. Bu hak, miras yoluyla ve ölenin bir hakkı olarak değil de yakınının ölümü ile kişiliğinin çerçevesine giren bir manevi haktır. Dolayısıyla ölenin yakınlarına yönelmiş bir saldırı sonucu, kişisel varlıkları saldırıya uğrayan kimsenin BK’nun 49. maddesi çerçevesinde manevi tazminat isteme hakkı olduğu açıktır…” Y4HD., E. 2007/722 K. 2007/14127 T. 15.11.2007, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 19.03.2023.
11 Özge Demirörs ve Sevinç Arslan Hızal, “Türk Ceza Hukuku Açısından Ötanazi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 65, Sayı 4, 2016, s.1503 vd. 12 “…Anayasamızın 17. maddesinde belirtildiği üzere; “her insanın doğuştan gelen yaşama hakkına sahip olduğu ve bu hakkın yasalarla korunmasının gerektiği”, insan hakları içinde değer sırası bakımından ilk sırada yer alan ve en temel insan hakkı olarak kabul edilen yaşama hakkının diğer tüm hakların varlık sebebi olduğu ve bu hakların kullanımının yaşama hakkına bağlı olduğu, bu bakımdan bu hakkın kullanımı için devletin yalnızca insan yaşamına saygı gösterme anlamında negatif bir yükümlülük altında olmadığı, aynı zamanda insan yaşamını etkin olarak korumak için gerekli adımları atmak, bu kapsamda bireyleri diğer kişilerin yaşamsal tehlike yaratan eylemlerinden korumak için uygun önlemleri almak ve kişinin bizzat kendi yaşamına son vermesinin önüne geçmek için gerekli tedbirleri almak gibi pozitif yükümlülüklerinin de olduğu…” Y5CD., E. 2013/8776 K. 2015/11766 T. 21.5.2015, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 20.03.2023.
13 “…Yukarıda ayrıntılı bir şekilde değinilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere yaşam hakkı vazgeçilmez, devredilmez mutlak bir haktır. Çocuk bu hakkı sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü anda elde eder. Hak sahibinin bu haktan vazgeçmesi mümkün olmadığı gibi onun adına hareket eden kanuni temsilcisi (anne)de bu haktan vazgeçemez. Ana rahmine down sendromlu olarak düşmüş ve bu şekilde gelişmiş olmak da haktan vazgeçmenin haklı sebebini oluşturmaz…”, Y11HD., E. 2020/342 K. 2021/6946 T. 8.12.2021, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 20.03.2023.
14 Yünlü, “Görüntü”, s.97 vd.; M.Ayan, N.Ayan, “Kişiler” , s.92; Osman Gökhan Antalya, Murat Topuz, a.g.e., s. 161 vd.
15 M.Ayan, N.Ayan, “Kişiler” , s.92; Arıkan, “ Manevi Tazminat”, s.35.
16 Onur Baskın, Türk Hukuku Bakımından Kişilik Hakkı Kapsamında Kişisel Verilerin Kullanılması, Ankara: Seçkin Yyaınları, (2021), s.81 vd.
17 Örn. bkz, Önder Erol Ünsal : “…Peppa Pig” ve ailesi çizgi dizinin bir bölümünde İtalya’ya giderler ve orada “Keçi (goat)” ailesini ziyaret ederler. “Keçi” ailesinin fertlerinden birisi, ailenin küçük kızı “Gabriella Goat”, yani İtalyanca karşılığı ile “Gabriella Capra”dır. Bu arada, “goat (keçi)” kelimesinin İtalyanca karşılığının “capra” kelimesi olduğunu açıkça belirtmek yerinde olacaktır. Küçük Gabriella, domuz ailesi ile tanışırken kendisini dizinin İngilizce aslında “Hello. I am Gabriella Goat. Baaaaa” (Merhaba. Ben Gabriella Keçi. Baaaaa (baaaaa = keçi sesi))şeklinde tanıtır. Dizinin İtalya’daki gösteriminde, bu kısım “Buon giorno, sono Gabriella Capra. Baaaaa.” şeklinde çevrilir ve gösterilir. Bu tanışmanın ardından küçük Gabriella, Peppa’yı teyzesinin turistik dükkanına ve amcasının restoranına götürür ve bölüm devam eder.
Olanlar bu bölümün İtalya’da gösterilmesinden sonra meydana gelir.
Gerçek yaşamda “Gabriella Capra” İtalya’da yaşayan, önemli bir firmada çalışan 40 yaşında bir iş kadınıdır. “Gabriella Capra” bu bölümün gösteriminin ardından arkadaşlarının kendisiyle sıkça dalga geçtiğini, içinde bulunduğu ortamlarda “Buon giorno, sono Gabriella Capra.” denmesinin ardından, keçi sesi (Baaaaa) çıkartıldığını, bu şekilde çevresinde itibarsızlaştırıldığını öne sürerek, “Peppa Pig” çizgi dizisinin yapımcılarına karşı hukuki girişimlere başlamıştır…” Literatür: Hukuk Kitapları, Makaleler & Tezler | LEXPERA, Erişim: 21.03.2023.
18 Baskın, “Kişisel Veri”, s.81; Kayıhan, “Kişiler”, s. 102 vd.
19 Kayıhan, “Kişiler”, s. 103.
20 “…Bir kişinin fiziki, sosyal ve duygusal kişilik değerlerine iradesi dışı saldırma sonucu meydana gelen eksilme ve kayıplar manevi zararı oluşturur. Bu tür kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse, manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Yasalarımız manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar kişinin ve ailenin onur ve saygınlığına yönelik suçlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi, isme saldırı, nişan bozulması, evlenmenin feshi, babalığın benimsenmemesi, bedensel zarar ve öldürmedir…” Y4HD., E. 2007/9965 K. 2008/5095 T. 10.04.2008, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 21.03.2023; “…TMK’nın 24. ve BK’nın 49. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir…” Y4HD., E. 2017/2734 K. 2017/4070 T. 14.6.2017, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 21.03.2023.
21“… Bilindiği üzere dış görünüş, kişilik haklarının bir parçası olarak hukuken korunur. Bir kimsenin dış görünüşü üzerinde kişilik hakkı vardır. Dış görünüşün yansıması ve tekrarı demek olan resim üzerinde de kişilik hakkı bulunmaktadır ve bu yüzden resim ve portreler öncelikle kişilik hakkı olarak Medeni Kanun tarafından korunur. FSEK.m.86’da ise resim ve portreler özel bir hükümle korunmuştur. Kişinin fotoğrafı üzerindeki hak Medeni Kanun ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince kişilik hakkı kapsamında herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haklardandır…” AYİDMK- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2018/475 K. 2021/16, T. 19.1.2021, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 21.03.2023; Y4HD., E. 2008/6920 K. 2009/3478 T. 10.03.2009, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 21.03.2023; Yünlü, “Görüntü”, s.108 vd.; Baskın, “Kişisel Veri”, s. 86; Kayıhan, “Kişiler”, s.80.
22 “…Resim ve portreler bir kimsenin dış görünüşünü teşhis etmeye elverecek şekilde yansıtan yüzey ve cisimlerdir…” AYİDMK- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2015/164 K. 2019/154, T. 25.4.2019, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 21.03.2023; Yünlü, “Görüntü”, s.109 vd.
23 “…Başka bir kişiye ait resmi veya fotoğrafı kullanma yetkisi sadece o kişinin iznine bağlıdır…”, Y4HD., E. 2008/6920 K. 2009/3478 T. 10.03.2009, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 21.03.2023.
24 “…Ayrıca, küçüklerin yaşları itibariyle bu konudaki istek ve rızaları davalıların eylemlerini haklı kılmayacak ve hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacaktır…” Y4HD., E. 2008/6920 K. 2009/3478 T. 10.03.2009, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 21.03.2023.
25 Baskın, “Kişisel Veri”, s. 86 vd.
26 Baskın, “Kişisel Veri”, s. 88 vd.
27 “…Somut olayda, davacıya ait fotoğrafın değiştirilerek ve yazılar eklenerek afiş haline getirilmesi FSEK 86/2 maddesinde sayılan istisna kapsamda olmadığı, topluma mal olmuş
kimselerin fotoğraflarının; ancak kamu yararı bulunması, güncel olaylarla bağlantılı olarak, kamunun haber alma hakkı kapsamında ve bu sınırlarla kullanılmasının mümkün bulunduğu, davacının fotoğrafının ise bu kapsamda kullanılmadığı, fotoğrafa maske eklenerek “…” ifadesi ile birlikte kullanılmasının TMK 24 ve FSEK 86. madde gereğince hukuka aykırı kullanım teşkil ettiği yönündeki mahkeme tespiti yerindedir…” İstanbul BAM,16HD., E. 2019/1356 K. 2022/164 T. 3.2.2022, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 21.03.2023.
28 Yünlü, “Görüntü”, s.111 vd.
29 “…Diğer taraftan, katılan tarafından elde edilmiş olan kayıtların 5237 sayılı TCY’nın Özel Hükümler başlıklı İkinci kitabının kişilere karşı suçlar başlıklı ikinci kısmının dokuzuncu bölümünde düzenlenen özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar kapsamında kabulü de olanaklı değildir. Zira katılan eylemi bir başkasının özel hayatına müdahale olmayıp, kendisine karşı işlendiğini düşündüğü suçla ilgili olarak kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyerek, yetkili makamlara sunmak amacıyla güvence altına almaktır…”, YCGK., E. 2012/1270 K. 2013/248 T. 21.5.2013, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 22.03.2023.
Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusudur.
30 “…Açıklanan kanuni düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, yalnızca hukuka ve yöntemine uygun biçimde kaydedilmesi durumunda kişilerin ses ve görüntü kayıtlarının delil niteliği bulunacak, buna karşın bir kişinin yaptığı görüşmenin gizlice kaydedilmesi hukuka aykırı olduğundan, delil olarak değerlendirilmesi olanaklı bulunmamaktadır…”, YCGK., E. 2019/660 K. 2022/580 T. 22.9.2022, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 22.03.2023.
31 Baskın, “Kişisel Veri”, s. 88; Yünlü, “Görüntü”, s.114.
KAYNAKÇA/BİBLİYOGRAFYA
Arıkan, Ş. (2020). Bedensel Zararlarda Manevi Tazminat. Ankara: Seçkin Yayınları.
Baskın, O. (2021). Türk Hukuku Bakımından Kişilik Hakkı Kapsamında Kişisel Verilerin Kullanılması. Ankara: Seçkin Yayınları.
Bülent, T., & Belgin, E. (2014). Roma Hukuku Dersleri. İstanbul: Der Yayınları.
Demirörs, Ö., & Hızal, A. S. (2016). Türk Ceza Hukuku Açısından Ötanazi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 65(4), s. 1481 – 1516.
Hafızoğulları, Z. (1997). İnsan Hakkı Olarak Kişilik Hakları ve Kişilik Haklarının Konunması. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, s. 1- 40.
Mehmet, A., & Nurşen, A. (2016). Kişiler Hukuku. Ankara: Adalet Yayınevi. Osman, G. A., & Murat, T. (2021). Medeni Hukuk. Ankara: Seçkin Yayınları.
Rona, S. (2011). Kişilik Hakkının Korunmasıyla İlgili Bazı Düşünceler. İstanbul Üniversitesi Mukayeseli Hukuk Araştırmaları Dergisi, 11(14), s. 93-112.
Şaban, K. (2022). Kişiler Hukuku. Ankara: Seçkin Yayınları.
Şaban, K., & Mustafa, Ü. (2017). Medeni Hukuk Bilgisi. Ankara: Seçkin Yayınları.
Yünlü, S. (2021). Görüntü Üzerinde Kişilik Hakkı. İstanbul: Oniki Levha Yayınları.


