Kişilik Hakkı ve Hukuki Çerçevesi

03.06.2026
Bu içeriği Yapay Zeka ile özetle:
Av. Abdullah KUTLUKAv. Abdullah KUTLUK

İÇİNDEKİLER 

GİRİŞ

KİŞİLİK HAKKI KAVRAMI

KİŞİLİK HAKKININ KONUSU

2.1. Kişinin Hayat, Sağlık ve Vücut Tamlığı Hakkı

2.2. Kişinin Kendisiyle Özdeşleşmiş Kişilik Değerleri

2.2.1.Kişinin Adı, Soyadı, Lakabı ve Takma Adı (Müstear)

2.3. Görüntü (Fotoğraf, Video, Resim ve Diğerleri)

2.4. Kişinin Sesi (Gerçek Kişi)SONUÇ

KAYNAKÇA/BİBLİYOGRAFYA

GİRİŞ 

İnsanoğlunun varoluşu ile birlikte sosyolojik anlamda toplumların  gelişmesi ve ilerleyişine binaen hukuk bilimi sürekli olarak doğada var olan  sorunlara çözüm bulmaya odaklanmıştır. Tabi bu bilimi kullanacak ve  geliştirecek olan insanoğlu olduğu için kimi zaman bireysel kimi zaman ise  toplu şekilde kurallar oluşturmuştur. Bu kurallar genellikle insanoğlunun ilk  zamanlarında deneme yanılma yöntemi ile koyulmuş ve sonrasında  sosyolojinin de kabul ettiği üzre toplumlar oluşmuş ve toplumlar sürekli  olarak gelişme göstermiştir. 

Bireyler birleşerek toplum haline gelmesinden ötürü her bir bireyin  topluma karşı sorumluluklarını, ilişkilerini ve bunların sınırlarını belirleyecek  ortak kurallar koyma eğiliminde olmuşlardır. Zamanla insanların önce  bireysel anlamda hakları gelişmiş sonrasında ise bu bireysel haklarını  koruyacak diğer haklar var olmuştur. 

Temelde insan haklarının bir sonucu olan kişilik hakları, ilk olarak  Antik Yunan Felsefesi’nde sofist felsefeyi savunanlar tarafından ortaya  konulmuştur. Fakat sadece kuramsal ve düşünsel boyutta kalan insan  haklarına dair bu fikirler ilerleyen yüzyıllarda insan haklarına dair ilk yazılı  belge olan 1215 tarihli Magna Carta ile ortaya konulmuştur. Daha sonraları  ise birçok ülkede insan hakları hakkında çeşitli bildiriler ve hukuksal  düzenlemeler olmuştur. 

Kişilik hakları çağlar boyunca tarihi Roma Hukuku’na dayanan temel haklardan olmasına karşın asıl önemini insan haklarının anayasalarda  yer almasıyla kazanmış olmaktadır. Kişilik haklarının anayasaya ve  kanunlarla çerçevesinin belirlenmesi, modern devlet gücü ile kişilik haklarına  karşı gerçekleştirilen ihlallerin ve saldırıların yaptırıma bağlanması gibi  sebeplerden ötürü kişilik hakları önemini giderek arttırmıştır. 

Çalışmamızda ise kişilik haklarının neler olduğu, ulusal ve  uluslararası hangi düzenlemelerde yer aldığı, çerçevesi ve yeri geldikçe sair  kaynaklardan faydalanılarak gelişen teknolojinin kişilik hakları üzerindeki  etkisine değinilecektir.

KİŞİLİK HAKKI KAVRAMI 1 

Kişiliğin tanımı halihazırda TMK 28 hükmünde verilmiştir. İlgili hükme göre kişilik çocuğun doğumu ile başlayıp ölümü ile sona erer. Kanunun lafzına bakıldığında gerecek kişinin doğumu ve ölümü arasında  birey kişiliğini kazanmaktadır. Fakat kişilik hakları sadece gerçek kişilerle  yahut kişinin ölmesi, sağ doğmasına bağlı değildir. Kişinin maddi varlığı  hukuken ortadan kalksa dahi manevi bütünlüğü öldükten sonra dahi  korunabilmekte; kişinin ardında bıraktığı eserler, düşünceler, sair alanda  gerçekleştirdiği fikri ve sınai eylemleri kişinin manevi bütünlüğünde  yaşamaya devam edecektir. Her durumda kişi medeni hukuk anlamında  kişiliğini kaybetmiş olsa dahi ölen kişinin yakınları da yine kişinin yaşadığı  süreçteki maddi ve manevi bütünlüğünden etkilenebilecektir. 

Kişilik hakları modern devletlerin ortaya çıkmasından önce insanlar  henüz küçük ve temel kurallarla yönetilen toplumlarda yaşarken sadece  kişiler tarafından korunan, ihlal edildiği takdirde çoğu zaman yaptırımı  olmayan haklardı. Fakat modern devletlerin ve toplumsal sözleşmelerin  ortaya çıkması ile yani modern anlamda anayasaların var olması ile birlikte  insanlar kişilik haklarının korunması, sürdürülmesi güvencesini bir üst  oluşum olan devlete bırakmışlardır. 

Böylelikle devletler yurttaşlarının mülkiyet gibi en temel  haklarından olan sair kişilik haklarını korumaya alma amacı ile normatif  düzenlemelerde bulunmuşlardır.  

Kişilik hakları açısından mevcut düzenlemeleri açıklamadan önce  kişilik haklarının neler olduğu ve hukuki çerçevesinin ne olduğuna değinmek  yerinde olacaktır. 

Kişilik hakkı kişinin kişiliğini oluşturan, kendisini insan kılan,  maddi ve manevi tüm değerlere, özel olarak yaşamına, beden bütünlüğüne,  sağlığına, onuruna, saygınlığına, özel yaşamının gizliliğine, sözüne, resmine,  adına, eserine, özgürlüğüne, bu arada ekonomik hareket serbestliğine ilişkin  hakkıdır2

Kişilik hakları kişinin doğumu ile birlikte kendiliğinden kazanılan,  doğrudan doğruya kişinin şahsına, kendisine bağlı haklardır ayrıca bu haklar tasarruf edilebilmesi mümkün olmamakla birlikte devredilemez ve sonuç  olarak herkese, her iktidara karşı ileri sürülen mutlak haklardandır3

Aynı şekilde kişilik haklarının şahısla kaim haklardan olmasından  ötürü devredilmesi düşünülemezken aynı şekilde bir nevi devir olan  mirasçılara geçmesi de düşünülemeyeceği gibi kişilik hakları açısından  feragat, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler de göz önüne  alınmayacaktır4.Farklı olarak fikri haklar açısından kişilik haklarının  korunması süreye bağlıdır5.Şöyle ki kişiye sıkı sıkıya bağlı kişilik hakları  kişinin doğumu ile ortaya çıkıyor ise ölümü ile de son bulacaktır. Zira FSEK  26-29 düzenlemelerine göre kişi öldükten sonra dahi ortaya koyduğu eser  üzerinde 70 yıllık bir kişisel hakkın korunması söz konusudur. Yine bu yönde  kişilik haklarından olan ölünün hatırası yani fotoğraflar, videolar ve ölen  hakkındaki sair miraslar da kişi öldükten sonra koruma altında kalmaya  devam edecektir. 

Kişilik haklarının temel düzenlemeleri ilk olarak anayasalar ve  medeni kanunlarda vücut bulmuştur. Bazı ülke mevzuatlarında kişilik  haklarını tek tek sayarak kanunlara kazuistik şekilde mevzuata eklemiş olup  bazı ülkelerde ise kişilik haklarını bir çerçeve şeklinde kanunlarda yer verip  kişilik haklarının geniş kapsamlı olmasından ötürü belirlenebilmesini yargı  organlarına ve diğer hukuki düzenlemelere bırakmıştır6

Kişilik hakları hakkında bir diğer husus ise kişilik hakkının  içerisinde ayrı ayrı hakların olmayışıdır. Yani kişilik hakkı tek bir hak olup  içerisinde kişinin birçok yöndeki haklarının tümünü ifade etmektedir. Örneğin; kişinin görüntüsü üzerindeki kendisine sıkı sıkıya bağlı hakkı ayrıca  bir hak olarak değerlendirilmeyecek olup kişilik hakkı kapsamına dahil  edilecektir7

Kişiler açısından ise kişilik hakları gerçek kişiler ve tüzel kişiler için  benzerlik göstermekte fakat kanundan doğan gerçek-tüzel ayrımından ötürü  bazı farklılıklar mevcuttur. Yine TMK 48 hükmünde tüzel kişilerin, gerçek  kişilere özgülenmiş olan kişilik hakları haricinde bütün hak ve borçlara sahip  olduğu ifade edilmiştir8

Kişilik haklarının yasalarımızda temel düzenlemeleri başta AY 17  ve 20 hükümleridir. Anayasamıza göre kişinin maddi ve manevi bütünlüğü  kişilik haklarının temelini oluşturmakta ve kişiliğin devamı- korunması sürdürülmesi bu hakların korunmasına bağlıdır. 

Anayasamızda ifade edilen temel kişilik hakkının tanımı ve  korunması için alınacak önlemler TCK, TMK, SMK, FSEK ve sair mevzuat  hükümlerinde toplanmakla birlikte söz konusu kişiliğe dair haklar TMK 28 kapsamında kişinin ölümü ile sona erecektir. 

TCK de ise ölümden sonra dahi devam eden hakları da ihtiva  etmektedir. Örneğin TCK 130 hükmü kapsamında ölmüş kişinin hatırasına yani sesine, görüntüsüne yaşarken yahut öldükten sonra dahi vücut  bütünlüğüne dair TCK de belirli koşullar altında gerçekleştirilen her türlü  haksız eylem kişilik son bulduktan sonra dahi koruma altına alınacaktır. Bu  durumda TMK hükümlerine binaen kişilik haklarının ancak kişinin sağ olarak  doğmasından ölünceye kadar var olması kuralından hariç olarak kişi öldükten  sonra da kişilik hakları yine koruma altına alınmış olacaktır9

Zira kişinin ölmesi ile temelde devredilemez ve şahısla kaim olan  kişilik hakları artık ölenin yakınlarına yahut mirasçılarına geçiyormuş gibi  gözükebilir fakat bu durumda tam olarak kişilik haklarının geçtiği  söylenememekle beraber burada ölen kişinin ölümünden sonra korunan  kişilik haklarına karşı yapılan saldırı, ölen kişinin yakınlarının yahut  etkileşimde olduğu kişilerin maddi ve manevi bütünlüğünde etki  yaratabilmektedir10

Yine yukarıda ifade edilen FSEK ve SMK kapsamında kişi öldükten  sonra ardında bıraktığı eserler, ses, görüntü, fikir, yayın gibi kişinin maddi ve  manevi, varlığının bir ürünü olan her şey de yine kişi öldükten sonra da hukuk  açısından koruma altına alınacaktır. 

Yukarıda görüldüğü gibi kişilik hakları anayasamızda temel hatları  ile çerçeve şeklinde hüküm altına alınmış olup kişiliğin tanımı, kişiliğin  korunması ve kişiliğe karşı yapılacak saldırılarda alınacak önlemlerin neler  olduğu başkaca kanunlarda kendine yer bulmuştur. Tüm bunlarla birlikte AY  17 hükmü gereğince bazı ayrık durumlar yani kamu düzeninin korunması,  olağanüstü haller, hukuka uygunluk ve acil durum halinde evleviyet  gerektiren durumlarda ölçülü bir şekilde kişilik haklarının askıya  alınabileceği hüküm altına alınmıştır. 

AY 20 hükmü kapsamında yine bir diğer konu ise kişinin maddi ve  manevi varlığında yer alan kişisel verileridir. Kişinin kişisel verileri kişinin  aile yaşantısı, giydiği iç çamaşırının markası, kullandığı parfüm, okuduğu  gazete, tuttuğu takım, cep numarası hastalıkları gibi birçok alanda kendine  yer bulmaktadır. Özellikle otomasyonun ve teknolojinin gelişmesi ve  21.yy’ın tam olarak bilgiyi en büyük güç haline getirmesi düşünüldüğünde  bilgi hızlı ve geniş kitleler tarafından ortaya atılarak hızlıca işlenmektedir.  

İnsan nüfusunun hızla artması ve kişisel verilerin kolay elde  edilebilmesi sonucu yasa koyucular kişinin verilerinin korunması için  anayasalara ve sair mevzuat hükümlerinde düzenlemelere gitmek zorunda  kalmıştır. Türk hukukunda ise AY 20 hükmüne bağlı olarak kişisel veriler  hakkındaki temel düzenleme 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması  Kanunudur. 

Sosyoloji ve hukuk bilimi iç içe olduğundan ve insanoğlunun sürekli  gelişmesi, bu duruma bağlı olarak insan ilişkilerinin de farklılaşması sonucu  kişilik haklarının konusuna tam olarak nelerin girebileceği yahut sınırlarının  çizilmesi bir hayli zor gözükmektedir. Aşağıda kişilik haklarının konusuna  nelerin girdiğini, kişinin maddi ve manevi bütünlüğünün birbirine etkisini  yargı kararları ve öğreti doğrultusunda korunmasını inceleyeceğiz.

KİŞİLİK HAKKININ KONUSU 

Kişilik haklarına konu olacak hakları yukarıda da ifade ettiğimiz  nedenlerden ötürü numerus clausus (sınırlı sayıda) olarak sayılması mümkün  gözükmemektedir. Konumuz gereği başlıca kişilik haklarına konu olabilecek  temel haklara değinmekle yetineceğiz ve genel bir çerçeve çizmeye  çalışacağız. 

1.1.Kişinin Hayat, Sağlık ve Vücut Tamlığı Hakkı 

Anayasa ile koruma altına alınan en temel hak olan kişinin hayat  hakkıdır. AY 17/1 kapsamında hayat hakkı herkese tanınmış en temel  haklardan olup bir başka kişiye devredilemez ve feragat edilemez. Zira kişi  kendi isteği ile de olsa hayat hakkından vazgeçemeyecektir. TCK ve anayasa  da ötenazi yasağı örtülü olarak kabul edilmekle birlikte “Hasta Hakları Yönetmeliği” 13 hükmü uyarınca ötenazi yasaktır11

TMK 23 hükmü kapsamında da “Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden  kısmen de olsa vazgeçemez” denmek suretiyle kişilik hakkı olan hayat hakkı  koruma altına alınmıştır. Yine yargı kararları da bu yöndedir12

Yine çocuğun adına hareket edecek kanuni temsilci de çocuğun  yaşam hakkına son veremeyecektir. Kişilik hakkına konu olan kişinin hayat  hakkı sağ doğmak şartı ile çocuk ana rahmine düşmesi ile kazanır. Anne  karnındaki çocuğun kanuni temsilcisi anne olacaktır fakat kişinin yaşam  hakkı kişi tarafından dahi vazgeçilemez bir hak olmasından ötürü kanuni  temsilcisi dahi (annenin sağlığını ölüme sürükleyecek şekilde etkilemesi ve   sair kanunlarda hukuka uygunluk sebeplerinden ötürü belirtilen arızi  durumlar hariç olmak üzere) yaşam hakkı hakkında tasarrufta  bulunamayacaktır13

Beden tamlığı ise AY 17/2 hükmü kapsamında insan bedeninin her  bir parçası yaşam açısından ve vücut bütünlüğü açısından aynı değer ve  öneme sahiptir. Bu kapsamda vücut bütünlüğüne yapılmış her türlü saldırı yine anayasa ile korunan yaşam hakkı dolayısıyla kişilik haklarının ihlaline  sebebiyet verecektir14

Yine bu hususta kişinin bedeninin sadece beden sağlığı değil manevi  sağlığı da düşünülmelidir. Zira kişinin sağlığı sadece vücudu ile sınırlı  olmayıp manevi yani ruhsal sağlığının da vücut bütünlüğüne ait olduğu, biri  olmadan diğerinin sağlıklı olmasının düşünülemeyeceği bir gerçektir15

1.2.Kişinin Kendisiyle Özdeşleşmiş Kişilik Değerleri 

Bu tür haklar kişinin toplumda bir yer edinmesi ve toplumda mevcut  ilişkilerini idame ettirebilmesi gayesiyle kendi alanında koruması gerektiği  hakları içermektedir. Bu haklara konu olan kişilik değerlerini kanun resen  korurken bazı hakları ise ancak kişinin ihbar yahut şikâyet etmesi halinde  korumaktadır. 

1.2.1. Kişinin Adı, Soyadı, Lakabı ve Takma Adı (Müstear) 

Kişinin ismi- adı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir kişilik değeridir. Kişinin iş ve sosyal çevresinde bir anlam ifade eden anlamlı yahut anlamsız bir veya birkaç kelime ile ifade edilir. Aynı zamanda isim insanların birbirini tanıma  ve sosyal davranışlarını yönlendirmeye yarayan bir kavramdır16

Kişinin adı ve soyadı kişinin belirlenebilmesi amacı taşıdığından  ötürü kişinin kişilik hakkı değerleri arasında sayılmış ve KVKK 3/1/d hükmü  kapsamında da kişisel veri olarak kabul edilmiştir. Aynı zamanda kişinin  isminin korunması hakkındaki temel düzenleme ise TMK 26 ile hüküm altına  alınmıştır. 

Kişisel veriler kişiye özgü ve kişinin tespitinin yapılabilmesini  sağlayan verilerdir. Örneğin sadece çok yaygın bir ismin bir habere konu  olması ve kişi hakkında başkaca verinin bulunmaması (ses, video, sair  görüntü ve herhangi bir bilgi) kişisel veri olan ve kişilik hakkı konusunu  oluşturan ismin zedelenmesini oluşturmayacaktır17

Kısaca ismin zedelenmesi somut olayın kişi üzerindeki etkileri  incelenerek yapılacaktır. İsmin zedelenmesi halinde kişinin manevi ve maddi  dünyasında kayıplar olabilecektir. Fakat burada ismin zedelenmesinin  düşünülebilmesi için zarar gören kişinin zararı objektif olarak  kanıtlanabilmeli ve mevcut kişiyi belirleyebilecek yeterlilikte isminin  kullanılması yetecektir18

Kişinin adı ve soyadı kişiye sıkı sıkıya bağlı ve üzerinde izinsiz  olarak tasarruf edilemeyeceği haklardan olmasıdır. Fakat isim hakkında TMK  337/1 hükmü çocuğun ismini belirleme görevini velayet hakkı sahibi olan  anne babanın yerine getirebileceğini hüküm altına almıştır19

İsmin kişiyi belirlenebilir kılması ve kişinin manevi bütünlüğünü  teşkil eden değerlerden olması sonucu kişinin izni olmadan isminin ve onu  izin olarak tanımlayacak her türlü eylem yasa koyucu tarafından güvence  altına alınmıştır. Kişi isminin kullanılması sonucu maddi yahut manevi  zararlara uğrayabilir, sosyal çevresinde büyük utanç ve üzüntü yaşayabilir  hatta ve hatta kişisel değerlerinden olmasından ötürü suça sürüklenebilir  yahut suçun konusunu dahi oluşturabilir. Tüm bu sayılan nedenlerden ötürü  kişiliğin temel değerlerinden olan ismin zedelenmemesi ve korunması,  kişinin kendi maddi ve manevi bütünlüğünün korunması demektir20

Son olarak takma (müstear) adlar hakkında da yine yukarıda ifade  edilen kıstaslar ve kamu düzenine ve kanuna aykırı olmayan takma adlar  hakkında uygulanacak hükümler de yine kişinin ismi hakkında uygulanacak  hükümler ile aynıdır. Her ne kadar takma adlar TMK’de düzenlenmemiş olsa  dahi FSEK 11 hükmü kapsamında takma adların da aynı isimler gibi hüküm  altına alındığı görülecektir. 

1.3.Görüntü (Fotoğraf, Video, Resim ve Diğerleri) 

Kişilik hakkı çerçevesinde bir diğer değer ise kişinin  görüntüsüdür21.Mevcut hakka sirayet eden eylem ise kişinin görüntüsünün  oluşturulması, yayınlanması ve çeşitli şekillerde kullanılmasıdır. 

Kişinin görüntü kavramının içerisine; kişi dış görünüşünü tasvir için çizilen portreler, fotoğraflar, videolar, sağlık amaçlı röntgen ve cerrahi  operasyon videoları, sosyal medya da paylaşılan video ve sair görüntüleri,  karikatürleri, sosyal yaşamı ve iş yaşamını belirli edecek her türlü görüntü kısacası kişiyi maddi- manevi yönleri ile kişiyi kısmen yahut tamamen  tanımlayabilecek her türlü veri girmektedir22

Kişinin dış görüntüsü üzerinde mevcut hukuki koruma sağlayan  haklarından olan görüntü hakkı kanun tarafından korunmakta olup ancak  kişinin rızası23 yani hukuka uygunluk sebeplerinin varlığı halinde kişinin  görüntüsü kullanılabilecektir. Kişinin rızası tek geçerli hukuka uygunluk  sebebi değildir ayrıca rızası alınacak kişinin rızaya ehil olması  gerekmektedir24

Zira kaçak bir suçlunun/hükümlünün/şüphelinin halk ve kolluk  güçleri tarafından tespiti yani kamu düzeninin korunması amacı ile kişinin görüntülerinin kullanılması kanuna aykırılık oluşturmayacaktır. Keza CMK  138 hükmüne binaen tesadüfi olarak elde edilmiş görüntüler de yine hukuka  aykırılığı ortadan kaldırarak kişinin görüntüsünün kullanabilmesinin önünü  açacaktır. 

Görüntü kapsamına kişinin sadece vücudu hakkında yani maddi  bütünlüğü hakkındaki görüntüler girmemekte; kişiyi ve sosyal çevresini  kısaca kişiyi etkileyebilecek herhangi bir görüntünün de kişinin izni olmadan  hukuka aykırı olarak kullanılması kişinin görüntüsü üzerindeki kişilik hakkını  ihlal edebilecektir25.Örneğin kişinin görünmediği fakat evinin, meskun  mahalinin, iş yerinin yahut müdavimi olduğu bir kafenin hatta sosyal  çevresince “reserve” edildiğinin bilindiği bir locanın fotoğraflarının çekilerek  kişinin özel hayatına dair betimlemelerin yapılması da yine kişinin görüntüsü  üzerindeki hakkın ihlali anlamına gelebilecektir. 

Ölmüş kişilerin yine maddi ve manevi bütünlükleri üzerinde  zedelenmeme haklarının olduğunu TCK, FSEK ve sair mevzuat kapsamında ifade etmiştik. Kişi öldükten sonra kalan fotoğraf, görüntü ve sair görüntü  içeren kişilik hakkı değeri de yine hukuk tarafından korunmakta olup (FSEK  86) ölmüş kişi üzerinden hukuka aykırı görüntü paylaşımının yapılması  yakınlarına da zararlar verebilmekte ve tazminat haklarının doğmasına  sebebiyet verebilmektedir26

Son olarak topluma mal olmuş kişilerin görüntülerinin kullanılması halkın haber alma özgürlüğü kapsamında değerlendirildiği için çoğu durumda  kişinin görüntüsü üzerindeki kişisel hakkını ihlal etmeyecektir. Ancak toplum  tarafından bilinen kişilerin özel yaşam alanlarını ifşalamak sureti ile izinsiz  olarak kayıt alınması ve bu kayıtların yayınlanması somut durumdaki eylemi  hukuka aykırı hale getirecektir. Ancak görüntünün amacının halkın haber  alma gibi hukuka uygunluk sebeplerinden birini içermesi ve fotoğraf üzerinde  bu amaç doğrultusunda değişiklik yapılması gerekmektedir27

1.4.Kişinin Sesi (Gerçek Kişi) 

Ses, kişinin görüntüsü üzerindeki hakkı gibi kişinin maddi varlığı  içerisinde yer alan kişilik hakkı değeridir. Ses kavramı, görüntü kavramında  olduğu gibi çok değişik şekillerde ve konularda karşımıza çıkabilecektir.  Ancak bu başlıkta, teknik ekipmanlar veya dijital imkanlar ile oluşturulmuş,  doğaya, maddelere veya hayvanlara ait, gerçek veya yapay sesleri değil,  gerçek kişilere yani insanlara ait sesleri ele almaktayız28

Kişinin yaptığı telefon görüşmelerinin kayda alınması ve bunların  yayınlanması, sair cihazlarla, sesinin kayda alınması ve buna benzer  eylemlerin kişinin icazeti yahut kanuni temsilcisinin icazeti olmadan hukuka  ve kanuna aykırı olarak elde edilmesi ve yayılması hem hukuk yargısı  açısından hem de ceza yargısı açısından kişilerin sorumluluklarının  doğmasına sebebiyet verebilecektir. Keza CMK 135 ve 138 hükmü gibi  istisnai hukuka uygunluk sebebi de olabilecektir29. Bu durumda kişi hakkında  dinleme, kayda alma gibi kişinin maddi bütünlüğü içerisinde yer alan sesi de hukuka uygun şekilde sadece kanunun çizdiği sınırlar kapsamında  kullanılabilecektir30

Yine görüntü hakkında ve diğer kişilik değerlerinde olduğu gibi  kişilik değerlerini elde eden 3. Kişiler hem bu değerleri elde etmeden önce  yahut sonrasında, hem de yayınlama için hak sahibi kişiden ayrı ayrı icazet  almalıdırlar. İcazetin alınmaması işlemi kanuna ve hukuka aykırı hale  getirecektir. Ancak sonrasında alınacak icazet de TMK, BK ve sair mevzuat  gereğince sayılı istisnalar hariç işlemi hukuka ve kanuna aykırı hale  getirecektir31

SONUÇ 

Kişilik hakları kişiye sıkı sıkıya bağlı ve kişinin kendisinin feragat  edemeyeceği mutlak haklardandır. Tarihte ilk olarak insan hakları kavramının  ortaya atılmasından sonra yasal düzenlemelerde kendisine yer bulan kişilik  hakları, kişiliğin çok yönlü olmasından ötürü içerisinde birçok değer  içermektedir. Bunları tek tek saymanın ne gereği ne de imkânı vardır. Ancak somut durumun muhtevasından anlaşılabilecek ve birden çok sosyal etkisi  olan değerler ve haklardır. 

Teknoloji ve sosyal yaşantının sürekli evrimi sonucu ülkeler ve  ülkelerarası düzenlemelerde kişilerin temel haklarına birçok ekleme yapılmış,  bu durumun sonucunda insan ve insanın dahil olduğu toplumsal çevrenin  tanımı değişmiştir. Durumun bu şekilde olmasından ötürü kişilik hakları  kapsamında olan değerler sayısında artış olmuştur. Anayasamız ve  kanunlarımız da kabul edilmelidir ki bu kişilik haklarını ve değerlerini tek tek  saymamış genel bir çerçeveye oturtmuştur. Gerçekten de yukarıdaki  çalışmamızda ifade ettiğimiz üzere mevcut hususların tek tek sayılması  neredeyse imkânsız ve kişilik haklarının sınırlı sayıda kanuna şerh edilmesi  hak kayıplarına yol açabilecektir. 

Yine gelişen teknoloji sayesinde kişisel hakları ihlal eden kişilik  değerlerinin ihlal edilmesi kolaylaşmış, hızlı ve etkili bir şekilde büyük  kitlelerin haberdar olmasını sağlayan teknoloji kişilik değerlerine dayalı hak  kayıplarını bazı durumlarda geri dönülemez biçimde etkilemiştir. 

Böylelikle teknoloji çağından ve toplumun evriminden önce kişilik  değerlerinin ihlal edilmesi sonucu kişinin maddi ve manevi olarak tazmin  edilmesi için alınacak kararlar önemini kaybetmiş, bununla birlikte artık  kişilik değerinin ihlalinden önceki engellemeye dair kararlar ve eylemler  önem kazanmıştır. 

Sonuç olarak kişilik hakları kişinin var olması ve toplumdaki yerini  idame edebilmesi için en zaruri insan haklarındandır. Hem ulusal hem de  uluslararası anlamda koruma altına alınması insan ve devletlerin var olması  açısından elzemdir.

DİPNOTLAR

1 Avukat Abdullah KUTLUK, İstanbul Barosu, tüm hakları saklıdır.

2 Rona Serozan, “Kişilik Hakkının Korunmasıyla İlgili Bazı Düşünceler”, İstanbul  Üniversitesi Mukayeseli Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt 11, Sayı 14, 2011, s.93; Osman  Gökhan Antalya ve Murat Topuz, Medeni Hukuk, Ankara: Seçkin Yayınları, (2021), s.156 vd. “…Burada kişinin bedensel ve ruhsal ve sosyal bireyliğinin korunması söz konusudur…” Y13HD., E. 2016/16113 K. 2018/10072 T. 25.10.2018, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat,  Erişim: 18.03.2023. 

3 Semih Yünlü, Görüntü Üzerinde Kişilik Hakkı, İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, (2021),  s. 90 vd.; Zeki Hafızoğulları, “İnsan Hakkı Olarak Kişilik Hakları ve Kişilik Haklarının  Konunması”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 46, Sayı 1, 1997, s.4.; Rona  Serozan, “Kişilik Hakkı”, 93 vd.; Bülent Tahiroğlu ve Belgin Erdoğmuş, Roma Hukuku  Dersleri, İstanbul: Der Yayınları, (2014), s.130 vd. 

4 Şaban Kayıhan ve Mustafa Ünlütepe, Medeni Hukuk Bilgisi, Ankara: Seçkin Yayınları,  (2017), s.189 vd.; Antalya, Topuz, “Medeni”, s.159 vd.  

5“…5846 Sayılı FSEK 27.maddesi uyarınca eser sahipliğinden doğan koruma süresi eser  sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder…” YHGK., E.  2012/171 K. 2012/380 T. 13.6.2012, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim:  18.03.2023; Serozan, “Kişilik Hakkı”, 94 vd.

6 Serozan, “Kişilik Hakkı”, 93 vd.; Antalya,Topuz, “Medeni”, s.160; Mehmet Ayan ve  Nurşen Ayan, Kişiler Hukuku, Ankara: Adalet Yayınevi, (2016), s.90 vd.; Yünlü,  “Görüntü”, s.126. 

7Kayıhan, Ünlütepe, “Medeni Hukuk”, s.190; Yünlü, “Görüntü”, s.89; Şaban Kayıhan,  Kişiler Hukuku, Ankara: Seçkin Yayınları, (2022), s.80. 

8Şafak Arıkan, Bedensel Zararlarda Manevi Tazminat, Ankara: Seçkin Yayınları, (2020),  s.81 vd.; Yünlü, “Görüntü”, s.89 vd.

9Yünlü, “Görüntü”, s.93; “…Kişinin doğumla kazandığı bağımsız varlığını ve bütünlüğünü  oluşturan; hayat, beden ve ruh tamlığı, vicdan, din, düşünce ve çalışma özgürlüğü, onuru,  ismi, resmi, sırları ile aile bütünlüğü, sosyal ve duygusal değerlerinin tümü kişilik haklarını  oluşturur ve bunlardan birine yapılan saldırı manevi tazminat gerektirir…” Y4HD., E.  2014/5072 K. 2015/4343 T. 08.04.2015, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim:  19.03.2023. 

10 “…Bir kimsenin ölmüş olan yakınına yönelen saldırı o kişinin kişisel varlığına yönelmiş  bir saldırı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Zira kişilik hakkı insana yakını olanın  ölümünden sonra bu yolda bir hak sağlamaktadır. Bu hak, miras yoluyla ve ölenin bir hakkı  olarak değil de yakınının ölümü ile kişiliğinin çerçevesine giren bir manevi haktır.  Dolayısıyla ölenin yakınlarına yönelmiş bir saldırı sonucu, kişisel varlıkları saldırıya uğrayan  kimsenin BK’nun 49. maddesi çerçevesinde manevi tazminat isteme hakkı olduğu açıktır…”  Y4HD., E. 2007/722 K. 2007/14127 T. 15.11.2007, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat,  Erişim: 19.03.2023.

11 Özge Demirörs ve Sevinç Arslan Hızal, “Türk Ceza Hukuku Açısından Ötanazi”, Ankara  Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 65, Sayı 4, 2016, s.1503 vd. 12 “…Anayasamızın 17. maddesinde belirtildiği üzere; “her insanın doğuştan gelen yaşama  hakkına sahip olduğu ve bu hakkın yasalarla korunmasının gerektiği”, insan hakları içinde  değer sırası bakımından ilk sırada yer alan ve en temel insan hakkı olarak kabul edilen  yaşama hakkının diğer tüm hakların varlık sebebi olduğu ve bu hakların kullanımının yaşama  hakkına bağlı olduğu, bu bakımdan bu hakkın kullanımı için devletin yalnızca insan  yaşamına saygı gösterme anlamında negatif bir yükümlülük altında olmadığı, aynı zamanda  insan yaşamını etkin olarak korumak için gerekli adımları atmak, bu kapsamda bireyleri diğer  kişilerin yaşamsal tehlike yaratan eylemlerinden korumak için uygun önlemleri almak ve  kişinin bizzat kendi yaşamına son vermesinin önüne geçmek için gerekli tedbirleri almak gibi  pozitif yükümlülüklerinin de olduğu…” Y5CD., E. 2013/8776 K. 2015/11766 T. 21.5.2015,  Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 20.03.2023.

13 “…Yukarıda ayrıntılı bir şekilde değinilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere  yaşam hakkı vazgeçilmez, devredilmez mutlak bir haktır. Çocuk bu hakkı sağ doğmak  koşuluyla ana rahmine düştüğü anda elde eder. Hak sahibinin bu haktan vazgeçmesi mümkün  olmadığı gibi onun adına hareket eden kanuni temsilcisi (anne)de bu haktan vazgeçemez.  Ana rahmine down sendromlu olarak düşmüş ve bu şekilde gelişmiş olmak da haktan  vazgeçmenin haklı sebebini oluşturmaz…”, Y11HD., E. 2020/342 K. 2021/6946 T.  8.12.2021, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 20.03.2023. 

14 Yünlü, “Görüntü”, s.97 vd.; M.Ayan, N.Ayan, “Kişiler” , s.92; Osman Gökhan Antalya,  Murat Topuz, a.g.e., s. 161 vd. 

15 M.Ayan, N.Ayan, “Kişiler” , s.92; Arıkan, “ Manevi Tazminat”, s.35.

16 Onur Baskın, Türk Hukuku Bakımından Kişilik Hakkı Kapsamında Kişisel Verilerin  Kullanılması, Ankara: Seçkin Yyaınları, (2021), s.81 vd. 

17 Örn. bkz, Önder Erol Ünsal : “…Peppa Pig” ve ailesi çizgi dizinin bir bölümünde  İtalya’ya giderler ve orada “Keçi (goat)” ailesini ziyaret ederler. “Keçi” ailesinin fertlerinden  birisi, ailenin küçük kızı “Gabriella Goat”, yani İtalyanca karşılığı ile “Gabriella Capra”dır.  Bu arada, “goat (keçi)” kelimesinin İtalyanca karşılığının “capra” kelimesi olduğunu açıkça  belirtmek yerinde olacaktır. Küçük Gabriella, domuz ailesi ile tanışırken kendisini dizinin  İngilizce aslında “Hello. I am Gabriella Goat. Baaaaa” (Merhaba. Ben Gabriella Keçi. Baaaaa  (baaaaa = keçi sesi))şeklinde tanıtır. Dizinin İtalya’daki gösteriminde, bu kısım “Buon  giorno, sono Gabriella Capra. Baaaaa.” şeklinde çevrilir ve gösterilir. Bu tanışmanın ardından  küçük Gabriella, Peppa’yı teyzesinin turistik dükkanına ve amcasının restoranına götürür ve  bölüm devam eder. 

Olanlar bu bölümün İtalya’da gösterilmesinden sonra meydana gelir. 

Gerçek yaşamda “Gabriella Capra” İtalya’da yaşayan, önemli bir firmada çalışan 40 yaşında  bir iş kadınıdır. “Gabriella Capra” bu bölümün gösteriminin ardından arkadaşlarının  kendisiyle sıkça dalga geçtiğini, içinde bulunduğu ortamlarda “Buon giorno, sono Gabriella  Capra.” denmesinin ardından, keçi sesi (Baaaaa) çıkartıldığını, bu şekilde çevresinde  itibarsızlaştırıldığını öne sürerek, “Peppa Pig” çizgi dizisinin yapımcılarına karşı hukuki  girişimlere başlamıştır…” Literatür: Hukuk Kitapları, Makaleler & Tezler | LEXPERA,  Erişim: 21.03.2023. 

18 Baskın, “Kişisel Veri”, s.81; Kayıhan, “Kişiler”, s. 102 vd.

19 Kayıhan, “Kişiler”, s. 103. 

20 “…Bir kişinin fiziki, sosyal ve duygusal kişilik değerlerine iradesi dışı saldırma sonucu  meydana gelen eksilme ve kayıplar manevi zararı oluşturur. Bu tür kişilik hakları hukuka  aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse, manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir.  Yasalarımız manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar kişinin ve ailenin  onur ve saygınlığına yönelik suçlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi, isme saldırı, nişan  bozulması, evlenmenin feshi, babalığın benimsenmemesi, bedensel zarar ve öldürmedir…”  Y4HD., E. 2007/9965 K. 2008/5095 T. 10.04.2008, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat,  Erişim: 21.03.2023; “…TMK’nın 24. ve BK’nın 49. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar,  kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel  varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç  alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki  kesimlidir…” Y4HD., E. 2017/2734 K. 2017/4070 T. 14.6.2017,  Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 21.03.2023.

21“… Bilindiği üzere dış görünüş, kişilik haklarının bir parçası olarak hukuken korunur. Bir  kimsenin dış görünüşü üzerinde kişilik hakkı vardır. Dış görünüşün yansıması ve tekrarı  demek olan resim üzerinde de kişilik hakkı bulunmaktadır ve bu yüzden resim ve portreler  öncelikle kişilik hakkı olarak Medeni Kanun tarafından korunur. FSEK.m.86’da ise resim ve  portreler özel bir hükümle korunmuştur. Kişinin fotoğrafı üzerindeki hak Medeni Kanun ve  Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince kişilik hakkı kapsamında herkese karşı ileri  sürülebilen mutlak haklardandır…” AYİDMK- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınai Haklar Hukuk  Mahkemesi, E. 2018/475 K. 2021/16, T. 19.1.2021, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat,  Erişim: 21.03.2023; Y4HD., E. 2008/6920 K. 2009/3478 T. 10.03.2009,  Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 21.03.2023; Yünlü, “Görüntü”, s.108 vd.;  Baskın, “Kişisel Veri”, s. 86; Kayıhan, “Kişiler”, s.80. 

22 “…Resim ve portreler bir kimsenin dış görünüşünü teşhis etmeye elverecek şekilde  yansıtan yüzey ve cisimlerdir…” AYİDMK- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınai Haklar Hukuk  Mahkemesi, E. 2015/164 K. 2019/154, T. 25.4.2019, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat,  Erişim: 21.03.2023; Yünlü, “Görüntü”, s.109 vd. 

23 “…Başka bir kişiye ait resmi veya fotoğrafı kullanma yetkisi sadece o kişinin iznine  bağlıdır…”, Y4HD., E. 2008/6920 K. 2009/3478 T. 10.03.2009,  Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 21.03.2023. 

24 “…Ayrıca, küçüklerin yaşları itibariyle bu konudaki istek ve rızaları davalıların  eylemlerini haklı kılmayacak ve hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacaktır…” Y4HD., E.  2008/6920 K. 2009/3478 T. 10.03.2009, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim:  21.03.2023.

25 Baskın, “Kişisel Veri”, s. 86 vd. 

26 Baskın, “Kişisel Veri”, s. 88 vd. 

27 “…Somut olayda, davacıya ait fotoğrafın değiştirilerek ve yazılar eklenerek afiş haline  getirilmesi FSEK 86/2 maddesinde sayılan istisna kapsamda olmadığı, topluma mal olmuş 

kimselerin fotoğraflarının; ancak kamu yararı bulunması, güncel olaylarla bağlantılı olarak,  kamunun haber alma hakkı kapsamında ve bu sınırlarla kullanılmasının mümkün bulunduğu,  davacının fotoğrafının ise bu kapsamda kullanılmadığı, fotoğrafa maske eklenerek “…”  ifadesi ile birlikte kullanılmasının TMK 24 ve FSEK 86. madde gereğince hukuka aykırı  kullanım teşkil ettiği yönündeki mahkeme tespiti yerindedir…” İstanbul BAM,16HD., E.  2019/1356 K. 2022/164 T. 3.2.2022, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim:  21.03.2023. 

28 Yünlü, “Görüntü”, s.111 vd. 

29 “…Diğer taraftan, katılan tarafından elde edilmiş olan kayıtların 5237 sayılı TCY’nın Özel  Hükümler başlıklı İkinci kitabının kişilere karşı suçlar başlıklı ikinci kısmının dokuzuncu  bölümünde düzenlenen özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar kapsamında kabulü  de olanaklı değildir. Zira katılan eylemi bir başkasının özel hayatına müdahale olmayıp,  kendisine karşı işlendiğini düşündüğü suçla ilgili olarak kaybolma olasılığı bulunan  kanıtların kaybolmasını engelleyerek, yetkili makamlara sunmak amacıyla güvence altına  almaktır…”, YCGK., E. 2012/1270 K. 2013/248 T. 21.5.2013,  Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim: 22.03.2023. 

Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme  olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen  durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun  kabulü zorunludur. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz  konusudur.

30 “…Açıklanan kanuni düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, yalnızca hukuka ve  yöntemine uygun biçimde kaydedilmesi durumunda kişilerin ses ve görüntü kayıtlarının delil  niteliği bulunacak, buna karşın bir kişinin yaptığı görüşmenin gizlice kaydedilmesi hukuka  aykırı olduğundan, delil olarak değerlendirilmesi olanaklı bulunmamaktadır…”, YCGK., E.  2019/660 K. 2022/580 T. 22.9.2022, Https://www.lexpera.com.tr/ictihat, Erişim:  22.03.2023. 

31 Baskın, “Kişisel Veri”, s. 88; Yünlü, “Görüntü”, s.114.

KAYNAKÇA/BİBLİYOGRAFYA 

Arıkan, Ş. (2020). Bedensel Zararlarda Manevi Tazminat. Ankara: Seçkin  Yayınları. 

Baskın, O. (2021). Türk Hukuku Bakımından Kişilik Hakkı Kapsamında  Kişisel Verilerin Kullanılması. Ankara: Seçkin Yayınları. 

Bülent, T., & Belgin, E. (2014). Roma Hukuku Dersleri. İstanbul: Der  Yayınları. 

Demirörs, Ö., & Hızal, A. S. (2016). Türk Ceza Hukuku Açısından Ötanazi.  Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 65(4), s. 1481 – 1516. 

Hafızoğulları, Z. (1997). İnsan Hakkı Olarak Kişilik Hakları ve Kişilik  Haklarının Konunması. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,  s. 1- 40. 

Mehmet, A., & Nurşen, A. (2016). Kişiler Hukuku. Ankara: Adalet Yayınevi. Osman, G. A., & Murat, T. (2021). Medeni Hukuk. Ankara: Seçkin Yayınları. 

Rona, S. (2011). Kişilik Hakkının Korunmasıyla İlgili Bazı Düşünceler.  İstanbul Üniversitesi Mukayeseli Hukuk Araştırmaları Dergisi,  11(14), s. 93-112.

Şaban, K. (2022). Kişiler Hukuku. Ankara: Seçkin Yayınları. 

Şaban, K., & Mustafa, Ü. (2017). Medeni Hukuk Bilgisi. Ankara: Seçkin  Yayınları. 

Yünlü, S. (2021). Görüntü Üzerinde Kişilik Hakkı. İstanbul: Oniki Levha  Yayınları.

Bu web sitesi “olduğu gibi” sunulmaktadır. Apilex Legal, bu web sitesinde yer alan bilgilere dayanarak veya bu bilgileri herhangi bir şekilde kullanarak yapılan eylemlerden (veya eylemsizlikten) sorumlu değildir ve hiçbir durumda herhangi bir kayıp veya zarardan sorumlu tutulamaz. Bu web sitesinde yayınlanan içerik ve materyaller yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde hukuki görüş olarak kullanılmamalıdır. Bu web sitesi ve içerdiği bilgiler, avukat-müvekkil ilişkisi kurmayı amaçlamamaktadır.

Önerilen Diğer Yazılar

03.06.2026

Mirasın Gerçek Sahipleri

Muris Muvazaası! Ankara’nın gri bir kasım akşamıydı. Eski Bağlum’da, badanası soluk bir evin mutfağında dört kardeş ve yaşlı baba, küçük bir sofranın etrafında oturuyordu. Babanın titreyen elleri çay bardağını zorla kavrıyor, gözleri ortancası İsmail’e dönüyordu. Sesi neredeyse fısıltıyla, “Bu ev senin hakkın oğlum,” dedi. “Diğerleri zaten kendi yollarını buldu.” O akşam masada bir şefkat cümlesi []

03.06.2026

Munzam Zararın İspatında Dönüşüm: İktisadi Adalet, Parasal İlliyet ve Yeni Bir Karine Modeli

Hakem Kararı ile Birlikte ÖZET Munzam zarar (aşkın zarar), para borçlarında borçlunun temerrüdü halinde işleyen temerrüt faizinin alacaklının uğradığı zararı karşılamaya yetmediği durumlarda devreye giren bir denkleştirme aracıdır. Munzam zarar kurumu, TBK m. 122’de “temerrüt faizini aşan zarar” olarak düzenlenmiş olup; borçlunun kusursuzluğunu ispat etmedikçe bu zararı gidermekle yükümlü olacağı kabul edilmiştir. Özellikle yüksek enflasyon ve []