İkale Sözleşmesi İçindeki İbra Hükümlerinin Geçerliliği

09.04.2026
Bu içeriği Yapay Zeka ile özetle:
Av. Abdullah KUTLUKAv. Abdullah KUTLUK

GİRİŞ  

İşveren ile işçi arasında kurulan iş ilişkisi tarafların özgür iradeleri dahilinde bir sözleşme ile kurulur. Bu hukuki ilişki belirli süreli yahut belirsiz süreli olabilir. Fakat süresi, ne olursa olsun bir iş ilişkisi doğası gereği her daim sonlanmaya mahkûm olacaktır.  

İş ilişkisi devam ederken taraflara (işçi-işveren) bazı hak ve borçlar yüklerken iş ilişkisinin sona ermesinden sonra artık ortada bir iş ilişkisi ve buna bağlı bir iş sözleşmesi olmayacağından ötürü kural olarak belirlenen hak ve borçlar da sona ermektedir.  

İş ilişkisinin sonlanmasının ise bazı sebepleri vardır. Bu sebepler, kimi zaman işçinin ölümü, tarafların iş sözleşmesini feshetmesi yahut karşılıklı anlaşma (ikale- bozma) gibi iş ilişkilerini sonlandıran sebeplerdir.  

Sözleşmenin iş hukukuna özgü bir yönü olmasından ötürü iş sözleşmesinin sona ermesi sonucunda sözleşmenin hak ve borçları açısından tarafların bu hükümlere uyma yükümlülüğü olmasa da bazı durumlarda işverenin borçları sözleşme dışında da devam edebilir.  

İkale(bozma) sözleşmesi ile taraflarca sona erdirilen bir iş sözleşmesinde bazı durumlarda işçinin iş görme edimi karşılığı olan hak ve ücret alacakları işveren açısından işçiye karşı borç olarak kalabilmektedir. Bu durumda ise işveren ile işçinin aralarındaki iş ilişkisi hasebi ile kurulan iş sözleşmesi son bulmuş fakat aralarındaki borç ilişkisi devam etmiş olacaktır.  

Son durumda ikale sözleşmesinin taraflarca kararlaştırılması durumunda işverenin işçiye karşı var olan borçları (ücret, haklar vb.) varlığını devam ettirebilecektir.  

İşverenin bu borçlarının sonlanması için işçi ile aralarında borcun sona erdirilmesini sağlayan “ibranameye” ihtiyacı vardır. İbraname TBK’ de düzenlenen ve borcu sona erdiren özel bir sözleşmedir.  

Çalışmamızda ise “ikale sözleşmeleri” hakkında genel bilgi verilip, ikale sözleşmesinin ve ibra sözleşmesinin uygulamada çokça karıştırılması nedeni ile belli başlı ayrımlarına değinilerek, TBK ve İK kapsamında ibra sözleşmesinin özellik, fark ve hükümlerini karşılaştırıp, ikale sözleşmelerinin içinde yer alabilecek ibra hükümlerinin geçerliliği hususu örnek yargıtay kararları ve öğreti kapsamında tartışılacaktır.  

1.İkale(Bozma) Sözleşmesinin Tanımı  

İş sözleşmesinin ikale ile sona erdirilmesi kanunlarımızda düzenlenmediğinden yasal bir tanım da mevcut değildir1.  

İkale kelime anlamı olarak İslam Hukuku’ nda “Bağlayıcı ve feshi kabil bir akdi bozmayı konu edinen akit, bir şeyi gidermek, ortadan kaldırmak2” anlamına gelir.  

İş ilişkisini sona erdiren özel bir hal olan tarafların anlaşarak iş sözleşmesini feshetmesi aralarında bir ikale sözleşmesinin yapılması ile gerçekleşecektir. Yüksek mahkeme ikale sözleşmesi yerine “bozma sözleşmesi” terimini de kullanmaktadır3.  

İkale, iki taraflı bir hukuki işlemdir; öneri (icap) ve kabul ile oluşur. Belirtilen özelliği dolayısıyla, ikale bir “bozma sözleşmesi” dir, böyle olduğu için de Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine tabidir4.Böylelikle sözleşmenin kurulması, sona erdirilmesi ve hükümleri borçlar kanununda belirtilen BK 26,27, 30 vd., hükümleri uygulama alanı bulacaktır.  

İkale sözleşmesi borç ilişkisini (sözleşmeyi) sona erdiren bir etkiye sahiptir. İş sözleşmesi gibi sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmeler bakımından ikalenin etkisi kurulduğu andan itibaren geleceğe dönük (ex-nunc) olarak ortaya çıkar; başka bir anlatımla, sadece sözleşmeyi sona erdirmekle sınırlıdır. Kural olarak, ikale sözleşmesinin iş sözleşmesi devam ederken doğmuş bulunan (ücret vb.) borçlara etkisi yoktur ve bunların talep edilmesine engel oluşturmaz5.  

Bu sözleşme ile işçi ve işveren aralarındaki iş sözleşmesini ortadan kaldırarak, bu sözleşmenin taraflar bakımından yeni haklar ve borçlar doğurmasına engel olmaktadırlar6.  

Böylelikle ikale(bozma) sözleşmesi, sadece iş sözleşmesini ileriye etkili olarak yürürlükten kaldırarak sözleşmeyi ortadan kaldıran bir durumdur. Fakat uygulamada sıkça ikale ile karıştırılan “ibra sözleşmesi” açısından durum farklıdır ve ibra sözleşmesi TBK de düzenlenmiş olup sözleşmeyi değil geçmişe dönük olarak borcu sona erdiren özel bir haldir.  

İkale sözleşmesinin kurulabilmesi için tarafların bu yönde ortak iradesinin olması gerekmektedir. Aynı zamanda tarafların açık veya örtülü iradesinin olması önem arz etmez7.Yüksek mahkemenin de bu yönde kararları mevcuttur8.Yine kanunda belirlenen  bir  ikale  sözleşmesinin  tanımı  ve  geçerliliği  açısından  hüküm bulunmadığından yazılılık şartı bulunmamakta fakat ispat hususu açısından önem arz etmektedir ayrıca öğretide çoğu yazar da bu görüştedir9.  

Bir diğer husus ise ikale sözleşmesinin kanunda düzenlenmemiş olmasına binaen kurulması, şartları, geçerlilik koşulları gibi hususlarda TBK hükümlerinin kıyasen uygulanmasıdır. Öğretide hâkim olan görüşe göre ikale sözleşmesine TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği ifade edilmiş fakat bu hükümlerin borçlar hukukunun doğası gereği tarafların eşit kabul edilmesi görüşünü esas alması yüzünden çıkabilecek tereddüt hallerinde İş Hukuku’na özgü işçi lehine yoruma gidilmesi yönündedir10.Yine yüksek mahkemenin bazı kararları da bu yöndedir11.  

Fesih tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeyi sona erdiren bozucu yenlik doğuran haktır12. Buna karşılık ikale ile sona eren bir iş sözleşmesinde, ikale sözleşmesi kurulurken tarafların karşılıklı örtülü yahut açık irade beyanları esastır. Durum böyle olunca feshe bağlanan kıdem tazminatı, işsizlik sigortası, ihbar tazminatı gibi iş sözleşmesinin fesih sonucu sonlandırılmasına bağlanan hukuki yaptırımlar ikale sözleşmesi için geçerli olmayacaktır13. Yine yüksek mahkemenin bir kararında işveren ile işçinin iradeleri fesih anlamında buluşsa dahi yine de iş sözleşmesini sona erdiren duruma fesih olarak bakmamış ve ikale(bozma) sözleşmesi kapsamında değerlendirmiştir14.  

Son olarak ikale sözleşmesi ile taraflar iş ilişkisini ikale sözleşmesinin düzenlendiği tarihte yahut ileri bir tarihte sonlandırma hususunda anlaşabilirler. Eğer ikale sözleşmesinde iş ilişkisinin ne zaman sonlandırıldığı yazmıyor ise ikale sözleşmesinin imzalandığı tarihin kabulü gerekir15.  

2.İbra Sözleşmesinin Tanımı  

İbra sözleşmesinin hüküm ve şartları ilk 6098 Sayılı TBK 420 ve 132 ile hüküm altına alınmış olup öncesinde iş hukuku ve borçlar hukuku alanında ya yüksek mahkemenin somut olaya göre verdiği kararlar esas alınıyordu ya da 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 111 hükmü uygulama alanı buluyordu. Yüksek mahkeme kararları ve halihazırda sair kanunlardaki hükümler olabildiğince durumun özelliğine göre kıyasen uygulanabiliyordu16.  

İbra sözleşmesi TBK 132 hükmüne göre ibra ile taraflar aralarındaki borcun tamamını veya bir kısmını ortadan kaldırmak hususunda anlaşmaktadırlar17.İbra ikale gibi sözleşmeyi değil borcu ortadan kaldıran, borcun özel sona ermesini sağlayan bir sözleşmedir. Alacaklının alacak hakkından vazgeçmesi ve bunu borçlu olan karşı tarafın da açık yahut örtülü şekilde kabul etmesi gerekir yani ibra istemine sessiz kalan ve muhalefet etmeyen borçlu ibra sözleşmesini kabul etmiş sayılır18.  

İbra sözleşmesi bir tasarruf işlemi olduğundan ötürü borcun özüne dokunulmakta ve borç ortadan kaldırılmaktadır19. İbra, alacaklının alacak hakkını ortadan kaldırmaktadır bu nedenle borçlandırıcı bir işlem olmayıp tasarruf işlemi olmakla birlikte ibra sözleşmesi alacaklının malvarlığındaki aktif kısmı azaltır tüm bu nedenlerden ötürü alacaklının sözleşme konusu alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olması gerekir, örneğin, iflas etmiş olan alacaklının, alacak üzerinde tasarruf yetkisi bulunmadığı için, yapılan ibra sözleşmesi hükümsüzdür20.  

A. İbra Sözleşmesinin İş Hukuku Kapsamında Geçerlilik Şartları  

İbra sözleşmesi sair kanunlarda açıkça belirtilmediği takdirde sözlü yahut yazılı olabilecektir21. Fakat yazılı yapılması ispat hususu açısından kolaylık sağlayacaktır. Fakat kanun koyucu TBK 420 hükmü ile işçi ve işveren arasındaki hukuki ilişkiye binaen ve iş hukukunun özel kanun olmasından ötürü ibranamenin yazılı yapılması ayrıma gitmiştir.  

İş Hukuku açısından ise TBK 420 hükmüne göre işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmeleri yazılı yapılmalı, ibra tarihi ile iş sözleşmesinin sona erme tarihi arasında en az bir aylık süre bulunmalı, ibra konusu alacak türünün ve miktarının açıkça belirtilmeli ve ödemenin hak tutarına göre eksiksiz, banka aracılığı ile yapılması şarttır22.  

İbra sözleşmesinin yazılı yapılması temelde iş hukukunun işçi lehine hükümler barındırmasının ve işçiyi koruması prensibine dayanır. TBK hükümlerine göre ibra sözleşmesinde herhangi bir şekil şartı aranmazken özel olarak düzenlenen 420 hükmü işçi ile işveren arasında yapılacak, işçinin işverenden alacağını ibra etmesine karşılık, durumun tam tersi olması ihtimalinde yazılılık şartı aranmayacaktır23.Yüksek mahkeme de kararlarında işçi alacağına dayanan ibra sözleşmelerinin tanımı doğrultusunda ibranamenin geçerliliğini tespit etmeye çalışmıştır24.  

TBK 420 hükmüne göre ibra sözleşmesi ile borcu doğuran asıl sözleşme arasında en az bir aylık bir süre bulunmalıdır. Yukarıda ifade ettiğimiz ikale sözleşmesi ile sona erdirilmiş bir iş sözleşmesi, işçi ile işveren arasındaki iş sözleşmesinden doğan borç ve yükümlülükleri geleceğe etkili olarak ortadan kaldırırken, işçinin yahut işverenin alacakları ikale sözleşmesinin hüküm bulması ile muaccel olacaktır. Bu alacakları ortadan kaldırmak amacı ile bir ifanın ve bu ifanın gerçekleştiğine ilişkin bir delile yani ibranameye ihtiyaç hasıl olacaktır. İşte tam bu noktada kanun, işçiyi korumak amacı ile iş ilişkisinin sonlandırılmasından itibaren en az 1 aylık sürenin geçmesi ve işçinin alacaklarını baskı altında hissetmeden, düşünerek belirlemesine olanak sağlamıştır25.  

Yine zaman yönünden iş sözleşmesi devam ederken düzenlenmiş bir ibraname geçersiz kabul edilerek ancak makbuz yahut avans hükmünde olacaktır26.Yüksek mahkemenin kararında iş sözleşmesi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmesinin makbuz hükmünde olacağı hüküm altına alınmış ancak iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren düzenlenen kısmi ibranın akıbeti hakkında bir dayanak gösterilmemiş ve geçmişe dönük uygulamalara binaen miktar belirtilen ibranamelerde kısmi ödemenin olması durumunda yine makbuz hükmünde olacağı karar altına alınmıştır27.  

İbraname hakkında bir diğer hüküm ise ödemenin banka aracılığı ile yapılması ve noksansız yapılmasıdır. Öğretide bazı yazarların eleştirdiği üzre ödemenin TBK 420 hükmüne göre banka aracılığı ile yapılması borcu sona erdirecek ibranamenin geçerlilik şartları arasında sayılmıştır. Fakat bazı yazarların eleştirisine göre kanun koyucu ibra ile ifayı birbirine karıştırarak ibranın asıl borcu sona erdirecek bir ifa yöntemi olarak hüküm altına aldığını ifade etmiştir28.  

Temelde borç ifa ile sona erer. İbra sözleşmesi ise gerçekte borcun sona erdiğini ispatlayan bir belge hükmünde yahut makbuz olarak nitelendirilebilir. Bizim de katıldığımız bu görüşe göre, borç ibra sözleşmesi ile sona ermeyecek olmasından ötürü ibra hükümlerinde var olan ödemenin banka aracılığı ile yapılması şartı ibranın geçerliliğine etki etmemeli esasen borcun ödenmiş olması ifa ile mümkün olacağından ötürü ödemenin bir şekilde objektif olarak kanıtlanabilmesi durumunda başka yollarla da yapılabileceği ve mevcut ibranın geçerli olabileceği ihtimal dahilindedir29. Ancak banka dışında yapılan ödemeler sonucunda yüksek mahkemenin ibra sözleşmesini geçersiz kabul ettiği kararları mevcuttur30.Yine yüksek mahkemenin banka dışı ile yapılan ödemelerin borcun ifası yolu ile sona erdiği yönünde kararları da mevcuttur31.  

Uygulamada bazı durumlarda işçilerin işverenden tahsil etmedikleri bir para alacağından ötürü işvereni ibra etmek istemeleri hayatın olağan akışına uymadığından bir işçinin alacağından feragat etmeyi düşünmeksizin imzaladığı ibraname adını taşıyan belge ancak yapılmış ödemeye ilişkin makbuz hükmü taşıyacaktır32.  

Bir diğer husus ise kişiye sıkı sıkıya bağlı, vazgeçilemez dokunulamaz bir hak olan sosyal güvenlik hakkıdır. Doğal olarak işçinin de bu haktan ibra hükümlerine binaen feragat etmesi yahut vazgeçtiğini beyan etmesi hükümsüzdür. Aynı zamanda sosyal güvenlik hakkı hukukumuza göre sadece bir hak değil aynı zamanda bir yükümlülüktür. Sosyal güvenlik hakkından feragat edilemeyeceği de açıkça kanunda düzenlenmiştir olduğundan sosyal güvenlik hakkı ibra sözleşmesinin konusu olamaz33.Yüksek mahkemenin de bu yönde bir kararı mevcuttur34.  

3.İkale Sözleşmesi İçindeki İbra Hükümlerinin Geçerliliği  

Çalışmamızda da belirttiğimiz üzere ikale(bozma) sözleşmesi işçi ve işverenin kısaca taraflar arasındaki iş sözleşmesini sona erdiren bir sözleşmedir. İkale sözleşmesinin temel amacı kabul edilene kadar olan mevcut hak ve borçları koruyarak taraflar arasında kurulan iş sözleşmesinin borçlandırıcı edimlerini geleceğe dönük olarak sona erdirmesi yani kısaca iş sözleşmesini yürürlükten kaldıran bir sözleşmedir35.  

Taraflar aralarındaki iş sözleşmesini ikale sözleşmesi ile sona erdirirken iş ilişkisinden doğabilecek tüm talep haklarından ötürü yaşanacak çekişmeleri ve davaları önlemek isterler. Bu niyet sonucunda ikale sözleşmelerinde doğmuş yahut ileride doğabilecek karşılıklı tüm hukuki menfaatleri sebebi farketmeksizin bunlardan vazgeçildiğini ikale ile kararlaştırmak isteyebilirler36. Bu durumdan ötürü ikale sözleşmesinin içerisinde ibra, sulh yahut feragat amaçlı hükümler bulunabilmekte ve her zaman bu hükümlerin niteliğinin belirlenebilmesi kolay olmayabilmektedir. Somut durumun niteliklerine göre bu hükümlerin belirlenmesi yerinde olacaktır.  

Yukarıdaki bilgi doğrultusunda iş ilişkisi ikale ile sona erdirilirken işçinin hafta tatili, fazla mesai alacağı, ulusal bayramlarda çalışmaya dair alacakları vs. kapsamında olan ücrete dair alacakların ifa edilmesine yer olmadığına dair hükümlerin bulunması bir ibra hükmü niteliğinde olacaktır.  

İkale sözleşmesinin içerisinde bulunan mevcut ibra niteliğinde hüküm uygulamada bazı sorunlara ve öğretide bazı tartışmalara yol açmaktadır. Bu uyuşmazlığın temelinde 6098 sayılı TBK 420 hükmü ve ikale sözleşmesinin doğası yatmaktadır.  

Yukarıda ifade ettiğimiz üzre TBK 420 hükmüne binaen taraflar arasında yapılacak ibra sözleşmesinin iş ilişkisi sona erdikten sonra en az 1 (bir) aylık sürenin dolmasını gerektirmektedir. Buna karşılık ikale sözleşmeleri ise iş ilişkisini kurulduğu anda yahut ileri tarihte sona erdiren bir sözleşmedir. İş ilişkisini ileri tarihte sona erdiren ikale sözleşmesinin içinde bulunan ibraya dair hükümler ve ibra kapsamında yapılacak ödemeler ancak borcun ifası olacak ve iş ilişkisi sona ermediğinden ötürü ikalenin geçerlilik tarihine kadar banka yahut sair ödeme kanalları ile yapılan ödemeler ancak mevcut olan borçların ödendiğinin kanıtı olan makbuz hükmünde olacaktır.  

Bu duruma karşın iş ilişkisini kurulduğu anda sona erdiren ikale sözleşmesinin içerisindeki hükümler TBK 420 ye aykırı olabilecektir. Anılan hükme göre taraflar arasında iş ilişkisine dayalı bir ibra sözleşmesinin kurulabilmesi için ancak 1(bir) aylık sürenin geçmiş olması aranmaktadır. Buna karşın ikale sözleşmesinin içerisinde bulunan ibraya dair hükümler ise 1 aylık süre dolmadan ikale sözleşmesinin kurulması ile gündeme gelecektir.  

Kanun koyucunun ibranamenin düzenlemesi için 1 (bir) aylık süre şartını getirmesi işçinin işverenin baskısı ve iş ilişkisinin getirdiği külfet nedeni ile işçinin ibranamede sağlıklı bir iradesinin olmayacağıdır. İşçi iş sözleşmesi sona erdikten sonraki 1 aylık süreçte iş ve işverenle bağını koparması ile birlikte sağlıklı olarak ibra sözleşmesine taraf olacağı bir karinedir ayrıca 1 aylık süre geçmeden yapılacak ibra sözleşmesi kesin hükümsüz olacaktır. Yine yüksek mahkemenin de bu yönde kararları mevcuttur37.  

Buna karşılılık ikale sözleşmesi içinde ibra hükümleri sözleşmeyi geçersiz hale getirmeyecek sadece ibraya ilişkin hükümler kesin hükümsüz kabul edilecektir38.  

İkale içinde var olan ibra hükümleri açısından işçilik alacaklarının tümünün mevcut ibra hükmünü geçersiz kılmayacağı 6098 sayılı TBK yürürlüğe girmeden önce öğretide savunulmuştur39. Çünkü emeği ile geçinen işçinin işvereni iş ilişkisi henüz sona ermeden ibra hükümleri ile feshe bağlanan tazminat gibi haklarından vazgeçmesi hayatın olağan akışına aykırı düşecektir40. Fakat işçinin her ay düzenli olarak çalışmasının karşılığı olarak aldığı ücret açısından öncesinde yahut ikale sözleşmesinin içerisinde bulunan bir ibra hükmü ile ödendiği mümkün olabilecektir. Sonuç olarak iş ilişkisi devam ederken kararlaştırılan ibra hükümlerinin hepsi kesin hükümsüz olmayıp durumun özelliğine ve ibra konusu edimine göre geçerli ibra hükümleri doğurabilecektir. Kısaca 6098 sayılı TBK’den önce önemli husus iş ilişkisi devam ederken ibra hükmünün geçerli olabilmesi için ibra edilen alacağın işçinin feshe bağlanan alacaklarından olmamasıdır.  

Böylelikle iş ilişkisi sırasında yukarıda sayılan kısmi sebeplerden ötürü taraflar arasında anlaşılan ibra hükümleri geçerli olup keza ikale sözleşmesi içerisinde aynı özelliklerde bulunan ibra hükümleri de geçerli olabilecekti.  

Fakat yeni kanun ile ibra sözleşmeleri açısından kesin bir hüküm getirilerek ibra sözleşmesinin iş ilişkisinin sona ermesinden 1 ay süre sonra ancak düzenlenebileceği hükme bağlanmıştır. Böylelikle iş sözleşmesi henüz sona ermeden yapılacak her türlü ibraname geçersiz olacak ancak makbuz hükmünde olabilecektir. Keza ikale sözleşmesi içerisinde işveren ile işçi arasında ibra hükümlerinin de bulunması var olan ibra hükümlerini TBK 420 hükmüne binaen hükümsüz kılacaktır.  

İkale sözleşmesinin aynı zamanda ibra hükümlerini barındırması hususunda bir diğer değinilmesi gerek konu ise ikale sözleşmesinin içerisinde işçinin doğmuş olması muhtemel alacaklarının da işçiye verilmiş olmasıdır.  

Kanaatimizi göre sonuç olarak iş ilişkisinin tarafları arasında her ne kadar ikale sözleşmesi içerisinde ibra hükümlerine yer verilemese de işçi ile işveren arasında borcu sona erdiren durumun borcun ifası olduğu düşünüldüğünde, ikale sözleşmesi sırasında işçinin iş sözleşmesinin sona ermesinden ötürü doğmuş/doğacak tüm haklarının işverence ödenmesi durumunda taraflar arasında borç ve alacaklar ifa yolu ile sona ermiş olup ibra sözleşmesi bu borcun ödendiğine ancak ayrıca bir kanıt olabilecektir. Yukarıda ifade ettiğimiz üzre borç ibra ile değil ifa ile sona ermekte ve işçi ile işveren tarafından yapılacak borcun ifasına yönelik girişimler objektif olarak kanıtlanabilir belgeler olduğu sürece zaten borcu ortadan kaldırabileceği için bir nevi ibra sözleşmesi anlamı taşıyacaktır. Çünkü burada eksiksiz olarak borcun ifası ve karşı tarafın sessiz kalarak bu ifayı reddetmemesi sonucunda bir nevi alacağın kabulü ile ibralaşmış olunabilecektir.  

4.SONUÇ  

İkale sözleşmeleri ile ibra sözleşmeleri uygulamada sıkça karıştırılan ve benzerlikleri bulunan iki kurumdur. TBK öncesinde kanunda tanımı yer almayan ibra hükümleri sair mevzuattaki tanımlarından hareketle yargı kararları çerçevesinde şekillenmiştir. Halihazırda ikale sözleşmelerinin de kanunda yer almaması öğreti ve yargı karaları ışığında şekillenmesine sebep olmuştur. Bu durumdan ötürü çeşitli uygulama farklılıkları ve anlaşmazlıklar ortaya çıkmış olup böylelikle uzun bir zaman sonra ikale yargı kararlarında giderek yeknesak uygulamalara ve kurallara yerini bırakmıştır.  

Çalışmamızda değindiğimiz üzre ikale sözleşmesi var olan bir iş ilişkisini sona erdiren bir sözleşme olup ibra sözleşmesi ise var olan borcun sona erdiğine dair bir belge niteliği taşır. İbra sözleşmesini de yine ifa ile karıştırmamak gerekmekte; ibra sözleşmesi asıl borcun sona erdiğine dair bir belge niteliğinde olmasına karşın asıl borç her durumda ifa ile sona erecektir. Yani borçlu elinde mevcut bir ibra sözleşmesi olmasa dahi borcu ifa ile sona erdirdiğini kanıtladığı durumlarda borç sona ermiş ve ibra sözleşmesine de gerek kalmamış olacaktır.  

Bazı durumlarda ibra sözleşmeleri feragat, sulh, bağışlama özelliklerine sahip olabilmekte ve bazı durumlarda bu kurumlarla da karıştırılabilmektedir. Fakat iş hukukunda işçinin maddi olarak işverene kıyasla daha güçsüz konumda bulunmasından ötürü işçinin işvereni ibra etmesi hayatın olağan akışına ters düşeceğinden yukarıda sayılan kurumlar iş hukuku açısından uygulama alanı bulmayacaktır.  

Son olarak önceki kanun zamanında ikale sözleşmelerinin içerisinde fesih nedeni ile doğacak haklar hariç olmak üzre işçinin ücrete dair alacakları ibra hükümlerine konu olabilirken, 6098 sayılı TBK 420 kapsamında her türlü ibra için iş ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 aylık kesin süre aranmıştır.  

DİPNOTLAR  

1 Astarlı, Muhittin, “İkale İçeriğinde Yer Alan İbra Hükümlerinin Geçerliliği Sorunu”, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 34, 2015, s. 42 / Karaç, Serkan Taylan, Türk İş Hukukunda İkale (Bozma) Sözleşmeleri, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2020, s.66 / Sevimli, Ahmet, “İş Hukukunda İbra ve İkale Sözleşmelerinin Geçerlilik Koşulları Konusundaki Gelişmeler”, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 14, 2009, s. 85.  

2 https://islamansiklopedisi.org.tr/, (E:10.01.2023).  

3 “…Borçlar Kanunun 23-31 maddeleri arasında düzenlenmiş olan irade fesadı hallerinin, bozma sözleşmeleri yönünden titizlikle ele alınması gerekir. Bir işçinin bozma sözleşmesi yapma konusundaki icap veya kabulde bulunmasının…” Y9HD., E. 2014/34834 K. 2015/2334, 27.1.2015, https://www.lexpera.com.tr/ictihat, (E:10.01.2023).  

4 Taşkent, Savaş, “İş sözleşmesinin İkale Yolu ile Sona Erdirilmesi”, Kamu- İş Hukuku ve İktisat Dergisi, Cilt 11, Sayı 4, 2011, s.2 / Süzek, Sarper, İş Hukuku, Beta Yayınları, İstanbul, 2021, s.533 / Gerek, Hasan Nüvit, “İş Sözleşmesinin İkale Sözleşmesi ile Sona Ermesi”, Çalışma ve Toplum Dergisi, Sayı 4, 2014, s.46 / Çil, Şahin, “İbra Sözleşmesi ile İkale Sözleşmesinin İş Güvencesine Etkileri”, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 7, 2007, s.27.  

5 Sevimli, Ahmet, s.85 / Çelik Nuri/ Caniklioğlu, Nurşen/ Canbolat, Talat, İş Hukuku Dersleri, Beta Yayınları, İstanbul, 2020, s. 46 /Astarlı, Muhittin, s.42 / Karaç, Serkan Taylan, “Türk İş Hukuku Bağlamında İkale Sözleşmelerinin Geçerlilik Ölçütleri ve “Makul Yarar” Kavramı”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 50, 2022, s.390.  

6 Astarlı, Muhittin, s.42.  

7 Taşkent, Savaş, s.2 vd./ Çelik Nuri/ Caniklioğlu, Nurşen/ Canbolat, Talat, s.461 / Karşıt görüş:  

Karaç, Serkan Taylan, “Makul Yarar”, s.391 / Karaç, Serkan Taylan“İkale”., s.71 vd.  

8“…Hizmet sözleşmesini sona erdiren anlaşma açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Somut olayda, toplanan deliller ve dinlenen tanık ifadeleri ile davalının işverene verdiği ve işverence de kabul edilen dilekçe ve olayların akışı birlikte değerlendirildiğinde, hizmet sözleşmesinin tarafların karşılıklı rıza ile sona erdiğinin kabulü gerekir…” Y9HD, E. 1994/2473 K. 1994/2638, 21.02.1994, https://www.lexpera.com.tr/ictihat, (E:10.01.2023); “…Bu anlamda bozma sözleşmesinin şekli, yapılması, kapsam ve geçerliliği Borçlar Kanunu hükümlerine göre saptanacaktır. Buna karşılık iş sözleşmesinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erdirilmesi, İş Hukukunu yakından ilgilendirdiği için ikalenin yorumunda iş sözleşmesinin yorumunda olduğu gibi genel hükümler dışında İş Hukukunda yararına yorum ilkesi gözönünde bulundurulacaktır…” Y7HD, E. 2015/32878 K. 2016/24, 18.1.2016,  

9 Karaç, Serkan Taylan, “Makul Yarar”., s.392 / Sevimli, Ahmet, s.88 / Gerek, Hasan Nüvit, s.45.  

10 Çelik Nuri/ Caniklioğlu, Nurşen/ Canbolat, Talats.461 vd. / Süzek, Sarpers.534 / Çil, Şahin, s.27  

Gerek, Hasan Nüvit, s.47 / Taşkent, Savaş, s.2 / Karaç, Serkan Taylan, s.393 vd.  

11 “…Bu anlamda bozma sözleşmesinin şekli, yapılması, kapsam ve geçerliliği Borçlar Kanunu hükümlerine göre saptanacaktır. Buna karşılık iş sözleşmesinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erdirilmesi, İş Hukukunu yakından ilgilendirdiği için ikalenin yorumunda iş sözleşmesinin yorumunda olduğu gibi genel hükümler dışında İş Hukukunda yararına yorum ilkesi göz önünde bulundurulacaktır…”,Y9HD,E.2008/42179K.2009/6949,16.03.2009,https://www.lexpera.com.tr/ictihat  

, (E:10.01.2023),“…Bozma sözleşmesi yoluyla iş sözleşmesi sona eren işçi, iş güvencesinden yoksun kaldığı gibi, kural olarak feshe bağlı haklar olan ihbar kıdem tazminatlarına da hak kazanamayacaktır. Yine 4447 sayılı Kanun kapsamında işsizlik sigortasından da yararlanamayacaktır. Bütün bu hususlar, İş Hukukunda hâkim olan ibranamenin dar yorumu ilkesi gibi, hatta daha da ötesinde, ikale sözleşmesinin geçerliliği noktasında işçi lehine değerlendirmenin gerekliliğini ortaya koymaktadır…”, Y22HD, E. 2011/13539 K. 2012/6375, 05.04.2012, https://www.lexpera.com.tr/ictihat, (E:10.01.2023).  

12 Çelik Nuri/ Caniklioğlu, Nurşen/ Canbolat, Talat, s.476 vd./ Süzek, Sarpers.538 vd.  

13 Çelik Nuri/ Caniklioğlu, Nurşen/ Canbolat, Talat, s.462vd./ Süzek, Sarpers.533/ Sevimli, Ahmet,  

s.89 / Arıcı, Kadir, Türk İş Hukuku- I Ferdi İş İlişkileri Hukuku, Ankara, 2022, s. 241 / Kaplan, E. Tuncay Senyen, Bireysel İş Hukuku, Ankara, 2017, s.229 / Karaç, Serkan Taylan“İkale”, s.74 vd./ “…Bozma sözleşmesinde icapta, iş ilişkisi karşı tarafın uygun irade beyanı ile anlaşmak suretiyle sona erdirmeye yönelmiştir. Bu sebeple, ikale sözleşmesi akdetmeye yönelik icap, fesih olarak değerlendirilip, feshe tahvil edilemez…”, Y9HD, E. 2014/10089 K. 2014/12594, 14.4.2014,  

14 “… İşçi ve işveren iradelerinin iş sözleşmesinin feshi konusunda birleşmesi, bir tarafın feshi niteliğinde değildir. İş Kanunu’nda bu sona erme türü yer almasa da, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren açıklamasının ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur…”, Y9HD, E. 2017/21980 K. 2018/6265, 26.3.2018, https://www.lexpera.com.tr/ictihat, (E:10.01.2023).  

15 Çelik Nuri/ Caniklioğlu, Nurşen/ Canbolat, Talat, s.462/ Karaç, Serkan Taylan, s.85 vd./ Karaç,  

Serkan Taylan, “Makul Yarar”, s.390 vd.  

16Çil, Şahin“6098 Sayılı Borçlar Kanunu Hükümleri Çerçevesinde İş Hukukunda İbra Sözleşmelerinin Geçerliliği”, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 21, 2011, s.67 vd. / Sarıhan, Banu Bilge, “Türk Borçlar Hukukunda ve İş Hukukunda İbranın Hukuki Boyutu”, Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 3, Sayı 1, 2020, s.100vd.; Çelik Nuri/ Caniklioğlu, Nurşen/ Canbolat, Talat, s.685 / “…Delil olarak ibraz edilen ibranamede davacı 2.7.1994 tarihinde işyerinden ayrıldığını ve işyerinden ayrılırken yıllık izin ücretlerini ve kıdem tazminatını tamamen aldığını ve işverene ibra ettiğini bildirmiştir. Davacı ibranamedeki imzayı ve ibranameyi inkar etmiş değildir. İbranamenin aktin feshinden sonra verildiği içeriğinden anlaşılmakta ve ibranamede davacı açıkça yıllık izin ücretlerini ve kıdem tazminatını işyerinden ayrılırken tamamen aldığını kabul etmektedir. Buna rağmen mahkemece ibranameye değer verilmeyerek davacının yıllık izin ücreti ve kıdem tazminatı taleplerinin kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…” Y9HD, E. 1997/7572 K. 1997/10644, 03.06.1997, Y13HD, E. 2010/5342 K. 2010/13830, 25.10.2010, https://www.lexpera.com.tr/ictihat, (E:11.01.2023). 17 Günergök, Özcan/ Kayıhan, Şaban, Borçlar Hukuku Dersleri, Umuttepe Yayınları, İstanbul, 2020, s.336/ Sarıhan, Banu Bilge, s.101/ “…Birçok Yargıtay kararında vurgulandığı uzere alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasını kapsayan akde “İbra” denir. O halde İbranamenin hukuki niteliğinin ve kapsamının diğer bir deyimle, davacının gerçek amacının ne olduğu tespit edilmelidir…” Y13HD, E. 2010/5342 K. 2010/13830, 25.10.2010, https://www.lexpera.com.tr/ictihat, (E:11.01.2023).  

18 Günergök, Özcan/ Kayıhan, Şaban, s.336.  

19 Günergök, Özcan/ Kayıhan, Şabans.336/ Sarıhan, Banu Bilge, s.102.  

20 Sarıhan, Banu Bilge, s.102/ Çil, Şahin, “İbra Sözleşmelerinin Geçerliliği”, s.66 vd. / Günergök,  

Özcan/ Kayıhan, Şaban, s.336.  

21 Oğuzman, M. Kemal/ Öz, Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2014, s. 555.  

22 Çelik Nuri/ Caniklioğlu, Nurşen/ Canbolat, Talat, s.685/ Süzek, Sarper, s.706/ Sarıhan, Banu Bilge, s.114/ Çil, Şahin, “İş Güvencesi”, s.26.  

23 Süzek, Sarper, s.706/ Sarıhan, Banu Bilge, s.114/ Günergök, Özcan/ Kayıhan, Şaban, s.336.(dpn. 836) / Çelik Nuri/ Caniklioğlu, Nurşen/ Canbolat, Talat, s.685 vd.  

24 “…6098 sayılı sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmeleri başlıklı 6. bölümünün 420. maddesinde iş ilişkilerinde borcun ibra yoluyla sona ermesi düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınları dahil, hizmet sözleşmesinden doğan tüm tazminat alacaklarında işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur…” Y21HD, E. 2016/10435 K. 2018/202, 16.1.2018, https://www.lexpera.com.tr/ictihat , (E:11.01.2023).  

25 Süzek, Sarper, s.706./Sarıhan, Banu Bilge, s.115.  

26Astarlı, Muhittin, s.44/ Sarıhan, Banu Bilge, s.111/ Sevimli, Ahmet, s.90/ Gerek, Hasan Nüvits. 51 vd./ “…Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde, iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkündür…İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez… Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz…” Y7HD, E.2015/3019 K.2015/2685, 26.2.2015,https://www.lexpera.com.tr/ictihat, (E:11.01.2023).  

27 “…Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz…” Y7HD, E. 2015/6788 K. 2016/6730, 21.3.2016, https://www.lexpera.com.tr/ictihat ,(E:12.01.2023).  

28 Süzek, Sarper, s.797/ Çil, Şahin, “İbra Sözleşmelerinin Geçerliliği”, s.67.  

29 Süzek, Sarper, s.…. vd.  

30 “…İş ilişkisinde borcun ibra yoluyla sona ermesi ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420 inci maddesinde öngörülmüştür. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir…” Y7HD, E. 2015/6788 K. 2016/6730, 21.3.2016, https://www.lexpera.com.tr/ictihat, (E:12.01.2023).  

31 “…6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun değinilen maddesinde, işverence yapılacak olan ödemelerin banka yoluyla yapılması zorunluluğunun getirilmesi, ibranamenin geçerliliği noktasında sonuca etkilidir. Ancak banka dışı yollarla yapılan ödemelerde de borç ibraname kapsamında tamamen veya kısmen ifa yoluyla sona ermiş olur…” Y9HD, E. 2016/23611 K. 2016/16274, 21.9.2016, https://www.lexpera.com.tr/ictihat, (E:12.01.2023).  

32 Oğuzman, M. Kemal / Öz, Turgut, s. 556.  

33 Sarıhan, Banu Bilge, s.113 vd.  

34 “…Dava, nitelikçe 1.10.1974-21.1.1983 tarihleri arasında davalılardan …… İplik Fabrikası İşyeri Camisi’nde hizmet akti ile sigortalı olarak çalıştığının tesbiti davasıdır ve bu yolda subuta ermiştir. Bu durum karşısında, davacı söz konusu dönemde 506 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca mecburi sigortalıdır ve sigortalı olmak hak ve yükümüyle karşı karşıyadır, bunlardan kaçınamaz ve vazgeçemez. Bu hüküm kamu düzenine ilişkindir.  

Anılan feragatnamede ise, davacı bu dönemde yaptığı işin, hizmet akdi konusu olmadığını, hayır işi olduğunu, İş ve Sosyal Sigortalar Kanunları çerçevesinde işverenden hiçbir hak ve tazminat talep etmeyeceğini, işvereni ibra ettiğini belirtmekte ve bu nedenle de 1983/26 esas sayılı hizmet tesbiti davasından feragat ettiğini bildirmektedir…”, Y10HD, E. 1985/223 K. 1985/418, 01.02.1985, https://www.lexpera.com.tr/ictihat, (E:13.01.2023).  

35 Astarlı, Muhittin, s.43 / Sevimli, Ahmet, s.85 / Çelik Nuri/ Caniklioğlu, Nurşen/ Canbolat,s. 46/  

Karaç, Serkan Taylan, “Makul Yarar”,s.390.  

36 Astarlı, Muhittin, s.44  

37 Çil, Şahin, “İbra Sözleşmelerinin Geçerliliği”, s.68 vd./ Süzek, Sarpers.796 / Çelik Nuri/ Caniklioğlu, Nurşen/ Canbolat, Talat, s.466 vd./ Sarıhan, Banu Bilge, s.116/ “İş ilişkisinin devamı sırasında düzenlenen ibra sözleşmeleri geçerli değildir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak ya da bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmiş sayılmalıdır.” Y9HD, E. 2008/12224 K. 2009/37011, 26.12.2009, https://www.lexpera.com.tr/ictihat, (E: 14.01.2023).  

38 Çelik Nuri/ Caniklioğlu, Nurşen/ Canbolat, Talat, s.467/ Astarlı, Muhittin, s.44 vd.  

39 Çil, Şahin, s.68 vd.  

40 “…İşçi emeği karşılığında aldığı ücret ve diğer parasal hakları ile kendisinin ve ailesinin geçimini temin etmektedir. Bu açıdan bakıldığında bir işçinin nedensiz yere işvereni ibra etmesi hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir…” Y9HD, E. 2011/32699 K. 2012/9320, 21.03.2012, https://www.lexpera.com.tr/ictihat, (E: 14.01.2023).  

KAYNAKÇA  

Arıcı, Kadir, Türk İş Hukuku- I Ferdi İş İlişkileri Hukuku, Ankara, 2022.  

Astarlı, Muhittin, “İkale İçeriğinde Yer Alan İbra Hükümlerinin Geçerliliği Sorunu”,  

Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 34, 2015, s. (41-46).  

Çelik Nuri/ Caniklioğlu, Nurşen/ Canbolat, Talat, İş Hukuku Dersleri, Beta Yayınları, İstanbul, 2020.  

Çil, Şahin“6098 Sayılı Borçlar Kanunu Hükümleri Çerçevesinde İş Hukukunda İbra Sözleşmelerinin Geçerliliği”, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 21, 2011, s. (66-85).  

Çil, Şahin, “İbra Sözleşmesi ile İkale Sözleşmesinin İş Güvencesine Etkileri”, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 7, 2007, s. (23-35).  

Gerek, Hasan Nüvit, “İş Sözleşmesinin İkale Sözleşmesi ile Sona Ermesi”, Çalışma ve Toplum Dergisi, Sayı 4, 2014, s. (43-58).  

Günergök, Özcan/ Kayıhan, Şaban, Borçlar Hukuku Dersleri, Umuttepe Yayınları, İstanbul, 2020.  

Kaplan, E. Tuncay Senyen, Bireysel İş Hukuku, Ankara, 2017.  

Karaç, Serkan Taylan, “Türk İş Hukuku Bağlamında İkale Sözleşmelerinin Geçerlilik Ölçütleri ve “Makul Yarar” Kavramı”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 50, 2022, s. (385-416).  

Karaç, Serkan Taylan, Türk İş Hukukunda İkale (Bozma) Sözleşmeleri, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2020.  

Oğuzman, M. Kemal/ Öz, Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2014.  

Sarıhan, Banu Bilge, “Türk Borçlar Hukukunda ve İş Hukukunda İbranın Hukuki Boyutu”, Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 3, Sayı 1, 2020, s. (99-119).  

Sevimli, Ahmet, “İş Hukukunda İbra ve İkale Sözleşmelerinin Geçerlilik Koşulları Konusundaki Gelişmeler”, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 14, 2009, s. (84-107).  

Süzek, Sarper, İş Hukuku, Beta Yayınları, İstanbul, 2021.  

Taşkent, Savaş, “İş sözleşmesinin İkale Yolu ile Sona Erdirilmesi”, Kamu- İş Hukuku ve İktisat Dergisi, Cilt 11, Sayı 4, 2011, s. (1-8). 

Bu web sitesi “olduğu gibi” sunulmaktadır. Apilex Legal, bu web sitesinde yer alan bilgilere dayanarak veya bu bilgileri herhangi bir şekilde kullanarak yapılan eylemlerden (veya eylemsizlikten) sorumlu değildir ve hiçbir durumda herhangi bir kayıp veya zarardan sorumlu tutulamaz. Bu web sitesinde yayınlanan içerik ve materyaller yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde hukuki görüş olarak kullanılmamalıdır. Bu web sitesi ve içerdiği bilgiler, avukat-müvekkil ilişkisi kurmayı amaçlamamaktadır.

Önerilen Diğer Yazılar

13.04.2026

Denkleştirici Adalet İlkesi: Sepet Hesabında Taşınmaz Değer Artış Oranı Ölçütünün Çerçevelenmesi

Giriş Hukuk düzeni, uyuşmazlıkları yalnızca biçimsel doğrularla değil; maddi adalet duygusunu tatmin eden ve hakkaniyete uygun sonuçlarla çözmek zorundadır. Özellikle yüksek enflasyon ve fiyat düzeyindeki hızlı değişimlerin görüldüğü dönemlerde nominal tutar üzerinden yapılan iade, taraflar arasındaki malvarlığı dengesini fiilen kuramayabilir. Bu durum geçersiz sözleşmelerin tasfiyesinde daha da belirginleşir: Ödenen para zaman içinde alım gücünü kaybeder; []

13.04.2026

Yapay Zeka ile Oluşturduğunuz Görsel (Muhtemelen) Size Ait Değil!

Markanız için Midjourney’de harika bir görsel oluşturdunuz. Mükemmel görünüyor. Ama hemen bir soru kafanıza takılıyor: Bu görseli ticari amaçlarla kullanma hakkınız var mı? Ve hepsinden önemlisi, gerçekten size mi ait? Bu soru giderek daha fazla profesyonelin gündemine giriyor ve cevap… sanıldığından çok daha karmaşık. Birinci Adım: Kullanım Koşullarını Okuyun Yapılacak ilk şey — ve çoğunlukla []