6222 SAYILI KANUN VE SINIRLARI

23.02.2026
Bu içeriği Yapay Zeka ile özetle:
Arb. Av. Özkan Burak Özmen, LLMArb. Av. Özkan Burak Özmen, LLM

Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun 2011 yılında hayatımıza girmiştir. Yıllar içerisinde çeşitli değişiklikler yapılarak günümüzdeki halini almıştır. Bu süreçte kanundaki boşluklar yahut keyfi uygulamalar nedeniyle yargının bütün unsurları ve vatandaşlar zor anlar yaşamıştır. Bu yazımızda keyfi uygulamalara dair kişisel kanaatlerimiz kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Türkiye’de oynanan spor müsabakalarında yaşanan çoğu sorun ortak niteliktedir. Müsabaka öncesi toplanma alanları, stadyuma yolculuk esnası, stadyuma giriş süreci, müsabaka esnasında tribün olayları ve müsabaka sonrası tahliye süreçleri olarak kategorize etmek mümkündür. Son zamanlarda karşılaştığımız sorunlardan bir tanesi ise stadyuma yolculuk esnası ve stadyum çevresinde biletsiz taraftarların durumudur. 

Türk Hukukunda taraftar hakları kapsamında sayılabilecek özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte 6222 Sayılı Kanun ve 7405 Sayılı Kanun kapsamında taraftarlar ile ilgili olabilecek hükümler yer almaktadır. 6222 Sayılı Kanunun “Yasak Fiiller ve Ceza Hükümleri” başlıklı üçüncü bölümünde işlediğimiz konuyla ilgili detaylar bulunmaktadır. Kanun’un 15. Maddesi “Bu Kanun hükümlerine göre temin edilmiş bileti olmaksızın spor müsabakalarını izlemek amacıyla spor alanlarına giren kişi, adli para cezası ile cezalandırılır.”şeklinde düzenlenmiştir. Yine Kanun’un 18. Maddesinde “Kişinin, bu Kanunda tanımlanan veya yollamada bulunulan ilgili kanunlardaki suçlardan dolayı mahkemece kurulan hükümde, hakkında güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden yasaklanmasına karar verilir. Seyirden yasaklanma ibaresinden kişinin müsabakaları ve antrenmanları izlemek amacıyla spor alanlarına girişinin yasaklanması anlaşılır.”düzenlemesi yer almaktadır. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde spor müsabaka alanlarına biletsiz olarak giren kişi hem adli para cezasıyla cezalandırılacağı hem de hakkında seyirden men tedbiri uygulanacağı anlaşılmaktadır.

Uygulamada karşılaşılan sorun ise henüz müsabaka başlamadan stadyum çevresinde bulunan biletsiz taraftarlar hakkında bu hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağı noktasında toplanmaktadır. Kanunun 3. maddesinde spor alanı tanımı şu şekilde yapılmıştır; “spor müsabakalarının veya antrenmanların gerçekleştirildiği alanlar ile seyircilere ait seyir alanları, sporculara ait soyunma odası ve bu Kanunun uygulanması kapsamında spor yapmaya elverişli alanları,..”. Kanaatimizce Kanun, bileti olmaksızın spor alanlarına giren ifadesiyle unsurları açıkça ortaya koymuştur. Bir kişi hakkında bu tedbirin ve yaptırımın uygulanması için biletsiz olması ve spor alanlarına girmiş olması unsurlarının birlikte gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Bu nedenle müsabaka başlamadan evvel spor alanı çevresinde biletsiz olarak bir taraftarın bulunması salt cezalandırılmasına yeterli değildir. Bu hususta tartışılabilecek iki konu stadyum çevresinin spor alanına girme unsurunu oluşturup oluşturmadığı, yine stadyuma giriş adında turnikelere gelen kişinin eyleminin teşebbüs sayılıp sayılamayacağı konularıdır. Bu tür olayların değerlendirilmesinde kolluk ve yargının tüm unsurlarının hassasiyet ile yaklaşması gerekmektedir. 

Uygulamada karşılaştığımız konular göz önüne alındığında keyfi olarak uygulanan seyirden men tedbirleri çoğu zaman CMK’nın 109. maddesinde düzenlenen adli kontrol tedbirlerinden ve hatta mahkumiyet kararlarından daha ağır sonuçlar doğurabilmektedir.

Sonuç olarak; kanaatimizce sporda şiddetle mücadele edilirken, ‘suçta ve cezada kanunilik’ ilkesinden ödün verilmemelidir. Keyfi uygulamaların önüne geçmek adına, stadyumların etki alanlarını ve taraftar haklarını netleştiren ikincil mevzuat çalışmalarına ivedilikle ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu web sitesi “olduğu gibi” sunulmaktadır. Apilex Legal, bu web sitesinde yer alan bilgilere dayanarak veya bu bilgileri herhangi bir şekilde kullanarak yapılan eylemlerden (veya eylemsizlikten) sorumlu değildir ve hiçbir durumda herhangi bir kayıp veya zarardan sorumlu tutulamaz. Bu web sitesinde yayınlanan içerik ve materyaller yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde hukuki görüş olarak kullanılmamalıdır. Bu web sitesi ve içerdiği bilgiler, avukat-müvekkil ilişkisi kurmayı amaçlamamaktadır.

Önerilen Diğer Yazılar

23.02.2026

Göç Hukuku Neden Bir İdare Hukuku Meselesidir? Statü Kavramı Üzerinden Bir İnceleme

Geleneksel tanımıyla idare hukuku; kamu kurum ve kuruluşların organizasyonunu, yapısını, işleyişini ve idari prosedürlerini düzenleyen; bu kurum ve kuruluşların bireyler üzerindeki etkilerini ve tabi oldukları kısıtlamaları belirleyen temel bir kamu hukuku dalıdır. İdare hukukunun en karakteristik özelliği, bir statü hukuku olmasıdır. Statü kavramı, hukuk öznelerinin içerisinde hareket edeceği kalıpların kanun koyucu tarafından önceden belirlendiği ve [ ]

23.02.2026

4 Şubat 2026 Yönetmelik Değişiklikleri 6306 Uygulamasına Yeni Neler Getirdi?

4 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan “6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, kentsel dönüşüm pratiğinde uzun süredir devam edegelen üç temel sorunu merceğe alıyor: (i) karar alma süreçlerindeki tıkanıklıklar, (ii) malik iradesinin nasıl oluşacağı ve tebligat ve usule ilişkin rejim, (iii) idarenin müdahale sınırlarının hangi aşamada ve ne ölçüde devreye gireceği. [ ]