Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Unutulma Hakkının Sınırları

19.08.2026
Bu içeriği Yapay Zeka ile özetle:
Av. İpek Sarıca, LL.M. Av. İpek Sarıca, LL.M. 

“Unutulma hakkı”, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özel ve aile hayatına saygı hakkını düzenleyen 8. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir. Her ne kadar 1982 Anayasası’nda “unutulma hakkı” müstakil bir temel hak olarak açıkça düzenlenmemiş olsa da, Anayasa Mahkemesi kararlarında da bu haktan açıkça temel bir insan hakkı olarak söz edilmekte ve hakkın somut olaylarda uygulanabilmesi bakımından belirli ölçütler ortaya konulmaktadır.1

1. N.B.B. Başvurusu

N.B.B. adlı şahsın uyuşturucu kullandığına ilişkin ceza yargılaması sonucunda adli para cezasına hükmedilmiş, bu konuda ulusal nitelikteki bir gazetenin internet sitesinde 1998 ve 1999 yıllarında toplam üç adet haber yayınlanmıştır. N.B.B., bu haberlerin ardından 2013 senesinde basın kuruluşuna, bu haber sebebiyle şeref ve haysiyetinin zedelendiğini belirterek ihtarname göndermiş, haberin iki gün içerisinde kaldırılmasını talep etmiştir. Herhangi bir yanıt alamayınca ve talebine uygun bir eylem göremeyince, N.B.B., içeriklerin kaldırılması için Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurmuştur. Sulh Ceza Mahkemesi, şahsın kamuya mal olmuş biri olmadığını, haberin üzerinden 14-15 sene geçmiş olmasından dolayı güncelliğini yitirdiğini, haberin şahsın özel hayatı hakkında herkese erişim olanağı verdiğini gerekçe göstererek talebi kabul etmiştir. Basın Kuruluşu, karara Asliye Ceza Mahkemesi’nde itiraz etmiş, itiraz, şeref ve haysiyeti ihlal edici bir haber içeriğinin bulunmadığı ve o dönem gerçek olan bir haber sebebiyle basın kuruluşunun sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle kabul edilmiştir. 2Bunun üzerine, N.B.B., konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşımış, Anayasa Mahkemesi de konuyu Anayasa’nın 20. Maddesi (kişisel verilerin korunması) ve Anayasa’nın 17. Maddesi (kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı) gereği ele almıştır. 3

Anayasa Mahkemesi, Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararının aksine, geçmişte gerçek olan bir haberin, gerçekliğe aykırılığı ileri sürülmemiş dahi olsa, şahsın şeref ve itibarını zedeliyorsa hatırlanmasının engellenebileceğini kararında4 tartışmış, bu talebin unutulma hakkı kapsamında olacağını belirtmiştir. Mahkemeye göre unutulma hakkının iki ana unsuru “gerçekliğe aykırı olmayan bilgi” ve “olayın gerçekleşmesinin ardından geçen zaman” olmuştur.5

Bu karar, Anayasa Mahkemesi’nin unutulma hakkına ilişkin verdiği ilk karar olma özelliğini taşımaktadır. Ayrıca bu karar ile unutulma hakkının sınırları da çizilmiş, unutulma hakkının her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerektiğinin, güncelliğin, şahsın sıfatının, kamu yararının ve bunun gibi kriterlerin internet haberlerinde unutulma hakkının uygulanıp uygulanmayacağı konusunda önem arz ettiği vurgulanmıştır.6 

2. G.D. Başvurusu

2009 yılında, eski belediye başkanının, görevini icra ettiği dönemde kendisi ve aile bireylerinin örgüt kurduğu, örgüte üye olduğu, özel evrakta sahtecilik yaptığı ve ihaleye fesat karıştırdığı hakkında ceza yargılaması yapılmıştır. Yargılama sonucu eski belediye başkanının kardeşine suç örgütüne üye olmaktan 10 ay hapis cezası verilmiş, bu haber ulusal alanda haber yapan iki gazetenin internet sayfalarında yer almıştır. Yıllar sonra, Yargıtay tarafından hüküm bozulmuş, ardından Yerel Mahkeme, zamanaşımı sebebiyle düşme kararı vermiştir. Haberin üzerinden 4 yıl geçtikten sonra ve kamu davasında düşme kararının üzerinden 1 yıl geçtikten sonra, eski belediye başkanının kardeşi, haberin ilgili siteden kaldırılması için Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurmuş, ancak mahkeme talebi reddetmiştir. İtiraz üzerine Asliye Ceza Mahkemesi’nce de talep değerlendirilmiş, yine itiraz yerinde görülmemiştir. Bunun üzerine, tüm yargı yollarının tüketilmesi ile birlikte, eski belediye başkanının kardeşi Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi kararında7, bireysel başvuruya kadar, haberin yayım tarihinden itibaren 4 yıl 8 ay geçtiğini, davanın zamanaşımına uğramasının üzerinden ise 1 yıl 5 ay geçtiğini belirtmiş, somut olayda kamuya mal olmuş bir şahsın akrabası olması sebebiyle haberin güncelliğini kaybetmediğine, kamuoyunun bunu bilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Karardan anlaşılacağı üzere, somut olayda şahsın kamuya mal olmuş birinin akrabası olmasından ve haberin geçen süre itibariyle güncelliğini yitirmediğinden bahisle, ifade ve basın özgürlüğü ve kamuoyunun haber alma ve bilgiye ulaşma hakkı, unutulma hakkının üzerinde tutulmuştur.8

3. Asım Bayar ve Veysel Bayar Başvurusu

Kamuya mal olmuş şahıslardan Veysel Bayar, o dönem Melikgazi ilçesi Belediye Meclisi’nin Adalet ve Kalkınma Partisi başkan vekilidir. 2007 yılında kendisi ve kardeşi Asım Bayar, Doğru Yol Partisi ilçe yönetim kurulunda yer alan Y.Ç. ile etmiş oldukları kavga nedeniyle ulusal bir gazetenin internet sayfasındaki haberde yer almışlardır. Olayın ardından altı yıl geçtikten sonra haberin erişime engellenmesi amacıyla Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurmuşlar, ancak başvuruları reddedilmiştir. Karara itiraz da sonuç vermeyince, konu Anayasa Mahkemesi’ne intikal etmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, kararında9, G.D. kararında olduğu gibi, şahısların kimliklerini göz önünde bulundurarak haberin güncelliğini kaybetmediğini, geçen sürenin toplumun ilgisini yitirmesi konusunda yeterli olmadığını gerekçe göstererek bireysel başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.10

4. Asli Alp ve Şükrü Alp Başvurusu

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak öğretmenlik yapan Asli Alp ve yurtdışında çalışan Şükrü Alp’in evinde M.Y. adlı öğretmen ölü olarak bulunmuş, bunun üzerine şahıslar hakkında internet sitelerinde sanık sıfatıyla yargılandıkları ceza yargılamasından dolayı haberler yer almıştır. Yargılamanın sonunda Asli Alp, kasten adam öldürmeye yardım etme suçundan beraat etmiş, Şükrü Alp ise on yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Olayın üzerinden beş yıl geçtikten sonra çift, hayatlarında yeni bir sayfa açmak istediklerini belirterek, haberin kişilik haklarını zedelediğini gerekçe göstererek, Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurmuştur. Sulh Ceza Hakimliği, idari görevi sebebiyle haberin kamuoyunu ilgilendirdiğini belirterek talebi reddetmiş, karara yapılan itiraz da yerinde görülmemiştir. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunan çifte karşı Anayasa Mahkemesi de talebi reddederek11, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan kişinin kimliği gereği aradan geçen sürenin haberin güncelliğini yitirmesi için yeterli olmadığını belirtmiştir.12

5. Fahri Göncü Başvurusu

Fahri Göncü, akaryakıt, gemicilik ve inşaat sektöründe hizmet veren bir iş adamıdır. Yargıtayın, gözaltı süresinin 20 saati aşamayacağını vurguladığı bir davada, iftira suçu ile yargılanan Fahri Göncü hakkında yerel mahkeme beraat kararı vermiş, temyiz mahkemesi de bu kararı onamıştır. Olay 2003 yılında gerçekleşmiş, Yargıtay’ın gözaltına ilişkin yapmış olduğu uyarıyı başlığa koyarak ulusal ölçekte yayın yapan bir gazete, bu olayı internet sitesinde yayınlamış, ancak aradan geçen on bir yıla rağmen haber, arşivde kalmaya devam etmiştir. Bunun üzerine Fahri Göncü öncelikle Sulh Ceza Hakimliği’nden habere erişimin engellenmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesi haberin kamuoyunu bilgilendirdiğini, haberde şeref ve haysiyeti zedeleyici ifadenin bulunmadığını ve haberin arşivde bulunmasının basın özgürlüğü kapsamında olduğunu vurgulayarak talebi reddetmiştir. Karara karşı yapılan itiraz da reddedilmiştir. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi ise, kararında13, geçen on bir yıl kadar uzun süreye rağmen, Yargıtay’ın kişilerin gözaltı süresi hakkında bir konuda vurgu yaptığı haberin içeriğinden dolayı, haberin güncelliğini yitirmediğini, haberde yalnızca beraat ve onama kararlarının yer aldığını, kişinin şeref ve haysiyetine ilişkin yorum yapan bir değer yargısına yer verilmediğini gerekçe göstererek başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.14

6. Gözde Yiğit Başvurusu

Gözde Yiğit, bir süre İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin idari işleriyle ilgili görev almış, ardından siyasete atılmıştır. Bir gazeteci, Gözde Yiğit hakkında 2010, 2013 ve 2014 yıllarında birden fazla kez, birden fazla platformda büyükşehir belediyesi bünyesine kayırılarak, tanıdığı vasıtası ile getirildiğine, terfi ettirildiğine ilişkin haberler yayınlamıştır. Gözde Yiğit, ilk haberin yayınlanmasından yaklaşık 4 yıl sonra ve son haberden 6 ay sonra öncelikle Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurmuş, kişilik haklarına saldırı niteliğinde olan ve şeref ve haysiyetine ilişkin iftiralardan oluşan haberlere erişimin engellenmesini talep etmiştir. Ancak Sulh Ceza Hakimliği, talebi reddetmiş, red kararına karşı yapılan itiraz da kabul görmemiştir. Anayasa Mahkemesine intikal eden davada15, Anayasa Mahkemesi ise, haberin üzerinden geçen sürelerin çok kısa olmasından bahisle (başvuru zamanı, ilk haberin üzerinden 4 yıl, son haberin üzerinden 7 ay geçmiştir) başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.16

7. C.K. Başvurusu

Olayın olduğu zaman mankenlik ajansı sahibi olan eski manken C.K.’nın ajansına kayıtlı bir manken, uyuşturucu sebebiyle hayatını kaybetmiş, C.K. ise süren ceza yargılamasında, konu ile ilgili tanıklık yapmıştır. Hayatını kaybeden mankenin tanınmış olmasından dolayı, ceza yargılaması basına da yansımış, C.K.’nın, ölen mankenin durumundan sorumlu tutulduğuna ilişkin C.K.’nın tam adının ve bilgilerinin yer aldığı haberler yayımlanmıştır. Haberin ardından 10 yıl geçtikten sonra, C.K., mankenin adı arama motorlarında aratıldığında kendi adı da çıktığı için rahatsızlık duymuş, olaydan sorumlu olmadığı halde böyle bir durum ile karşı karşıya kaldığı için şeref ve itibarının zedelendiğini gerekçe göstererek Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurmuştur. Sulh Ceza Hakimliği, haberin, habere erişimin engellenmesi için gereken koşullardan biri olan kişilik hakkına saldırı niteliği taşımadığını belirterek talebi reddetmiş, reddedilen talebe ilişkin itiraz da olumsuz sonuçlanmıştır. Başvurucu (C.K.) tarafından konu Anayasa Mahkemesi’ne taşınmış, Anayasa Mahkemesi ise, kararında17, Sulh Ceza Hakimliği’nin erişimin engellenmesi kararı verebilmesi için, kişilik hakkı ihlalinin dışarıdan bakıldığında çok bariz ve net olması, müdahalenin gecikmeden ve bir an önce bertaraf edilmesi gereken bir durumun mevcut olması gerektiğini vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesi’ne göre, Sulh Ceza Hakimliği’nin derhal çözüme kavuşturduğu bariz belli olan ve derhal bertaraf edilmesi gereken ihlaller son derece istisnaidir. Kararda ikincil olarak vurgulanan nokta ise, Sulh Ceza Hakimliği’nin talebi reddetmesinin ve talebi redde itirazın her durumda yargı yollarının tüketildiği anlamına gelmediğine ilişkindir. Şöyle ki; talebin reddedildiği halde, ihlalin giderilmesi için cezai ve hukuki yollara da başvurulmalı, bu yollar tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru yoluna müracaat edilmelidir. Bu emsal karar, Avrupa Birliği’nde kolayca işleyen sistemi ve sonuçlanan başvuruları düşünürsek, başvuruculara son derece zorluklar getirebilecek niteliktedir.18

Değerlendirme ve Sonuç

Günümüzde dijital arşivlerin genişliği ve internetin oldukça yaygın kullanımıyla birlikte geçmişte meydana gelen olaylara ilişkin bilgi, belge ve haberler uzun yıllar boyunca erişime açık halde kalmaktadır. Bu durum ise bireylerin geçmişi ve bugünkü kimliğini arasındaki sınırı belirsizleştirmekte, geçmişte kalan bir olayın görünürlüğü internet nedeniyle kaybolmadığından, kişi yönünden olayın etkileri süresiz bir biçimde devam edebilmektedir. Unutulma hakkı da esas itibarıyla bu durum karşısında bireyin kişisel verilerinin, şeref ve itibarının ve özel hayatının korunması ihtiyacından doğmaktadır.

Türk hukukunda unutulma hakkı Anayasa’da müstakil bir hak olarak düzenlenmediğinden, Anayasa Mahkemesi bu hakkı kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile özel hayatın ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin anayasal güvenceler kapsamında korumaktadır. Bu bakımdan N.B.B. kararı büyük bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, geçmişte hukuka uygun şekilde yayımlanmış ve gerçekliği tartışma konusu olmayan bir bilginin dahi belirli koşullar altında sürekli erişilebilir tutulmasının hak ihlaline yol açabileceğini kabul etmiştir.

Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi kararları birlikte değerlendirildiğinde, unutulma hakkının bireye geçmişine ilişkin her türlü içeriğin kaldırılmasını isteme konusunda mutlak bir yetki sağlamadığı görülmektedir. Mahkeme, kişinin unutulma yönündeki menfaati ile ifade ve basın özgürlüğü, toplumun haber alma hakkı ve basının arşiv oluşturma işlevi arasında her somut olay özelinde bir denge kurulmasını aramaktadır. Bu nedenle bir haberin eski olması veya ilgili kişinin bu haberden rahatsızlık duyması tek başına yeterli kabul edilmemektedir.

İncelenen kararlar çerçevesinde özellikle haberin yayımlanmasının üzerinden geçen süre, güncelliğini koruyup korumadığı, kişinin kamuya mal olmuş olup olmadığı, haberin toplum bakımından taşıdığı önem, kamu yararına katkısı ve kişinin şeref ve itibarı üzerindeki etkisi belirleyici olmaktadır. Kararlar ayrıca yalnızca zaman unsurunun belirleyici olmadığını göstermektedir. Bir haberin üzerinden uzun süre geçmiş olması önemli olmakla birlikte, geçen süre tek başına haberin güncelliğini veya kamusal değerini ortadan kaldırmamaktadır.

Kanaatimizce unutulma hakkının temel amacı geçmişin tamamen silinmesi değil, bireyin geçmişindeki tek bir olay veya bilgiyle süresiz biçimde tanımlanmasının önüne geçilmesidir. Bu nedenle değerlendirmede esas mesele yalnızca geçmişte yayımlanmış bilginin doğru olup olmadığı değil, bu bilginin bugün halen aynı yoğunlukta erişilebilir tutulmasının haklı bir sebebinin bulunup bulunmadığıdır. Bir bilginin yayımlandığı tarihte kamu yararı taşıması, onun sınırsız süre boyunca kişinin adıyla kolaylıkla ilişkilendirilebilir biçimde erişilebilir tutulmasını her durumda haklı kılmamalıdır.

Öte yandan ifade ve basın özgürlüğü ile basın arşivlerinin korunması da demokratik toplum açısından önem taşımaktadır. Bu sebeple unutulma hakkı ile ifade özgürlüğü arasında bir üstünlük ilişkisi kurulması mümkün değildir. Bazı durumlarda içeriğin tamamen ortadan kaldırılması yerine, kişinin adıyla yapılan arama sonuçlarında görünürlüğünün azaltılması veya kişiyle içerik arasındaki doğrudan bağlantının sınırlandırılması gibi daha ölçülü çözümler tercih edilebilir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi kararları, unutulma hakkının Türk hukukunda anayasal koruma alanına sahip olduğunu; ancak bu hakkın uygulanmasının somut olayın özelliklerine bağlı ve sınırlı olduğunu göstermektedir. Geçen süre, güncellik, kişinin kamusal niteliği, haberin kamu yararına katkısı, şeref ve itibara etkisi ile ifade ve basın özgürlüğünün korunması birlikte değerlendirilmelidir. Bu çerçevede unutulma hakkı, bireyin geçmişini tamamen silmesine imkan veren sınırsız bir hak olarak değil, dijital hafızanın bireyin özel hayatı, kişisel verileri ve itibarı üzerinde yaratabileceği ölçüsüz etkileri sınırlayan bir denge aracı olarak ele alınmalıdır.

  1. Bilge, a.g.e., s. 195 ↩︎
  2. Bilge, a.g.e., s. 195-196 ↩︎
  3.  Kabadayı, a.g.e., s. 175 ↩︎
  4.  AYM, N.B.B. Başvurusu, Başvuru Numarası:2013/5653, Karar Tarihi: 03.03.2016 ↩︎
  5.  Bilge, a.g.e., s. 202 ↩︎
  6.  Kabadayı, a.g.e., s. 177 ↩︎
  7. AYM, G.D. Başvurusu, Başvuru Numarası:2014/1808, Karar Tarihi: 04.10.2017 ↩︎
  8. Yavuz, a.g.e., s. 151-153 ↩︎
  9. AYM, Asım Bayar ve Veysel Bayar Başvurusu, Başvuru Numarası:2014/4141, Karar Tarihi: 04.10.2017 ↩︎
  10.  Yavuz, a.g.e., s. 154 ↩︎
  11.  AYM, Asli Alp ve Şükrü Alp Başvurusu, Başvuru Numarası: 2014/18260, Karar Tarihi: 04.10.2017 ↩︎
  12.  Yavuz, a.g.e., s. 155 ↩︎
  13. AYM, Fahri Göncü Başvurusu, Başvuru Numarası: 2014/17943, Karar Tarihi: 05.10.2017 ↩︎
  14.  Yavuz, a.g.e., s. 156-157 ↩︎
  15. AYM, Gözde Yiğit Başvurusu, Başvuru Numarası: 2014/16026, Karar Tarihi: 05.10.2017 ↩︎
  16.  Yavuz, a.g.e., s. 160 ↩︎
  17. AYM, C.K. Başvurusu, Başvuru Numarası: 2014/19685, Karar Tarihi: 15.03.2018 ↩︎
  18.  Yavuz, a.g.e., s. 161-165 ↩︎

Bu web sitesi “olduğu gibi” sunulmaktadır. Apilex Legal, bu web sitesinde yer alan bilgilere dayanarak veya bu bilgileri herhangi bir şekilde kullanarak yapılan eylemlerden (veya eylemsizlikten) sorumlu değildir ve hiçbir durumda herhangi bir kayıp veya zarardan sorumlu tutulamaz. Bu web sitesinde yayınlanan içerik ve materyaller yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde hukuki görüş olarak kullanılmamalıdır. Bu web sitesi ve içerdiği bilgiler, avukat-müvekkil ilişkisi kurmayı amaçlamamaktadır.

Önerilen Diğer Yazılar

19.08.2026

Yürütmenin Durdurulması Kararı: Nedir, Nasıl Talep Edilir ve Hangi Hallerde Verilir?

İnsanın bulunduğu her yerde eşitsizlik vardır; ancak devlet ile birey aynı tahterevalliye çıktığında bu eşitsizlik çok daha belirgin hâle gelir. Anayasalar, bu dengesizliği sınırlamak ve bireyi devlet karşısında güçlendirmek için vardır. En azından özgürlükçü ve bireyci bir anayasadan beklenen budur. İdari işlemler kural olarak kamu yararı amacıyla tesis edilmelidir. Ancak uygulamada hata, şahsi menfaat, mesleki []

19.08.2026

Le « droit à l’aide à mourir » n’est pas un droit.

Voici pourquoi personne n’en parle. Le 15 juillet 2026, l’Assemblée nationale a adopté définitivement la proposition de loi relative au droit à l’aide à mourir (291 voix contre 241). Le 16 juillet, le Président du Sénat a saisi le Conseil constitutionnel. Tout le monde débat de la dignité. Personne ne parle de la structure. Un []