Günlük hayatta kişiler, beklenmedik bir saldırıyla karşı karşıya kaldıklarında çoğu zaman panik içinde hareket ederler. Panik anında verilen tepkiler ise yalnızca saldırıyı durdurmakla sınırlı kalmayıp ağır yaralama, hatta ölüm gibi çok daha ciddi hukuki sonuçlara yol açabilir. Oysa Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen meşru müdafaa kurumunun amacı, saldırgana zarar vermek değil; devam eden haksız saldırıyı durdurmaktır.
Bu noktada Brazilian Jiu-Jitsu’nun (BJJ) temel felsefesi ile meşru müdafaa anlayışı arasında dikkat çekici benzerlikler bulunmaktadır. BJJ, rakibi mümkün olduğunca kontrol etmeyi, etkisiz hâle getirmeyi ve saldırının devamını engellemeyi esas alırken; hukuk da savunmanın intikam amacı taşımamasını, yalnızca saldırıyı sona erdirmeye yönelik olmasını aramaktadır.
1. Meşru Müdafaada Amaç Saldırgana Zarar Vermek Değil, Saldırıyı Durdurmaktır
Türk Ceza Kanunu’nun 25. maddesinde düzenlenen meşru müdafaa, kişiye devam eden haksız bir saldırıyı defetme hakkı tanımaktadır. Ancak bu hak, saldırganı cezalandırma veya ona mümkün olan en büyük zararı verme yetkisi değildir.
Hukuki değerlendirmede temel soru şudur:
“Saldırıyı sona erdirmek için kullanılan güç gerçekten gerekli ve ölçülü müydü?”
Bu nedenle savunmanın amacı, saldırıyı mümkün olan en kısa sürede etkisiz hâle getirmek olmalıdır. Meşru müdafaa, öfkeyle hareket etmeyi değil; zorunlu olduğu ölçüde ve saldırıyı durdurmaya yetecek kadar güç kullanılmasını koruma altına alır.
2. Ölçülülük İlkesi ile BJJ’nin Kontrol Mantığı Birbirine Yaklaşmaktadır
Brazilian Jiu-Jitsu’nun temel yaklaşımı rakibi mümkün olduğunca kontrol etmektir.
Birçok teknik; yumruk atmak, tekmelemek veya ağır yaralanmaya sebep olmak yerine rakibi denge dışına çıkarmaya, sabitlemeye ve saldırının devamını engellemeye yöneliktir.
Bu yönüyle BJJ, meşru müdafaanın ölçülülük ilkesiyle benzer bir mantık taşır.
Elbette bu durum, BJJ bilen bir kişinin her olayda hukuka uygun hareket ettiği anlamına gelmez. Meşru müdafaanın şartlarının oluşup oluşmadığı ve kullanılan gücün ölçülü olup olmadığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Ancak kişinin kontrollü müdahale edebilme becerisi, bazı durumlarda gereğinden fazla güç kullanılmasının önüne geçebilecek önemli bir avantaj sağlayabilir.
3. Yargıtay’ın Dikkat Çeken Bir Kararı
Yargıtay’ın değerlendirdiği olaylardan birinde mağdur, yerde boğulma tehlikesi yaşarken panikle çakısını çıkarıp rastgele sallamış ve karşı tarafın akciğerini yaralamıştır.
Kararda öne çıkan değerlendirme ise oldukça dikkat çekicidir.
Özetle Yargıtay, saldırının daha hafif bir müdahaleyle bertaraf edilmesinin mümkün olup olmadığının araştırılması gerektiğini, başka bir ifadeyle saldırıyı durdurabilecek daha az tehlikeli bir seçenek varken neden hayati tehlike doğurabilecek bir müdahalenin tercih edildiğinin sorgulanması gerektiğini ifade etmiştir.
Aslında burada önemli olan nokta şudur: Çoğu insan saldırı anında yalnızca iki seçeneği olduğunu düşünür; ya hiçbir şey yapmamak ya da panikle kontrolsüz şekilde karşılık vermek. Oysa Brazilian Jiu-Jitsu, birçok durumda kişiye üçüncü bir seçenek sunabilir: Saldırıyı mümkün olduğunca kontrol altına alarak etkisiz hâle getirmek.
Bu elbette her olayda meşru müdafaa şartlarının oluştuğu veya kişinin mutlaka hukuka uygun hareket edeceği anlamına gelmez. Ancak kontrollü hareket edebilme becerisi, bazı olaylarda daha ölçülü ve daha orantılı bir müdahalenin mümkün olmasına katkı sağlayabilir.
4. Panik Yerine Kontrol
Sokakta saldırıya uğrayan birçok kişi herhangi bir öz savunma eğitimi almadığı için panik hâlinde hareket edebilmektedir.
Panik sadece fiziksel açıdan değil, hukuki açıdan da risk oluşturabilir. Çünkü kontrolsüz şekilde verilen tepkiler, saldırıyı durdurmak için gerekenden çok daha ağır sonuçlara yol açabilir ve sonrasında ceza yargılamasına konu olabilir.
Brazilian Jiu-Jitsu ise kişiye öncelikle sakin kalmayı, durumu analiz etmeyi ve mümkünse çatışmayı büyütmemeyi öğretir.
İyi bir BJJ sporcusunun önceliği kavga etmek değildir.
Önce uzaklaşmayı dener.
Bu mümkün değilse saldırıyı kontrol altına almaya çalışır.
Fiziksel müdahaleye ise ancak gerçekten zorunlu olduğunda başvurur.
5. Savunma, Saldırı Devam Ederken Yapılır
Meşru müdafaanın en önemli özelliklerinden biri zamanlamadır.
Savunma, saldırı devam ettiği sırada yapılmalıdır.
Saldırı sona erdikten sonra öfkeyle yapılan hareketler artık meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmeyebilir.
Aynı şekilde saldırı sona erdiğinde savunma hakkı da sona erer. Artık tehlike ortadan kalkmışken saldırgana yönelik devam eden fiiller, somut olayın özelliklerine göre hukuki sorumluluk doğurabilir.
Brazilian Jiu-Jitsu da tam olarak saldırı anında uygulanabilecek kontrol teknikleri üzerine kuruludur. Amaç saldırının devamını engellemek ve tehlikeyi sona erdirmektir. Kontrol sağlandıktan sonra gereksiz güç kullanımına devam edilmemesi de bu anlayışın temel unsurlarından biridir.
6. Hukuk, Saldırganın da Haklarını Korur
Ceza hukuku yalnızca mağdurun haklarını koruyan bir sistem değildir. Aynı zamanda saldırganın da yaşam hakkını, vücut bütünlüğünü ve temel haklarını korur.
Bu nedenle hukuk, saldırıyı sona erdirmek için gerekli olan müdahaleye izin verirken, gereksiz veya aşırı güç kullanımını da denetler.
Kontrol odaklı savunma anlayışı da bu bakımdan önem taşımaktadır. Amaç saldırgandan intikam almak değil; mümkün olan en az zararla tehlikeyi sona erdirmektir.
Sonuç
Brazilian Jiu-Jitsu ile Türk hukukundaki meşru müdafaa kurumu aynı kavramlar değildir. Ancak her ikisinin de ortaklaştığı önemli bir nokta bulunmaktadır: Amaç zarar vermek değil, devam eden haksız saldırıyı sona erdirmektir.
Elbette bir dövüş sporu eğitimi almak kişiye otomatik olarak meşru müdafaa hakkı kazandırmaz veya yapılan her müdahaleyi hukuka uygun hâle getirmez. Bununla birlikte BJJ; kişiye paniğin yerine kontrolü, öfkenin yerine ölçülülüğü ve rastgele müdahalenin yerine bilinçli hareket edebilme becerisini kazandırabilir. Bu da hem fiziksel güvenlik hem de hukuki değerlendirme bakımından önemli avantajlar sağlayabilir.
Belki de gerçek öz savunma; rakibe en fazla zararı verebilmek değil, verebileceğiniz hâlde tehlikeyi en az zararla sona erdirebilmektir. Bana göre Türk hukukundaki meşru müdafaa anlayışı ile Brazilian Jiu-Jitsu’nun ortak noktası da tam olarak budur.


