İnsansız Sanat: Yapay Zekanın Ürettiği Görseller Eser Sayılır Mı?

25.09.2026
Bu içeriği Yapay Zeka ile özetle:
Av. Güleycan SonerAv. Güleycan Soner

Yapay zekâ teknolojilerinde yaşanan niteliksel dönüşüm, özellikle Stable Diffusion, Midjourney ve DALL-E gibi difüzyon temelli üretici modellerin (generative AI) piksel uzayında görsel kompozisyonlar inşa edebilme kabiliyeti kazanmasıyla birlikte, sanatın ontolojik ve hukuki sınırlarını köklü bir biçimde sarsmıştır. Doğal dil işleme yetenekleriyle donatılan bu sistemler, kullanıcının girdiği metin komutlarını (prompts) karmaşık olasılıksal hesaplamalar ve sinir ağları vasıtasıyla yüksek çözünürlüklü iki boyutlu görsellere dönüştürmektedir. Bu durum, telif hukuku doktrininde “insansız sanat” (unmanned art / autonomous creation) kavramını doğurmuş ve nihai çıktının fikri mülkiyet hukuku kapsamında korunup korunamayacağı sorusunu gündemin merkezine yerleştirmiştir.

Söz konusu sorunsal karşısında doktrinde üç temel yaklaşım tezahür etmiştir:

1. Otonom Yaratım Yaklaşımı: Yapay zekâyı insandan bağımsız, kendi kendine öğrenen ve yaratan otonom bir süje olarak kabul ederek algoritmik sürece ya da sistemin kendisine bağımsız bir hak süjesi statüsü tanınmasını (elektronik kişilik) veya hakların yapay zekâya izafe edilmesini savunan yaklaşımdır.

2.Kamu Malı (Public Domain) Yaklaşımı: Eser korumasının mutlak surette doğrudan insan eliyle icra edilen fiziki veya zihinsel ifadeye bağlı olduğunu, yapay zekâ modellerinin araya girmesiyle nedensellik bağının koptuğunu ve bu sebeple üretilen tüm çıktıların derhal kamu malı statüsüne düşmesi gerektiğini ileri süren katı antropomorfik yaklaşımdır.

3.Gelişmiş Araç / Enstrümantal Teori (Instrumental Theory): Yapay zekâyı, kullanıcının zihnindeki estetik tasavvuru somutlaştırmaya yarayan, fotoğraf makinesi veya gelişmiş bir yazılım gibi ileri düzey bir icra vasıtası addeden; fikri çabanın ve hususiyetin kaynağını komutları kurgulayan, parametreleri belirleyen ve nihai ürünü seçip yönlendiren kullanıcıda gören yaklaşımdır.

1.GELİŞMİŞ ARAÇ TEORİSİ (INSTRUMENTAL THEORY): ENSTRÜMAN OLARAK YAPAY ZEKÂ VE YARATICI SEÇİM

    Fikri mülkiyet hukuku tarihi, üretim teknolojilerindeki her sıçramanın ardından sanatsal araçların meşruiyetinin sorgulandığı ve akabinde hukuki evrimin gerçekleştiği süreçlerle doludur. 19. yüzyılda dagerotip ve fotoğraf teknolojisinin icadı, bugünkü üretici yapay zekâ tartışmalarının kusursuz bir tarihsel öncülünü teşkil etmektedir. Dönemin hâkim anlayışı, fotoğraf makinesinin mekanik ve kimyasal bir düzenekten ibaret olduğunu, insan ruhunu veya dehasını yansıtmadığını, dolayısıyla ortaya çıkan görüntünün bir sanat eseri sayılamayacağını savunmuştur.

    Bu direnç, ABD Yüksek Mahkemesi’nin emsal niteliğindeki Burrow-Giles Lithographic Co. v. Sarony (1884) kararıyla aşılmıştır. Mahkeme, fotoğraf makinesinin salt bir araç olduğunu; eseri vücuda getiren asıl unsurun mekanizma değil, fotoğrafçının objeyi konumlandırması, ışık ve gölge dengesini kurması, kostüm ve dekor seçimi, çekim açısı ve o ânı yakalama iradesi olduğunu hükme bağlamıştır. Mahkeme, söz konusu tercihleri “orijinal fikri tasavvurun somut ifadesi” olarak niteleyerek fotoğrafı telif korumasına dahil etmiştir.

    Enstrümantal Teori, aynı metodolojik ve normatif mantığı üretici yapay zekâ sistemlerine teşmil eder:

    • İrade ve Tasavvurun Yokluğu: Yapay zekâ modelleri ne denli karmaşık derin öğrenme mimarilerine ve trilyonlarca parametreye sahip olurlarsa olsunlar, semantik olarak dünyayı anlamlandıramayan, içsel bir yaratım dürtüsü bulunmayan ve istatistiksel olasılık hesapları ile tensör matrisleri üzerinde çalışan matematiksel yapılardır. Yapay zekânın kendi başına bir şey “ifade etme” gayesi yoktur.
    • Fırçadan Algoritmaya Uzanan Süreç: Bir ressamın tuvale fırça ile müdahale etmesi, bir heykeltıraşın keski kullanması veya bir dijital illüstratörün grafik tablet ve Adobe Photoshop algoritmalarından yararlanması ile bir kullanıcının üretici yapay zekâyı yönlendirmesi arasındaki fark mahiyet farkı değil, enstrümanın sağladığı otomasyonun derecesine ilişkin teknik bir farktır.
    • Yaratıcı Kontrol ve Yaratıcı Seçim (Creative Choice): Kullanıcı, metin-görsel (text-to-image) modelleri karşısında edilgen bir izleyici konumunda değildir. Eserin kompozisyonunu, ışıklandırmasını, renk paletini, sanatsal üslubunu, kamera açısını ve felsefi arka planını zihninde kurgulayan ve bu kurguyu semantik kodlara dökerek makineye işleten süjedir. Kullanıcı, yüzlerce varyasyon arasından kendi estetik vizyonuna uyanı seçerek, negatif komutlarla (negative prompts) istenmeyen unsurları ayıklayarak ve algoritmayı ardışık komut dizgeleriyle yönlendirerek “yaratıcı seçim” ve “yaratıcı kontrol” icra etmektedir.

    Nihai görselin şekillenmesindeki fikri nedensellik bağı, algoritmayı tasavvuru doğrultusunda sevk ve idare eden kullanıcının zihinsel emeğine dayanmaktadır; yapay zekâ ise bu zihinsel tasarımı dış dünyaya yansıtan gelişmiş bir araç vazifesi görmektedir.

    2. TÜRK FİKRİ MÜLKİYET HUKUKUNDA ESER SAHİPLİĞİ VE HUSUSİYET UNSURU

    2.1. Eserin Unsurları ve FSEK m. 1/B Anlamında Hususiyet

        5846 sayılı FSEK m. 1/B-(a) bendi uyarınca eser; “Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri” olarak tanımlanmıştır. Bir ürünün telif korumasından yararlanabilmesi için Kanun kümülatif olarak iki unsur aramaktadır:

        1. Objektif Unsur: Ürünün Kanun’da tahdidi olarak sayılan eser kategorilerinden (ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar, sinema) birine dahil olmasıdır. Yapay zekâ marifetiyle üretilen iki boyutlu statik görsel çıktılar, biçim ve estetik vasıfları itibarıyla FSEK m. 4 bendinde düzenlenen “yağlı ve suluboya tablolar; her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler… grafik eserler” kategorisine şeklen girmektedir.
        2. Sübjektif Unsur (Hususiyet): Ürünün sahibinin hususiyetini yansıtması, yani yaratıcısının kişisel damgasını, özgün üslubunu ve asgari düzeydeki fikri çabasını taşımasıdır.

        Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, hususiyet kavramının kapsam ve sınırlarını Yargıtay 11. HD, E. 2020/8509, K. 2022/3996, T. 24.05.2022 sayılı kararında açıkça şu ilkelerle ortaya koymuştur:

        “5846 sayılı FSEK’e 21.02.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanun ile eklenen 1/B maddesi uyarınca eser korumasının iki temel koşulu bulunmaktadır. Bunlardan ilki, ancak kanunda sayılan fikir ve sanat mahsullerinin eser olarak korunabilecek olması, diğeri ise, tüm eserlerin sahiplerinin hususiyetini yansıtması koşuludur. Bu anlamda önemli olan eserin çok üstün vasıflara sahip olması değil özgün ve yaratıcı bir hayal gücünün ürünü olmasıdır… Ancak ortaya çıkan mahsullerde çok yüksek bir yaratıcılık ve hayal gücü de aramamak gerekir. Bu hususta dikkat edilmesi gerekli temel kriter, herkesin aynı eseri ortaya koyamamasıdır. Bir eserdeki ‘sahibinin hususiyetini  yansıtma’,  yani  orijinallik  unsuru,  o eser bir başkası tarafından meydana getirilseydi aynı şekilde ve özellikte yapılmayacak olmasında gizlidir… Bir eserin sahibinin hususiyetini yansıtan bir eser olması, o eserin baştan sona bütün noktalarında, her cümlesinde özgün olması anlamına gelmez. Orijinalliğin eserin bütününde olması şart olmayıp, nispi nitelikte orijinallik de yeterlidir.”

        Yargıtay’ın benimsediği bu içtihadi kriterler uyarınca; bir ürünün eser niteliği kazanabilmesi için sanatsal bir şaheser olması veya üstün bir deha barındırması gerekmemekte;  asgari düzeyde yaratıcı fikri çaba barındırması, nispi orijinallik taşıması ve en önemlisi “herkesin aynı eseri ortaya koyamaması”  ölçütü yeterli görülmektedir.

        2.2. Prompt Tasarımı, Parametrik Müdahaleler ve İteratif Kürasyon Üzerinden Hususiyetin İnşası

          Gelişmiş Araç Teorisi zaviyesinden kullanıcının difüzyon modeline yönelik müdahaleleri incelendiğinde, ortaya çıkan ürünün kör bir tesadüf veya salt mekanik bir çıktı olmadığı, kullanıcının fikri çabasının dışa vurumu olduğu anlaşılmaktadır:

          • Komut Mimarisi (Prompt Crafting): Kullanıcı yalnızca genel bir tema girmemekte; eserin ışık-gölge dengesini (chiaroscuro, volumetrik ışık), sinematografik kamera açılarını, renk paletini, kompozisyon kurallarını (altın oran, simetri) ve sanatsal akım referanslarını bir araya getiren özgün ve ayrıntılı bir metin mimarisi kurgulamaktadır.
          • Teknik ve Parametrik Ayarlar: Kullanıcı; komuta sadakat katsayısını belirleyen CFG Scale, başlangıç matrisini sabitleyen Seed, gürültü giderme oranını yöneten Denoising Strength, örnekleme adım sayısını (Sampling Steps) ve algoritmik modelleri (Samplers) bilinçli teknik tercihlerle tayin etmektedir.
          • İteratif Kürasyon ve Şekillendirme: İlk ham çıktının ardından kullanıcının tuvali genişletmesi (Outpainting), belirli alanları maskeleyerek yeniden kurgulaması (Inpainting), pozlama ve derinlik haritalarını modele dayatması (ControlNet) ve yüzlerce alternatif arasından sanatsal vizyonuna uygun olanı eleyip seçmesi süreci, tam anlamıyla bir fikri tasfiye ve estetik düzenleme faaliyetidir.

          Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin işaret ettiği “o eser bir başkası tarafından meydana getirilseydi aynı şekilde ve özellikte yapılmayacak olmasında gizlidir” kriteri bu sürece tam olarak oturmaktadır: Bir başka şahsın aynı prompt zincirini, aynı negatif komutları, aynı seed ve parametrik değerleri bağımsız olarak kurgulayıp birebir aynı görseli elde etmesi pratik ve istatistiksel olarak imkânsızdır. Dolayısıyla ortaya çıkan mahsul, kullanıcının kişisel zevkini, yaratıcı tercihlerini ve fikri damgasını—yani doğrudan hususiyetini—yansıtmaktadır.

          2.3. FSEK m. 8 Çerçevesinde Eser Sahipliği Sıfatı

            5846 sayılı FSEK m. 8/1 hükmü gereğince; “Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir.” Türk telif hukuku sisteminde eser sahipliği, yalnızca zihinsel yaratma eylemini gerçekleştiren gerçek kişilere tanınan, doğrudan ve aslen kazanılan sübjektif bir haktır.

            Yapay zekânın hak ehliyeti (Türk Medeni Kanunu [TMK] m. 8) ve fiil ehliyeti (TMK m. 9) bulunmadığından, eseri hukuki anlamda “meydana getiren” kişi sayılması medeni hukuk dogmatiği karşısında imkânsızdır. Diğer taraftan, yapay zekâ yazılımını kodlayan geliştirici veya şirket de nihai görsel üzerinde hak sahibi olamaz; zira geliştirici, kullanıcının ürettiği münferit görselin kompozisyonuna, sanatsal amacına veya fikri tasarımına dair hiçbir somut tasavvurda bulunmamıştır. Bu durum, boyayı üreten fabrikanın veya tuvali dokuyan üreticinin ressamın tablosunda hak iddia edememesi ile eşdeğerdir.

            Dolayısıyla somut olayda eseri zihinsel olarak tasarlayan, aracı yönlendiren ve parametrik kontrollerle çıktıyı vücuda getiren tek süje kullanıcıdır.

            3. KARŞILAŞTIRMALI HUKUK VE ULUSLARARASI EĞİLİMLER

            3.1. ABD Telif Hakları Ofisi (USCO) Uygulamaları ve Federal Mahkeme İçtihatları

            Karşılaştırmalı telif hukukunda üretici yapay zekâ konusundaki en katı yaklaşım ABD Telif Hakları Ofisi (USCO) ve Amerikan federal mahkemeleri tarafından sergilenmektedir.

                • Thaler v. Perlmutter (2023): Stephen Thaler, tescil başvurusunda “A Recent Entrance to Paradise” isimli görselin doğrudan kendi geliştirdiği Creativity Machine adlı otonom algoritma tarafından, hiçbir insan müdahalesi olmaksızın üretildiğini beyan etmiştir. USCO başvuruyu “insan müellifliği” (human authorship) bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiş; Washington D.C. Federal Bölge Mahkemesi de telif hukukunun insan yaratıcılığını teşvik amacıyla var olduğunu belirterek ret kararını onamıştır. Enstrümantal Teori açısından bu karar isabetlidir; zira insan müdahalesinin sıfırlandığı tamamen rastlantısal süreçlerin eser sayılmaması teorinin de gereğidir.
                • Zarya of the Dawn Kararı (2023): USCO, Kristina Kashtanova’nın Midjourney kullanarak oluşturduğu çizgi roman başvurusunda; metinleri ve panellerin kurgusal derlemesini (compilation) tescil etmiş, ancak Midjourney tarafından üretilen münferit görselleri, kullanıcının komutlar üzerinde nihai görseli tam olarak öngörebilecek “doğrudan kontrolünün” bulunmadığı gerekçesiyle telif koruması dışında tutmuştur.
                • Théâtre D’opéra Spatial Kararı (2023): Jason M. Allen’ın yüzlerce prompt denemesi, Midjourney iterasyonları ve Adobe Photoshop müdahaleleriyle vücuda getirdiği ve ödül alan eseri hakkında USCO İnceleme Kurulu, kullanıcının girdilerini salt bir “fikir/talimat” (idea) olarak değerlendirmiş, ifadenin (expression) ise makine tarafından üretildiği gerekçesiyle tescil talebini reddetmiştir.

                3.2. Karşılaştırmalı Uygulamanın Türk Hukuku Bakımından Eleştirisi

                  USCO’nun benimsediği yaklaşım, Türk fikri mülkiyet hukuku ilkeleri ve teknik gerçekler ışığında ciddi eksiklikler barındırmaktadır:

                  1. İkinci Bir İradenin Bulunmaması: USCO, prompt veren kullanıcıyı bir ressama sipariş veren müşteriye benzetmektedir. Oysa sipariş alan ressam bağımsız bir bilince, iradeye ve kendi estetik kararlarına sahiptir. Yapay zekâ modelinde ise kullanıcının karşısında bağımsız bir irade yoktur; kullanıcı algoritmayı deterministik matematiksel parametrelerle sınırlamakta ve yönlendirmektedir.
                  2. Fotoğraf Analojisinin Göz Ardı Edilmesi: Bir fotoğrafçı deklanşöre bastığında, ortamdaki ışık huzmelerinin mercekten geçip sensör piksellerine çarpma sürecini moleküler düzeyde kontrol edemez. Buna rağmen fotoğrafçının kadraj, açı ve ışık seçimleri nasıl esere hususiyet kazandırıyorsa, prompt mühendisinin parametrik ayarları ve seçimsel kürasyonu da aynı mahiyettedir.
                  3. Pekin İnternet Mahkemesi’nin Li v. Liu (2023) Kararı: Karşılaştırmalı hukuktaki katı eğilimin aksine Çin Pekin İnternet Mahkemesi, Stable Diffusion kullanılarak üretilen bir görsel uyuşmazlığında; davacının ayrıntılı prompt tasarımı, negatif komutları, seed seçimi ve kompozisyonel denetimiyle esere kendi estetik değerlendirmesini ve fikri damgasını vurduğunu tespit etmiş; görselin güzel sanat eseri vasfını haiz olduğuna ve telif hakkının kullanıcıya ait olduğuna hükmetmiştir. Bu karar, Enstrümantal Teori’nin küresel ölçekteki en ileri yargısal tezahürüdür.

                  4.SONUÇ VE MEVZUAT ÖNERİLERİ

                    Yapay zekâ teknolojisinin görsel üretim sahasındaki etkinliği, fikri mülkiyet hukukunun temel ilkelerini işlevsiz kılmamakta; bilakis insan yaratıcılığının yeni araçlarla kurduğu bağın hukuken tescil edilmesini gerektirmektedir.

                      Varılan Hukuki Sonuçlar:  

                    1. Yapay zekâ bağımsız bir hak süjesi değildir; hak ehliyeti bulunmadığından eser sahibi olamaz.
                    2. Yazılımı geliştiren şirketler, münferit çıktılar üzerinde somut bir fikri tasavvura sahip olmadıklarından eser sahipliği iddiasında bulunamazlar.
                    3. Yapay zekâyı kapsamlı prompt mimarisi, parametrik denetimler (CFG scale, seed, sampling, denoise) ve iteratif müdahaleler (inpainting, controlnet, seçim) ile yönlendiren kullanıcı, ortaya çıkan ürün üzerinde fikri hâkimiyet kurmaktadır.
                    4. Bu yolla üretilen görseller, Yargıtay’ın yerleşik içtihadında vurgulanan “herkesin aynı eseri ortaya koyamaması” ve “nispi orijinallik” kriterlerini karşılamakta; FSEK m. 1/B-(a) ve m. 4 kapsamında güzel sanat eseri vasfını taşımakta olup, FSEK m. 8/1 uyarınca eseri meydana getiren kullanıcıya aittir.

                      Mevzuat ve Uygulama Önerileri:

                    • Kademeli Koruma Kriteri (De Minimis Eşiği): FSEK kapsamında yapılacak yasal düzenlemelerde veya yargısal içtihatta bir yaratıcılık eşiği getirilmelidir. Bir veya iki kelimelik basit komutlarla (“bana bir kedi çiz”) elde edilen rastlantısal çıktılar koruma dışında tutulmalı; buna karşılık teknik parametreleri yönetilen, çok katmanlı komut mimarisine sahip ve iteratif kürasyondan geçmiş üretimlere tam eser koruması sağlanmalıdır.
                    • Sui Generis / Bağlantılı Hak Alternatifi: Hususiyet eşiğini aşmakta tereddüt edilen, ancak ciddi bir yatırım ve yönlendirme emeği barındıran yapay zekâ çıktıları için, FSEK m. 84 benzeri haksız rekabet temelli bir yaklaşımla, kullanıcıya sınırlı süreli (örneğin 5 veya 10 yıl) mali yararlanma imkânı tanıyan özel bir “bağlantılı hak” koruması ihdas edilebilir.
                    • Şeffaflık ve İspat Yükü Düzenlemesi: Yapay zekâ destekli görsellerde hususiyet iddiasında bulunan kullanıcının, uyuşmazlık veya tescil anında prompt geçmişini, kullanılan parametre ayarlarını, tohum (seed) değerlerini ve revizyon aşamalarını mahkemeye sunmasını zorunlu kılan bir ispat mekanizması yasal zemine kavuşturulmalıdır.

                    KAYNAKÇA

                    • Arslanlı, Halil: Fikri Hukuk Dersleri II: Fikir ve Sanat Eserleri, İstanbul, Fakülteler Matbaası, 1954.
                    • Ayiter, Nuşin: Hukukta Fikir ve Sanat Ürünleri, Ankara, Sevinç Matbaası, 1972.
                    • Beijing Internet Court: Li v. Liu, Karar Tarihi: 27.11.2023, Dava No: (2023) Jing 0491 Min Chu No. 11279.
                    • Hirsch, Ernst: Fikri Say, İstanbul, Kenan Matbaası, 1943.
                    • Tekinalp, Ünal: Fikri Mülkiyet Hukuku, 5. Bası, İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2012.
                    • United States Copyright Office: Copyright Review Board Decision Regarding “Théâtre D’opéra Spatial”, 05.09.2023.
                    • United States Copyright Office: Zarya of the Dawn (Registration No. VAu001480196), Cancellation Decision, 21.02.2023.
                    • United States District Court for the District of Columbia: Stephen Thaler v. Shira Perlmutter, Civil Action No. 22-1564 (BAH), 18.08.2023.
                    • US Supreme Court: Burrow-Giles Lithographic Co. v. Sarony, 111 U.S. 53 (1884).
                    • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi: E. 2020/8509, K. 2022/3996, T. 24.05.2022.
                    • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: E. 2017/2758, K. 2021/1228, T. 14.10.2021.

                    Bu web sitesi “olduğu gibi” sunulmaktadır. Apilex Legal, bu web sitesinde yer alan bilgilere dayanarak veya bu bilgileri herhangi bir şekilde kullanarak yapılan eylemlerden (veya eylemsizlikten) sorumlu değildir ve hiçbir durumda herhangi bir kayıp veya zarardan sorumlu tutulamaz. Bu web sitesinde yayınlanan içerik ve materyaller yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde hukuki görüş olarak kullanılmamalıdır. Bu web sitesi ve içerdiği bilgiler, avukat-müvekkil ilişkisi kurmayı amaçlamamaktadır.

                    Önerilen Diğer Yazılar

                    25.09.2026

                    Yatırım Fonu Hukukunda Güven Sınavı

                    ÖZ Yatırım fonları, dağınık tasarrufları profesyonel yönetim ve çeşitlendirme imkânıyla sermaye piyasalarına taşıyan kolektif yatırım araçlarıdır. Yatırımcı bakımından bilgi, ölçek ve işlem maliyeti avantajı yaratırken, sermaye piyasalarının derinleşmesine ve reel sektörün banka finansmanı dışında daha geniş bir sermaye tabanına ulaşmasına katkı sağlarlar. Bununla birlikte fonun ekonomik yapısında hukuk bakımından belirleyici bir ayrışma vardır: parayı yatırımcı []

                    11.09.2026

                    Standart Dışı İstihdam

                    I. STANDART DIŞI İSTİHDAM TANIMI Standart dışı istihdama (SDİ) ilişkin resmi bir tanım bulunmamaktadır. SDİ, genel olarak, bağımlı ve çift taraflı bir iş ilişkisinin yanı sıra tam zamanlı ve belirsiz süreli olarak algılanan standart istihdam ilişkisi alanının dışında kalan çalışmayı kapsar. Bazı durumlarda ise araştırmacılar standart istihdam ilişkisini ev dışında belirli bir işyerinde gerçekleştirilen çalışma []