Denkleştirici Adalet İlkesi: Sepet Hesabında Taşınmaz Değer Artış Oranı Ölçütünün Çerçevelenmesi

13.04.2026
Bu içeriği Yapay Zeka ile özetle:
Av. Aslıhan ACARTÜRKAv. Aslıhan ACARTÜRK

Giriş

Hukuk düzeni, uyuşmazlıkları yalnızca biçimsel doğrularla değil; maddi adalet duygusunu tatmin eden ve hakkaniyete uygun sonuçlarla çözmek zorundadır. Özellikle yüksek enflasyon ve fiyat düzeyindeki hızlı değişimlerin görüldüğü dönemlerde nominal tutar üzerinden yapılan iade, taraflar arasındaki malvarlığı dengesini fiilen kuramayabilir. Bu durum geçersiz sözleşmelerin tasfiyesinde daha da belirginleşir: Ödenen para zaman içinde alım gücünü kaybeder; salt nominal iade alacaklı bakımından eksik tatmine, iade borçlusu bakımından ise haksız bir avantaj oluşmasına yol açabilir.

Bu nedenle Yargıtay içtihadında denkleştirici adalet ilkesi, geçersiz sözleşmelerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiyesinde gerçek iadenin sağlanmasına yönelik bir güncelleme standardı olarak öne çıkmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.04.2025 tarihli ve 2023/885 Esas, 2025/252 Karar sayılı ilamı ise sepet hesabı yöntemini korumakla birlikte, taşınmaz değer artış oranının sepete hangi sınırlar içinde dahil edilebileceğini açıkça tartışarak bu alandaki uygulamayı daha sistematik bir çerçeveye oturtmuştur.

İlkenin Normatif Dayanağı: Sebepsiz Zenginleşme ve Şekil Şartı

Denkleştirici adalet yaklaşımının pozitif hukuktaki temeli, geçersiz işlem sonrası iadenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olmasıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 77. maddesi bu yükümlülüğü açıkça düzenlemektedir: Haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşen bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür; bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan bir sebebe dayanması durumunda doğar.

Taşınmaz devrine ilişkin sözleşmelerde geçersizliğin ana zemini ise şekil zorunluluğudur. Türk Medenî Kanunu’nun 706. maddesi taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerliliğini resmî şekle bağlamakta; Türk Borçlar Kanunu’nun 237. maddesi taşınmaz satışının geçerliliği için sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesini şart koşmaktadır. Noterlik Kanunu’nun 60. maddesinde 2022 yılında yapılan değişiklikle noterlere de taşınmaz satış sözleşmesi yapma görevi verilmiş; resmî şeklin uygulanmasına ilişkin pratik imkânlar genişletilmiştir.

Denkleştirici Adaletin İçtihadi İçeriği: Gerçek Eski Hâle Getirme

Yargıtay içtihadında denkleştirici adalet, iade borcunun yalnızca nominal iade ile sınırlı görülmemesini; gerçek anlamda eski hâle getirme sonucunu sağlayacak biçimde uygulanmasını ifade eder. Bu yaklaşım, özellikle taşınmaz satış bedelinin iadesi gibi uyuşmazlıklarda paranın zaman içindeki değer kaybını dikkate alan bir güncelleme gereğini doğurur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu çerçeveyi açıkça ortaya koymaktadır: Denkleştirici adalet ilkesi, haklı bir sebebe dayanmadan başkasının malvarlığından yararlanan kişinin elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hâle getirme yükümlülüğünü ifade eder. Bu bakımdan sebepsiz zenginleşmeye konu alacağın iadesinde taşınmazın satış bedelinin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekir (Yargıtay 3. HD, 2017/9674 E., 2017/7714 K.). Aynı metodoloji Daire’nin diğer kararlarında da tekrar edilmektedir (Yargıtay 3. HD, 2014/20448 E., 2015/16355 K.).

Sepet Hesabı Yöntemi: Dönemsel Hesap ve Ortalama

Denkleştirici adaletin uygulamada en somut görünümü sepet hesabıdır. Bu yöntemin özü şudur: Ödenen bedel ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılacak şekilde güncellenir; güncellemede tek bir endeks yerine somut ekonomik veriler kullanılır; bu veriler dönem dönem uygulanarak her dönemde ulaşılan değerler çıkarılır ve nihayetinde ortalama ile sonuca gidilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu yöntemi teknik olarak şu şekilde tarif etmektedir: Güncellemeye esas alınan somut veriler tek tek uygulanarak ödeme tarihinden ifanın imkânsız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, ardından bunların ortalaması alınmalıdır (Yargıtay 3. HD, 2017/9674 E., 2017/7714 K.). Yargıtay 7. Hukuk Dairesi de somut dosyalarda enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artış ile maaş artışları gibi ekonomik etkenlerin ortalamasının dikkate alındığını belirtmektedir (Yargıtay 7. HD, 2023/4087 E., 2024/3804 K.).

Burada önemli olan, Yargıtay’ın bu göstergeleri sınırlı sayıda değil örnekleyici biçimde saymasıdır. Nitekim 3. Hukuk Dairesi’nin bir kararında gayrimenkul fiyatlarındaki artış oranları da çeşitli ekonomik etkenler arasında anılmaktadır (Yargıtay 3. HD, 2023/4126 E., 2023/3767 K.). Bu durum, taşınmazla bağlantılı verilerin sepet hesabında tamamen yabancı olmadığını; ancak bu verilerin hangi formda ve hangi sınırlar içinde kullanılabileceği meselesinin tartışmaya açık kaldığını göstermektedir.

YHGK’nın 30.04.2025 Tarihli Kararı: Tamamlayıcı Ölçütün Çerçevelenmesi

YHGK’nın 30.04.2025 tarihli kararı, sepet hesabının temel mantığını teyit etmekle birlikte, taşınmazla ilişkili bir verinin sepete nasıl dahil edilebileceği tartışmasını netleştiren iki temel sonuç ortaya koymaktadır.

Yerleşik sepet mantığının teyidi. YHGK, denkleştirici adalet hesabında enflasyon, TEFE-TÜFE, altın ve döviz kurlarındaki artış ile maaş artışları gibi ekonomik etkenlerin ortalamasına dayalı güncelleme yaklaşımının yerleşik olduğunu açıkça teyit etmektedir.

Rayiç değer ile değer artış oranı ayrımı. YHGK, hesaplamada doğrudan sözleşmeye konu taşınmazın rayiç değerinin sepete eklenmesini hukuken mümkün görmemektedir. Bunun gerekçesi açıktır: Bu yapılırsa iade borçlusuna, hukuken kendisine ait olmayan bir malın değerini karşı tarafla paylaşma külfeti yüklenir ve bu kez iade borçlusu yönünden adaletsiz bir sonuca varılır. Buna karşın YHGK, taşınmazın sözleşme tarihindeki gerçek değeri ile iade borcunun muaccel olduğu tarihteki güncel değeri arasındaki artış oranının bir ölçüt olarak hesaba eklenebileceğini kabul etmektedir.

Bu çerçeve, taşınmaz verisinin sepet hesabına ilk kez girdiği anlamına gelmemektedir. YHGK’nın katkısı, taşınmazla bağlantılı verinin kullanılmasında rayiç değeri reddedip değer artış oranını ölçüt olarak kabul eden ve bu ayrımı sistematik biçimde ortaya koyan bir çerçeve sunmasıdır.

Muhalefet Şerhinin Özü

Karar oy çokluğuyla alınmıştır. Muhalif görüşün odağında taşınmaz değer artış oranının sepete dahil edilmesinin denkleştirici adaletin sınırlarını aşabileceği endişesi yer almaktadır. Muhalefet perspektifinden bakıldığında sepet hesabındaki ölçütlerin sözleşmeden bağımsız ve nesnel olması, sözleşmeye konu taşınmazın değer artış oranının ise bu nesnellikten uzaklaşma riski taşıması söz konusudur. Bu itiraz, denkleştirici adaletin metodolojik sınırlarına ilişkin tartışmayı akademik gündemde canlı tutmaya devam edecektir.

Bilirkişi İncelemesi ve Denetime Elverişlilik Standardı

Sepet hesabı çoklu ekonomik veri setiyle dönemsel hesap yapıp ortalama almaya dayandığından uygulamada bilirkişi incelemesi önem taşımaktadır. Bilirkişi raporu; hangi verilerin esas alındığını, bu verilerin hangi dönemlere nasıl uygulandığını, dönemsel değerlerin nasıl çıkarıldığını ve ortalamanın hangi yöntemle kurulduğunu açık, gerekçeli ve denetime elverişli biçimde göstermelidir.

YHGK 2025/252 çerçevesi doğrultusunda taşınmaz değer artış oranı ölçütü uygulanacaksa bilirkişinin ayrıca şu iki değeri tespit etmesi gerekir: taşınmazın sözleşme tarihindeki gerçek değeri ve iade borcunun muacceliyet anındaki güncel değeri. Bu iki değer arasındaki artış oranı üretilecek ve bu oran diğer sepet göstergeleriyle birlikte ortalamaya dahil edilecektir.

Sonuç

Denkleştirici adalet ilkesi, geçersiz sözleşmelerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiyesinde gerçek iadenin sağlanmasını hedefleyen ve Yargıtay içtihatlarıyla teknikleştirilmiş bir standarttır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararları güncellemenin somut verilerle dönemsel hesap yapılarak ve ortalama alınarak gerçekleştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi ise enflasyon, endeks, altın, döviz ve maaş artışları gibi etkenlerin ortalamasıyla güncelleme yapılmasına ilişkin uygulama örneklerini göstermektedir.

YHGK’nın 30.04.2025 tarihli 2025/252 sayılı kararı, sepet hesabına ilişkin yerleşik yaklaşımı teyit etmekle birlikte; taşınmazla ilgili verinin hesaba dahil edilmesinde rayiç değer ile değer artış oranı arasındaki farkı netleştirerek taşınmaz değer artış oranının ölçüt olarak kullanılabileceği, ancak doğrudan rayiç değerin sepete eklenemeyeceği yönünde uygulamayı sistematik bir çerçeveye oturtmuştur. Bu yaklaşım bir yandan geçersiz sözleşmeye geçerliymiş gibi sonuç bağlanmasının önüne geçerken, diğer yandan güncel ekonomik gerçeklikte taşınmazın da bir korunma ve yatırım aracı olarak işlev gördüğü olgusunu denkleştirici adalet hesabına taşımaktadır.


Kaynakça

Hukuk Genel Kurulu, 2023/885 E., 2025/252 K. (30.04.2025)

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2017/9674 E., 2017/7714 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2014/20448 E., 2015/16355 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2023/4126 E., 2023/3767 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2023/4087 E., 2024/3804 K.

Bu web sitesi “olduğu gibi” sunulmaktadır. Apilex Legal, bu web sitesinde yer alan bilgilere dayanarak veya bu bilgileri herhangi bir şekilde kullanarak yapılan eylemlerden (veya eylemsizlikten) sorumlu değildir ve hiçbir durumda herhangi bir kayıp veya zarardan sorumlu tutulamaz. Bu web sitesinde yayınlanan içerik ve materyaller yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde hukuki görüş olarak kullanılmamalıdır. Bu web sitesi ve içerdiği bilgiler, avukat-müvekkil ilişkisi kurmayı amaçlamamaktadır.

Önerilen Diğer Yazılar

13.04.2026

Yapay Zeka ile Oluşturduğunuz Görsel (Muhtemelen) Size Ait Değil!

Markanız için Midjourney’de harika bir görsel oluşturdunuz. Mükemmel görünüyor. Ama hemen bir soru kafanıza takılıyor: Bu görseli ticari amaçlarla kullanma hakkınız var mı? Ve hepsinden önemlisi, gerçekten size mi ait? Bu soru giderek daha fazla profesyonelin gündemine giriyor ve cevap… sanıldığından çok daha karmaşık. Birinci Adım: Kullanım Koşullarını Okuyun Yapılacak ilk şey — ve çoğunlukla []

09.04.2026

İkale Sözleşmesi İçindeki İbra Hükümlerinin Geçerliliği

GİRİŞ İşveren ile işçi arasında kurulan iş ilişkisi tarafların özgür iradeleri dahilinde bir sözleşme ile kurulur. Bu hukuki ilişki belirli süreli yahut belirsiz süreli olabilir. Fakat süresi, ne olursa olsun bir iş ilişkisi doğası gereği her daim sonlanmaya mahkûm olacaktır. İş ilişkisi devam ederken taraflara (işçi-işveren) bazı hak ve borçlar yüklerken iş ilişkisinin sona ermesinden []