Türk Ceza Hukukunda İnfaz Rejimi ve Fiili İnfaz Süresinin Hesaplanması

05.08.2026
Bu içeriği Yapay Zeka ile özetle:
Av. Ali Rıza ACARTÜRKAv. Ali Rıza ACARTÜRK

Giriş

Türk ceza infaz hukukunda mahkeme tarafından hükmedilen hapis cezasının ne kadarının ceza infaz kurumunda geçirileceği, uygulamada “yatar hesabı” olarak adlandırılmaktadır. Ancak “kaç gün yatarım?” sorusuna yalnızca mahkemenin verdiği hapis cezası üzerinden cevap verilmesi hukuken doğru değildir.

Fiilî infaz süresi; hükmedilen cezanın miktarının yanı sıra suçun niteliğine, suç tarihine, hükmün kesinleşme tarihine, uygulanacak koşullu salıverme oranına, denetimli serbestlik şartlarına, tutukluluk ve gözaltı sürelerinin mahsup edilip edilemeyeceğine, tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığına, birden fazla ilam bulunup bulunmadığına, açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarına ve geçici infaz düzenlemelerine göre belirlenir.

Bu nedenle aynı miktarda hapis cezasına hükmedilen iki kişi, suçlarının hukuki niteliği, suç tarihleri, tekerrür durumları veya mahsup süreleri farklı olduğu için ceza infaz kurumunda farklı süreler geçirebilir.

Bu çalışma, ceza infaz hukukunun genel çerçevesini açıklamaktadır. Somut bir dosyada kesin hesap yapılabilmesi için mahkûmiyet hükmü, kesinleşme şerhi, suç tarihi, infaz başlangıç tarihi, mahsup kayıtları, tekerrür kararı, toplama kararı, müddetname ve yürürlükte bulunan özel veya geçici hükümler birlikte incelenmelidir.

Güncellik ve geçiş hükümleri konusunda önemli uyarı

Ceza infaz mevzuatında yapılan değişiklikler çoğu zaman yalnızca yeni hükümler getirmemekte; aynı zamanda belirli suç tarihlerini, belirli hükümlü gruplarını, belirli tarihlerde işlenen suçları veya belirli infaz durumlarını kapsayan geçici ve geçiş hükümleri de içermektedir.

Bu nedenle bir düzenlemenin bugün yürürlükte olması, o düzenlemenin geçmişte işlenen her suç bakımından aynı şekilde uygulanacağı anlamına gelmez. Somut dosyada ilgili kanun değişikliğinin yürürlük maddesi, geçici maddesi ve kapsamı ayrıca kontrol edilmelidir.

İnfaz rejimi nedir?

İnfaz rejimi, kesinleşen bir mahkûmiyet hükmünün hangi şartlarla, hangi kurumda, hangi süreler içinde ve hangi usulle yerine getirileceğini belirleyen hukuk kurallarının bütünüdür.

İnfaz hukukunun temel kanunu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’dur. Bunun yanında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun mahsup ve tekerrüre ilişkin hükümleri, infaz hâkimliğine ilişkin 4675 sayılı Kanun, ilgili yönetmelikler ve yürürlükteki geçici hükümler de dikkate alınır.

İnfaz rejimi değerlendirilirken şu soruların cevaplandırılması gerekir:

  • Mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş midir?
  • Hangi suçtan ve hangi kanun maddesinden mahkûmiyet kurulmuştur?
  • Suç hangi tarihte işlenmiştir?
  • Hükmedilen cezanın miktarı ve türü nedir?
  • Hükümde tekerrür hükümleri uygulanmış mıdır?
  • Tutukluluk veya gözaltı süresi var mıdır?
  • Birden fazla kesinleşmiş ilam bulunmakta mıdır?
  • Toplama kararı verilmiş midir?
  • Koşullu salıverme bakımından hangi oran uygulanacaktır?
  • Denetimli serbestlikten yararlanma şartları oluşmuş mudur?
  • Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları mevcut mudur?
  • Hükümlünün hastalık, yaş, gebelik, doğum veya sürekli bakıma muhtaçlık gibi özel bir durumu var mıdır?
    Bu sorular cevaplandırılmadan yapılan hesap, yalnızca yaklaşık bir değerlendirme niteliğinde kalır.

Hükmedilen ceza ile cezaevinde geçirilecek süre aynı değildir

Mahkemece verilen hapis cezası, hükümlünün ceza infaz kurumunda aynı sürenin tamamını kapalı kurumda geçireceği anlamına gelmez.

İnfaz hesabında birbirinden ayrılması gereken süreler şunlardır:

  • Mahkemece hükmedilen toplam hapis cezası,
  • Mahsup edilebilecek tutukluluk ve gözaltı süresi,
  • Koşullu salıverme bakımından infaz edilmesi gereken süre,
  • Açık ceza infaz kurumunda geçirilecek süre,
  • Denetimli serbestlik kapsamında ceza infaz kurumu dışında geçirilebilecek süre,
  • Koşullu salıverme sonrasında yükümlülüklere tabi olarak geçirilecek süre.
    Bu nedenle günlük dilde kullanılan “yatar” ifadesi, hukuki açıdan tek ve kesin bir kavram değildir. Bir kişi için “cezaevinde fiilen kalacağı süre”, bir başka kişi için ise “koşullu salıverilme tarihine kadar infaz edilmesi gereken süre” kastediliyor olabilir. Sağlıklı bir hesap yapılırken hangi sürenin sorulduğu açıkça belirlenmelidir.

Hükmün kesinleşmesi ve infaz işlemleri

Hapis cezasının infaz edilebilmesi için kural olarak mahkûmiyet hükmünün kesinleşmiş olması gerekir. Kesinleşmeyen bir hüküm, olağan kanun yolu süreci tamamlanmadan kesinleşmiş mahkûmiyet gibi infaz edilemez.

Hüküm kesinleştikten sonra infaz işlemleri başlatılır. Bu aşamada;

  • kesinleşme şerhi,
  • ilamın infaz kabiliyeti,
  • mahkûmiyet hükmünün niteliği,
  • mahsup edilecek süreler,
  • varsa birden fazla ilam,
  • tekerrür kararı,
  • koşullu salıverme tarihi,
  • denetimli serbestlik bakımından önem taşıyan tarihler
    incelenir.

İnfaz işlemleri kapsamında çağrı kâğıdı çıkarılması, hükümlünün teslim olması, yakalama işlemi, ceza infaz kurumuna kabul, kurum türünün belirlenmesi ve müddetname düzenlenmesi gibi işlemler gündeme gelebilir. Bu işlemlerin şekli, hükümlünün durumuna ve infaz dosyasının özelliklerine göre değişebilir.

Müddetname nedir?

Müddetname, hükümlünün infazına ilişkin temel tarihleri ve süreleri gösteren teknik hesap belgesidir. Müddetnamede genellikle;

  • hükmedilen toplam ceza,
  • infaz başlangıç tarihi,
  • mahsup edilen tutukluluk veya gözaltı süreleri,
  • koşullu salıverme tarihi,
  • denetimli serbestlik bakımından değerlendirilen tarih,
  • infazın sona ermesine ilişkin bilgiler
    yer alır.

Müddetname, hükmün infazına başlanmasının ardından Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenerek hükümlüye tebliğ edilir. Müddetnamede yer alan infaz hesabına veya belirlenen tarihlere karşı, kanuni şartlar çerçevesinde infaz hâkimliğine başvurulabilir.

Müddetname, infaz hesabının en önemli belgelerinden biri olmakla birlikte, her koşulda değişmez ve tartışılmaz bir belge olarak kabul edilmemelidir. Sonradan ortaya çıkan mahsup belgeleri, yeni kesinleşmiş ilamlar, toplama kararları, kanun değişiklikleri, disiplin işlemleri, firar veya infazın kesilmesine ilişkin durumlar hesaplamayı etkileyebilir.

Bu nedenle hükümlü veya müdafii, müddetnameyi yalnızca sonuç tarihi bakımından değil, hesaplamanın dayanakları bakımından da incelemelidir. Özellikle suç maddesi, suç tarihi, tekerrür uygulaması, mahsup süresi ve denetimli serbestlik tarihi kontrol edilmelidir.

Koşullu salıverme

Koşullu salıverme, hükümlünün kanunda öngörülen infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi hâlinde, cezasının kalan bölümünü belirli koşullar altında ceza infaz kurumu dışında geçirmesine imkân sağlayan bir infaz kurumudur.

Koşullu salıverme bakımından temel olarak şu unsurlar dikkate alınır:

  • Hükmedilen hapis cezasının miktarı,
  • Suçun kanuni niteliği,
  • Suç tarihi,
  • Uygulanacak koşullu salıverme oranı,
  • Tekerrür hâli,
  • Birden fazla ilam bulunup bulunmadığı,
  • İyi hâl durumu,
  • Kanunda öngörülen özel veya geçici hükümler.
    Koşullu salıverme oranı her suç bakımından aynı değildir. Genel infaz rejimi dışında, bazı suç grupları için daha farklı ve ağır infaz oranları öngörülebilir. Bu nedenle yalnızca “cezanın yarısı”, “cezanın üçte ikisi” veya “cezanın dörtte üçü” şeklinde genel bir oran verilmesi, somut olay bakımından yanıltıcı olabilir.

Özellikle terör ve örgütlü suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçları, kasten öldürme suçunun belirli nitelikli hâlleri, tekerrür hâli ve kanunda özel infaz oranı öngörülen diğer suçlar bakımından ayrıca inceleme yapılmalıdır.

Burada “katalog suç” kavramına dikkat edilmelidir. Katalog suç ifadesi özellikle tutuklama nedenleri bağlamında kullanılan bir kavramdır. Bu kavram, koşullu salıverme bakımından bütün katalog suçların aynı orana tabi olduğu anlamına gelmez. Koşullu salıverme hesabında doğrudan ilgili kanun hükmü ve suçun somut niteliği esas alınmalıdır.

Koşullu salıverme de cezanın tamamen ortadan kalkması anlamına gelmez. Hükümlü, koşullu salıverme süresi içinde kanundan ve karardan kaynaklanan yükümlülüklere tabi olabilir. Bu koşulların ihlali, kanuni şartların oluşması hâlinde koşullu salıvermenin geri alınması veya kalan cezanın infazı gibi sonuçlara yol açabilir.

Denetimli serbestlik

Denetimli serbestlik, kanunda öngörülen şartların oluşması hâlinde hükümlünün cezasının belirli bir bölümünü ceza infaz kurumu dışında, denetim ve yükümlülükler altında geçirmesine imkân tanıyan bir infaz uygulamasıdır.

Denetimli serbestlik, koşullu salıvermeden farklıdır. Koşullu salıverme, kanunda öngörülen infaz oranının tamamlanmasından sonra kalan cezanın belirli şartlarla dışarıda infaz edilmesini ifade eder. Denetimli serbestlik ise koşullu salıverme tarihinden önceki belirli dönemin, kanuni şartlar altında ceza infaz kurumu dışında geçirilmesiyle ilgilidir.

Uygulamada genel hesap mantığı şu şekildedir:

  • Önce hükmedilen ceza ve varsa mahsup süreleri belirlenir.
  • Uygulanacak koşullu salıverme oranı tespit edilir.
  • Koşullu salıverme tarihi hesaplanır.
  • Hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanıp yararlanamayacağı incelenir.
  • Açık ceza infaz kurumuna ayrılma, iyi hâl ve diğer kanuni şartlar değerlendirilir.
  • Varsa geçici infaz düzenlemeleri uygulanır.
  • Hükümlünün ceza infaz kurumunda geçireceği süre belirlenir.
    Denetimli serbestlik otomatik bir hak veya her hükümlü bakımından uygulanması zorunlu bir indirim değildir. Yararlanma bakımından;
  • suç türü,
  • cezanın miktarı,
  • infaz rejimi,
  • açık kuruma ayrılma koşulları,
  • iyi hâl,
  • kurumda geçirilmesi gereken asgari süre,
  • önceki denetimli serbestlik uygulamaları,
  • yükümlülük ihlalleri,
  • geçici maddelerin kapsamı
    dikkate alınabilir.

Denetimli serbestlik kararı verilmesi hâlinde hükümlü, kamuya yararlı bir işte çalışma, belirli bir konut veya bölgede bulunma, belirli yerlere gitmeme, belirli programlara katılma veya denetim görevlisinin belirlediği yükümlülüklere uyma gibi yükümlülüklere tabi tutulabilir. Yükümlülüklerin ihlali, denetimli serbestliğin sona ermesine veya kişinin yeniden ceza infaz kurumuna alınmasına yol açabilecek sonuçlar doğurabilir.

Mahsup

Mahsup, kişinin soruşturma veya kovuşturma sürecinde özgürlüğünden yoksun kaldığı ve kanunen mahsup edilmesi mümkün olan sürelerin, kesinleşen hapis cezasından düşülmesidir. Mahsup kurumunun temel dayanaklarından biri Türk Ceza Kanunu’nun 63. maddesidir.

Mahsup hesabında özellikle;

  • gözaltında geçirilen süre,
  • tutuklulukta geçirilen süre,
  • hükümden önce özgürlüğün kısıtlandığı diğer kanuni süreler,
  • aynı dosya veya hukuki bağlantılı dosyalar bakımından mahsup ilişkisi,
  • daha önce başka bir ilamda mahsup edilip edilmediği
    incelenmelidir.

Mahsup her durumda otomatik ve sınırsız biçimde uygulanmaz. Hangi özgürlük kısıtlaması süresinin hangi mahkûmiyetten mahsup edileceği, tutuklamanın veya gözaltının hangi fiil nedeniyle uygulandığı ve mahkûmiyet hükmünün hangi fiile ilişkin olduğu dikkate alınarak belirlenir.

Aynı sürenin iki farklı mahkûmiyetten birden mahsup edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle birden fazla dosya bulunan hâllerde, mahsup kayıtları ve ilam ilişkisi dikkatle incelenmelidir.

Mahsup talebinin değerlendirilebilmesi için tutuklama müzekkereleri, tahliye veya salıverme kayıtları, tutukluluk sürelerini gösteren belgeler, kesinleşmiş mahkeme kararı ve infaz dosyası birlikte incelenmelidir. Mahsup süresinin müddetnamede eksik veya hatalı gösterildiği düşünülüyorsa, hesaplamanın düzeltilmesi için ilgili infaz makamlarına ve şartları oluştuğunda infaz hâkimliğine başvurulabilir.

Tekerrür

Tekerrür, daha önce kesinleşmiş bir mahkûmiyeti bulunan kişinin kanunda öngörülen şartlar içinde yeni bir suç işlemesi hâlinde uygulanabilen bir ceza ve infaz hukuku kurumudur. Tekerrürün temel dayanağı Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesidir.

Adlî sicil kaydının bulunması tek başına tekerrür bulunduğu anlamına gelmez. Tekerrürün değerlendirilmesinde;

  • önceki mahkûmiyetin kesinleşme tarihi,
  • önceki suçun niteliği,
  • yeni suçun işlenme tarihi,
  • kanunda öngörülen süreler,
  • önceki mahkûmiyetin tekerrüre esas olup olamayacağı,
  • tekerrür hükümlerinin yeni hükümde uygulanıp uygulanmadığı,
  • birinci veya sonraki tekerrür hâlinin bulunup bulunmadığı
    belirlenmelidir.

Tekerrürün infaz bakımından sonucu, her dosyada aynı değildir. Tekerrür hâli, uygulanacak koşullu salıverme hükümlerini ve diğer infaz imkânlarını etkileyebilir. Ancak bu etki, yalnızca kişinin sabıka kaydı bulunmasına bakılarak belirlenemez.

Bu nedenle müddetnamede tekerrür uygulanmışsa, kararın hüküm fıkrası ve tekerrüre esas alınan önceki ilam ayrıca incelenmelidir. Hükümde tekerrür uygulanmamış olmasına rağmen infaz hesabında tekerrürlü rejim kullanılmışsa veya tekerrürün türü hatalı belirlenmişse, hukuki başvuru yolları gündeme gelebilir.

Birden fazla ilam ve toplama kararı

Bir kişinin birden fazla kesinleşmiş hapis cezası varsa, yalnızca cezaların gün olarak toplanması suretiyle basit bir “yatar” hesabı yapılamaz.

Birden fazla ilam bakımından;

  • cezaların hangi tarihlerde kesinleştiği,
  • suçların hangi tarihlerde işlendiği,
  • ilamların aynı veya farklı suçlara ilişkin olup olmadığı,
  • toplama kararı bulunup bulunmadığı,
  • her ilam bakımından farklı infaz oranı uygulanıp uygulanmayacağı,
  • tekerrürlü ve tekerrürsüz ilamların bir arada bulunup bulunmadığı,
  • mahsup sürelerinin hangi ilama uygulanacağı
    belirlenmelidir.

Toplama kararı, birden fazla kesinleşmiş hükmün infaz bakımından birlikte değerlendirilmesini sağlayabilir; ancak bu durum her zaman tüm cezaların tek bir suç gibi değerlendirilmesi veya bütün cezalar için aynı koşullu salıverme oranının uygulanması anlamına gelmez.

Bu nedenle birden fazla ilam bulunan dosyalarda hükümlünün bütün kesinleşmiş kararları, toplama kararı ve güncel müddetname birlikte incelenmelidir.

Özel infaz usulleri ve kişisel durumlar

Bazı hükümlüler bakımından hapis cezasının genel yöntemden farklı biçimde infaz edilmesi mümkündür. Ancak her kişisel durum aynı hukuki kuruma tabi değildir.

Örneğin;

  • hafta sonu infazı,
  • gece infazı,
  • konutta infaz,
  • çocuklara özgü infaz hükümleri,
  • gebelik veya doğum nedeniyle infazın ertelenmesi,
  • ağır hastalık veya sürekli bakıma muhtaçlık nedeniyle özel değerlendirme,
  • ileri yaş nedeniyle konutta infaz veya başka özel uygulamalar
    birbirinden farklı hukuki düzenlemelere dayanabilir.

Bu nedenle çocuk, kadın, yaşlı, ağır hasta, hamile veya loğusa olan her hükümlünün otomatik olarak özel infaz usulünden yararlanacağı söylenemez. Her bir durum bakımından kanundaki yaş, ceza süresi, suç türü, sağlık raporu, doğum veya gebelik durumu, bakım ihtiyacı ve diğer şartlar ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Özellikle sağlık sorunlarında yalnızca kişinin kendi beyanı yeterli olmayabilir. Yetkili sağlık kuruluşlarından alınan raporlar, hastalığın infaz koşullarıyla bağdaşmazlığı ve kişinin ceza infaz kurumunda tutulmasının mümkün olup olmadığı yönündeki tespitler önem taşır.

Suç tarihi, hüküm tarihi ve kanun değişiklikleri

İnfaz hesabında suç tarihi önemlidir; ancak her infaz kuralının otomatik olarak suç tarihindeki hükme göre uygulanacağı söylenemez.

Bir kanun değişikliğinin somut dosyaya uygulanıp uygulanmayacağı belirlenirken;

  • değişikliğin yürürlük tarihi,
  • kanunun geçici maddesi,
  • yürürlük maddesi,
  • düzenlemenin yalnızca belirli suç tarihlerini kapsayıp kapsamadığı,
  • hükmün kesinleşme tarihi,
  • infazın hangi aşamada bulunduğu,
  • hükümlünün koşullu salıverme veya denetimli serbestlik tarihinin değişiklikten etkilenip etkilenmediği
    incelenmelidir.

Ceza hukuku bakımından lehe kanun değerlendirmesi ile infaz hukukundaki uygulama kuralları aynı yöntemle ele alınmayabilir. Bu nedenle “suç tarihinde yürürlükte olan infaz kanunu uygulanır” veya “sonraki kanun her durumda uygulanır” şeklinde kategorik cümleler kurulması doğru değildir.

Somut olayda ilgili değişikliğin yalnızca ana maddesi değil, geçici hükümleri ve yürürlük düzenlemesi de okunmalıdır.

Açık ve kapalı ceza infaz kurumları

Hükümlünün hangi tür ceza infaz kurumunda kalacağı; cezanın niteliğine, hükümlünün durumuna, suçun türüne, infaz süresine, iyi hâl değerlendirmesine, disiplin durumuna ve ilgili mevzuatta öngörülen diğer şartlara göre belirlenir.

Ceza infazının kapalı kurumda başlaması yaygın bir uygulama olmakla birlikte, her dosyada mutlaka aynı şekilde gerçekleşeceği söylenemez. Bazı hükümlüler bakımından doğrudan açık kuruma ayrılma veya özel infaz usulü gündeme gelebilir.

Açık ceza infaz kurumuna ayrılma;

  • cezanın kendiliğinden azalması,
  • hükmün ortadan kalkması,
  • koşullu salıvermenin gerçekleşmesi
    anlamına gelmez. Açık kurum, cezanın farklı güvenlik ve çalışma koşulları içinde infaz edildiği bir kurum türüdür.

Açık kuruma ayrılma bakımından ceza süresi, suçun niteliği, iyi hâl, disiplin durumu, firar geçmişi, tekerrür, kurumda geçirilmesi gereken süre ve ilgili yönetmelik hükümleri dikkate alınmalıdır.

Kısa süreli hapis, adlî para cezası ve seçenek yaptırımlar

Adlî para cezası ile hapis cezası aynı yaptırım değildir. Adlî para cezası, hükmedildiği anda doğrudan hapis cezası niteliği taşımaz ve klasik anlamda “yatar hesabı” yapılmasını gerektirmez.

Bununla birlikte adlî para cezasının süresinde ödenmemesi hâlinde, kanunda öngörülen tahsil ve infaz usulleri gündeme gelebilir. Bu süreç, baştan hükmedilen hapis cezasının infazından farklı değerlendirilmelidir.

Ayrıca kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesi, adlî para cezasından hapse çevrilen yaptırım, seçenek yaptırımın ihlali veya hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi gibi kurumlar birbirinden ayrılmalıdır. “Hapis cezası” ibaresinin bulunması, her durumda aynı infaz rejiminin uygulanacağı anlamına gelmez.

Fiilî infaz süresi nasıl hesaplanır?

Somut bir dosyada genel olarak şu sıra izlenir:

Hüküm ve ceza türü belirlenir

Öncelikle kesinleşmiş mahkeme kararındaki suç maddesi, ceza miktarı, cezanın hapis veya adlî para cezası olup olmadığı, seçenek yaptırım veya erteleme bulunup bulunmadığı belirlenir.

Suç tarihi ve geçiş hükümleri incelenir

Suç tarihi, hüküm tarihi ve kesinleşme tarihi tespit edilir. Sonraki kanun değişikliklerinin somut dosyaya uygulanıp uygulanmayacağı, yürürlük ve geçici hükümler dikkate alınarak değerlendirilir.

Tekerrür durumu belirlenir

Hüküm fıkrasında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilir. Adlî sicil kaydı, tek başına yeterli kabul edilmez; tekerrüre esas önceki ilam ve yeni suç tarihi incelenir.

Mahsup süreleri hesaplanır

Gözaltı ve tutukluluk süreleri ile kanunen mahsup edilmesi mümkün diğer süreler belirlenir. Aynı sürenin daha önce başka bir ilamdan mahsup edilip edilmediği kontrol edilir.

Birden fazla ilam varsa toplama ilişkisi incelenir

Birden fazla kesinleşmiş hapis cezası varsa toplama kararı, ilamların infaz sırası ve farklı infaz oranları değerlendirilir.

Koşullu salıverme tarihi hesaplanır

Suçun niteliği, suç tarihi, tekerrür ve özel hükümler dikkate alınarak uygulanacak koşullu salıverme oranı belirlenir.

Denetimli serbestlik şartları incelenir

Denetimli serbestlikten yararlanma bakımından cezanın süresi, suç türü, iyi hâl, açık kuruma ayrılma şartları, kurumda geçirilmesi gereken süre ve geçici hükümler kontrol edilir.

Özel infaz ihtimalleri değerlendirilir

Hükümlünün yaşı, sağlık durumu, gebelik, doğum, sürekli bakıma muhtaçlık veya başka özel durumları varsa konutta infaz, infazın ertelenmesi veya diğer özel hükümler değerlendirilir.

Müddetname ile fiilî durum karşılaştırılır

Son aşamada müddetname, infaz dosyası ve ceza infaz kurumundaki güncel kayıtlar karşılaştırılır. Hesaplama hatası varsa ilgili infaz makamlarına ve gerektiğinde infaz hâkimliğine başvuru yapılır.

İnfaz hesabında sık yapılan hatalar

Yalnızca ceza miktarına bakılması

Hükmedilen ceza, tek başına cezaevinde geçirilecek süreyi göstermez. Suç maddesi, infaz oranı, mahsup ve denetimli serbestlik şartları ayrıca incelenmelidir.

Suç tarihinin hiç incelenmemesi

Geçici veya geçiş hükümleri nedeniyle aynı suç bakımından farklı tarihlerde farklı infaz sonuçları doğabilir.

“Her suçta aynı oran uygulanır” kabulü

Koşullu salıverme oranı suçun hukuki niteliğine ve özel hükümlere göre değişebilir.

Denetimli serbestliğin otomatik indirim sanılması

Denetimli serbestlik, her hükümlü bakımından kendiliğinden uygulanmaz. Kanuni ve kurumsal şartların oluşması gerekir.

Sabıka kaydının otomatik tekerrür kabul edilmesi

Tekerrür için önceki mahkûmiyetin ve yeni suçun kanuni şartları taşıması gerekir.

Tutukluluğun her dosyada mahsup edileceğinin düşünülmesi

Mahsup bakımından hukuki bağlantı, aynı sürenin daha önce kullanılıp kullanılmadığı ve mahkûmiyetin hangi fiile ilişkin olduğu belirlenmelidir.

Birden fazla ilamın basitçe toplanması

Birden fazla ilamda toplama kararı, farklı oranlar ve mahsup ilişkileri dikkate alınmadan tek bir matematik işlemi yapılması hatalı sonuç doğurabilir.

Açık cezaevine geçişin ceza indirimi sanılması

Açık kuruma ayrılma, infazın kurum türünü değiştirir; hükmedilen cezayı kendiliğinden azaltmaz.

Eski hesaplama araçlarına güvenilmesi

İnfaz hesaplama araçları yalnızca yaklaşık sonuç verebilir. Mevzuat değişiklikleri, geçici maddeler, tekerrür, toplama ve özel suç hükümleri nedeniyle nihai hesap mutlaka dosya belgeleri üzerinden yapılmalıdır.

İnfaz işlemlerine karşı başvuru yolları

Müddetnamede veya infaz işleminde hata bulunduğu düşünülüyorsa öncelikle hatanın kaynağı tespit edilmelidir. Özellikle;

  • yanlış suç maddesi uygulanması,
  • suç tarihinin hatalı alınması,
  • mahsup süresinin eksik hesaplanması,
  • tekerrürün yanlış uygulanması,
  • toplama kararının dikkate alınmaması,
  • denetimli serbestlik tarihinin yanlış belirlenmesi,
  • geçici hükümlerin uygulanmaması,
  • açık kuruma ayrılma tarihinin hatalı hesaplanması
    gibi hususlar incelenmelidir.

Hesaplama hatası bakımından ilgili infaz birimine veya Cumhuriyet başsavcılığı infaz bürosuna başvurularak düzeltme talep edilebilir. İşlemin niteliğine göre infaz hâkimliğine başvuru da gündeme gelebilir. İnfaz hâkimliğine başvuruda, hangi işlemin hukuka aykırı olduğu, doğru hesabın hangi nedenle yapılması gerektiği ve bunu destekleyen belgeler açıkça gösterilmelidir.

Başvuru süresi ve başvurulacak makam, somut işlemin türüne göre değişebileceğinden, yalnızca sözlü görüşmeyle yetinilmemesi; yazılı kayıt, müddetname, infaz yazışmaları ve tebliğ belgelerinin saklanması gerekir.

Somut bir “yatar” hesabı için gerekli bilgiler

Bir kişinin cezaevinde geçireceği sürenin yaklaşık veya kesin olarak hesaplanabilmesi için en azından şu bilgiler gerekir:

  • Hükmedilen hapis cezasının toplam miktarı,
  • Suçun tam kanun maddesi ve nitelikli hâli,
  • Suç tarihi,
  • Hükmün kesinleşme tarihi,
  • Hükümde tekerrür uygulanıp uygulanmadığı,
  • Önceki mahkûmiyetlerin niteliği ve kesinleşme tarihleri,
  • Tutukluluk ve gözaltı tarihleri,
  • Başka kesinleşmiş ilamların bulunup bulunmadığı,
  • Toplama kararı,
  • Mevcut müddetname,
  • Ceza infaz kurumuna giriş tarihi,
  • Daha önce denetimli serbestlikten yararlanılıp yararlanılmadığı,
  • İyi hâl veya disiplin durumu,
  • Hastalık, yaş, gebelik, doğum veya sürekli bakıma muhtaçlık gibi özel durumlar.
    Bu bilgilerden biri eksik olduğunda, verilecek sonuç “kesin yatar” değil, yalnızca mevcut bilgilerle yapılmış ön hesaplama olarak kabul edilmelidir.

Sonuç / Özet

Hapis cezasının ne kadarının ceza infaz kurumunda geçirileceği, yalnızca mahkeme kararındaki ceza miktarına göre belirlenmez. Doğru hesaplama için hüküm, suç maddesi, suç tarihi, kesinleşme tarihi, koşullu salıverme oranı, denetimli serbestlik şartları, mahsup, tekerrür, birden fazla ilam, toplama kararı, açık kuruma ayrılma şartları ve özel veya geçici infaz hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

“Yatar hesabı” dosyaya özgü bir infaz hesabıdır; yalnızca hapis cezasının süresine veya internet üzerindeki genel hesaplama tablolarına bakılarak kesin sonuç verilmesi hukuken güvenilir değildir.

Özellikle suç tarihi ile kanun değişikliğinin yürürlük ve geçici hükümleri, tekerrürün hükümde nasıl uygulandığı, mahsup süresinin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı ve güncel müddetnamenin içeriği mutlaka kontrol edilmelidir.

Bir hesaplamada tereddüt bulunuyorsa, mahkûmiyet hükmü ve müddetname birlikte incelenmeli; hata tespit edilmesi hâlinde ilgili infaz makamına ve şartları oluştuğunda infaz hâkimliğine başvurulmalıdır.

Bu web sitesi “olduğu gibi” sunulmaktadır. Apilex Legal, bu web sitesinde yer alan bilgilere dayanarak veya bu bilgileri herhangi bir şekilde kullanarak yapılan eylemlerden (veya eylemsizlikten) sorumlu değildir ve hiçbir durumda herhangi bir kayıp veya zarardan sorumlu tutulamaz. Bu web sitesinde yayınlanan içerik ve materyaller yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde hukuki görüş olarak kullanılmamalıdır. Bu web sitesi ve içerdiği bilgiler, avukat-müvekkil ilişkisi kurmayı amaçlamamaktadır.

Önerilen Diğer Yazılar

12.08.2026

Ziynet Eşyalarının İadesi ve İspat Yükümlülüğü

Toplumda, kulaktan kulağa yayılan ve neredeyse sarsılmaz bir kanı haline gelmiş bir inanış vardır: “Düğünde kime ne takılırsa takılsın, tüm altınlar ve ziynet eşyaları kadının hakkıdır, kadının güvencesidir.” Birçok kişi, sadece bir düğün videosuna sahip olmanın veya altınların bir süre kendi kasasında durmasının, boşanma sürecinde bu malların iadesi için mutlak bir garanti sağladığını sanıyor. Fakat []

12.08.2026

Yargı Paketi Kapsamında “IBAN Mağdurlarına” Yönelik Düzenlemeler: Kapsamlı Hukuki Rehber

Son yıllarda banka hesaplarının, kredi veya banka kartlarının ve çeşitli finansal hesap bilgilerinin dolandırıcılık eylemlerinde kullanılması, ceza soruşturmalarında sıkça karşılaşılan bir durum hâline gelmiştir. Kamuoyunda bu kişiler genellikle “IBAN mağdurları” veya “hesabını kullandıranlar” şeklinde adlandırılmaktadır. 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi) ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 158’inci []