Yargıtay Kararları Çerçevesinde Boşanma Davalarında Hukuka Aykırı Yollarla Elde Edilen Delillerin Hukuki Tahlili

20.04.2026
Bu içeriği Yapay Zeka ile özetle:
Av. Emrah KARATAYAv. Emrah KARATAY

(Eşin Telefonuna Casus Yazılım Yüklenmesi, Gizli Ses Kaydı Alınması)

Bilindiği üzere, birçok boşanma davasında taraflar iddia ve vakalarını desteklemek adına çeşitli yollara başvurmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nda benimsenen boşanma sebeplerinin ispatındaki zorluklar, hakimin vicdanen kanaat getirmedikçe boşanmaya karar veremiyor olması ve evlilik birliğinin ayakta tutulması amacı doğrultusunda, bu kanaatin oluşması için çoğu zaman yüksek ölçüde bir ispat faaliyetinin gerekiyor olması tarafları yoğun bir ispat aracı bulma çabasına itmektedir.  

Tarafların iddia ve vakalarını desteklemek için sunmuş olduğu delillerin yargılamada hükme esas teşkil edilebilmesi ve yargılamada kullanabilmesi adına söz konusu delillerin usulüne uygun bir şekilde elde edilmiş olunması ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) yer alan düzenlemelere aykırı olmaması gerekmektedir. 

Bu konuda, hukukumuzda iki önemli yasal düzenlemeye göz atmakta fayda vardır. Bilindiği üzere; Anayasamızın 38. maddesinin 6. fıkrasında “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez” şeklinde hüküm bulunmaktadır. Bununla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 189. maddesinin 2. fıkrasında “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu düzenlemede, medeni yargılama hukukunda delillerin yalnızca maddi gerçeği ortaya koymasının yeterli olmadığını, aynı zamanda hukuka uygun yollarla elde edilmesi gerektiğini belirtilmiştir. Ancak, boşanma davalarında kişisel hayatın özel niteliği gereği, bazı durumlarda mahkemeler farklı değerlendirmelerde bulunabilmektedir.

Yukarıda da belirtildiği üzere, medeni yargılama hukukunda delillerin yalnızca maddi gerçeği ortaya koyması yeterli olmayıp, aynı zamanda hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması gerekmektedir. Türk Hukuku’nda hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin kullanılması şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıkça yasaklanmış olup,  bu tür deliller mahkemeler tarafından hükme esas alınmayacağı hem mevzuat yönünden.hem de yargıtay kararlarıyla genel kabul görmüştür. 

Bu yazımızda Gizli Ses Kaydına İlişkin, Özel Dedektif Kullanımı gibi konulara ilişkin yargıtay kararlarına yer verilmiştir.  

Gizli Ses Kaydına İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/34 E., 2017/6403 K., 29.05.2017 tarihli kararında, 

“… Mahkemece davacı-karşı davalı kadının boşanma davasının kabulüne, davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının ise reddine karar verilmiştir. Mahkemece davacı-karşı davalı kadın tarafından sunulan ses kaydı kusur belirlemesinde dikkate alınmış ise de, ses kaydının hukuka aykırı olarak elde edilmesi sebebiyle hükme esas alınması mümkün değildir…” şeklinde karar vermiş, 

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/24760 E., 2018/10726 K., 08.10.2018 tarihli kararında

 “… Mahkemece, davalı erkek kusurlu kabul edilerek kadının boşanma davası kabul edilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı kadın tarafından sunulan ses kayıtlarına ilişkin CD’nin erkeğin ‘özel hayatının gizliliği’ ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı yolla elde edildiği anlaşılmaktadır. Hukuka aykırı delil, hükme esas alınamaz. Davalı erkeğin boşanmayı gerektirecek başkaca kusurlu bir davranışı ise kanıtlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalının kusuru ispatlanamadığından boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

Yargıtay’ın hukuka aykırı olarak elde edilen ses kayıtlarının hükme esas alınamayacağını ve bu kayıtlar haricinde başkaca kusurlu davranış ispatlanamadığında boşanma talebinin reddedilmesi gerektiği vurgulanmıştır. 

Özel Dedektif Kullanımına İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/1268 E., 2019/3978 K., 03.04.2019 tarihli kararı

“Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından; kusur belirlemesi ve aleyhine hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, davalı kadına yüklenen sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış fiilinin ispatında kullanılan ve dedektif tarafından çekilen fotoğrafların hukuka aykırı delil niteliğinde olması sebebiyle kusur belirlemesinde esas alınamayacağı, ancak yapılan yargılama ve toplanan diğer delillerden davalıya ait telefon görüşme dökümlerine göre davalı kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunun, ayrıca davacı erkeğin de dedektif tutmak suretiyle kusurlu olduğunun, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı kadının yine de ağır kusurlu bulunduğunun anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA.”

Bu karardan açıkça anlaşılmaktadır ki, özel dedektif vasıtasıyla elde edilen görüntü, kayıt ve raporlar, özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği gerekçesiyle hukuka aykırı delil niteliğindedir ve mahkeme tarafından dikkate alınamaz. Ancak, mahkeme diğer deliller ışığında davalı kadının yine de ağır kusurlu olduğu sonucuna varmıştır.

Görüntülerin Casus Yazılımla Elde Edilmesine Dair Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk 2016/16760 2018/5112 16.04.2018 tarihli kararında,

“Mahkemece boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı-karşı davacı kadın ağır kusurlu bulunarak her iki tarafın davasının kabulüne karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı erkeğin eşinin telefonuna yüklediği program ile elde edilen görüşme kayıtlarının hukuka aykırı delil olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında bu delil hukuka aykırı nitelikte olduğundan kusur belirlemesinde dikkate alınamaz ve kadına kusur olarak yüklenemez. Öyleyse, boşanmaya sebep olan olaylarda, mahkemece taraflara yüklenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışların yanında, davacı-karşı davalı erkeğin eşinin telefonuna gizlice program yükleyerek eşinin özel hayatının gizliliğini ihlal ettiği anlaşılmakla, erkeğin kadına göre daha fazla kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerekir. Bu husus nazara alınmadan, kadının ağır kusurlu kabul edilmesi doğru olmamıştır.”

Silinen Kayıtların Özel Program Vasıtasıyla Geri Getirilmesine Dair Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2022/6424 E., 2022/7549 K., 27.09.2022 tarihli kararında

“ Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı tanıkları, davalı kadına ait telefonda resim ve yazışmalar gördüklerini beyan etseler de davacı erkeğin duruşmadaki “ kadının telefonuna “disk digger” isimli programı kurduğu, telefondaki silinen kayıtları geri getirdiği” beyanı dikkate alındığında erkeğin eşinin telefonuna yüklediği program ile elde edilen görüşme kayıtlarının hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, hukuka aykırı bu delil kusur belirlemesinde dikkate alınamaz ve bu delil ile kanıtlanmak istenen vakıa kadına kusur olarak yüklenemez. Diğer yandan davacı erkek tarafından dosyaya sunulan ve davalı kadına ait olduğunu iddia ettiği yazışmaların davalı kadın tarafından kabul edilmediği, davalı tarafından yazıldığı iddiasının soyut kaldığı anlaşılmakla bu yazışmalar da kusur belirlemesinde dikkate alınamaz. Bu durumda, dinlenen tanıkların davacıdan edindikleri duyuma dayalı anlatımları da dikkate alındığında, davalı kadına yüklenen güven sarsıcı davranış vakıasının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. O halde, davacı erkeğin davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir” 

Ekran Görüntüsüne Dair Yargıtay Kararı 

 Yargıtay 2. Hukuk 2021/478 E., 2021/1604 K., 23.02.2021 tarihli kararında

“Davacı kadın tarafından, davalı erkeğin telefonundaki SKYPE isimli sesli, görüntülü ve yazılı sohbet ve iletişim uygulaması üzerinden başka kadınlarla yapmış olduğu cinsel içerikli yazışmaların ekran görüntüleri alınmak suretiyle dosyaya sunulan çıktıların erkeğin haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında sırf delil oluşturmak maksatlı olarak hukuka aykırı bir şekilde elde edildiğinden bahsedilemez. Bu durumda, davacı tarafça usulüne uygun olarak elde edilen ve dosyaya sunulan bu delilin hükme esas alınmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. O halde istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince, davacı kadın tarafından sunulan bu delil de dikkate alınarak hüküm kurulmak ve istinaf incelemesi buna göre yapılarak bir karar verilmek üzere hükmün münhasıran bu sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiştir.”

SMS Kayıtlarının Hukuka Aykırı Bir Şekilde Elde Edilmesine Dair Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/563 E.,  2021/1768 K., 01.03.2021 tarihli kararında

“Dosya incelendiğinde; davalı-davacı kadının evden ayrılırken eşyalarını almasına izin verilmediği, bu şekilde cep telefonunu da yanına alamadığı sabittir. Telefonu unuttuğu varsayımında dahi telefondaki mesajların özel hayatın gizliliğini ihlal edecek şekilde kusur belirlemesinde dikkate alınması doğru görülmemiştir. Bu nedenle davalı-davacı kadının cep telefonunda yer alan mesajlar hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil kapsamında olup, kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağından davalı-davacı kadına, eşine “hanzo” diye hitap ettiği, babasının eşine “maloş” diye hitap etmesine ses çıkarmadığı vakıaları kusur olarak yüklenemez.”

  Sosyal Medya Paylaşımlarının Görüntü Kayıtlarının Hukuka Aykırı Bir Şekilde Elde Edilmesine dair  Yargıtay Kararı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/14742 E., 2017/2577 K., 07.03.2017 tarihli kararında 

“Öncelikle, mahkeme kararında gerekçe olarak dayanılan; davacı nafaka yükümlüsü tarafından ( facebook ve WhatsApp’tan alındığı iddia olunan ) görüntü kayıtlarından ibaret olan delilinin hukuken geçerli ve hükme esas alınabilecek bir delil niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 01.10.2011’de yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat hakkı” başlığını taşıyan 189/2. maddesinde; “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamız.” hükmü ile açıkça hukuka aykırı olarak elde edilmiş delilerin ispat gücü olmayacağı kabul edilmiştir. Böylece Hukuk Yargılamasında da ispat hakkının delillere dair yönünün hukuki çerçevesi çizilmiş; bir davada ileri sürülebilecek her türlü delilin mutlaka hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması, eş söyleyişle yasak delil niteliğinde olmaması esası getirilmiştir. Anılan düzenlemeye göre, hukuka aykırı olarak elde edildiği anlaşılan delillerin, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı düzenlenmek suretiyle yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re’sen gözönüne alınması ve bu delillerin hukuken meşru yol ve yöntemlerle elde edildiği, delilin her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tesbiti halinde, diğer tarafça bu konuda itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece bu sunulan delillerin caiz olmadığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi ilkesi benimsenmiştir. Diğer taraftan, hukuka aykırı elde edilen delillerin yargılamada değerlendirilmesi konusunda 01.10.2011 tarihine kadar Medeni Usul Hukukunda açık bir yasa hükmü olmadığı halde, gerek mülga 1412 Sayılı CMUK’nda gerekse de 5271 Sayılı CMK’nda açık düzenleme yapılmıştır. Mülga 1412 Sayılı CMUK’nun 254/2. maddesinde “Koğuşturma makamlarının hukuka aykırı şekilde elde ettikleri deliller hükme esas alınamaz.” denilmiş, 5271 Sayılı CMK’nun 206/2-a maddesinde “ortaya konulması istenilen delilin, kanuna aykırı olarak elde edilmesi halinde reddolunacağı” düzenlendiği gibi Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça hükme bağlandığından ve bu Anayasal kural, her ne kadar, ceza yargısına dair gibi görünse de, tüm yargı çeşitleri, bu arada adlî yargı bütünü içinde yer alan hukuk yargısı bakımından da geçerlilik taşıyan bir düzenleme konumunda olduğu, yargısal uygulamalarda kabul edilmiştir.” 

Sosyal Medya Paylaşımlarının Ekran Görüntülerine Dair Yargıtay Kararı

Yargıtay  2. Hukuk Dairesi 2013/19577 E., 2014/1926 K.,  05.02.2014 tarihli kararında 

“Elektronik ortamdaki fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılar, diğer delillerle desteklendikleri takdirde “delil” olarak hükme esas alınabilir. Bu veriler tek başına vakıaların ispatına yeterli değildir. Hükme esas alınan elektronik ortamdan elde edilen görüntülerdeki şahısların kocanın yakınları olduğu anlaşılmaktadır. “Facebook” isimli sosyal paylaşım sitesi kullanılarak kocanın, dayısıyla görüşmelerine ilişkin iletişim kayıtlarının da; davacının, sosyal paylaşım sitesinde kendisini “kocanın dayısı” yerine koymak suretiyle “dayısı ile koca” yazışıyormuş görüntüsü verilerek davacı tarafından oluşturulduğu, davacının da bunu kabul ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde, sosyal paylaşım sitesi üzerinden yapılan görüşme kayıtları da vakıaların ispatında dikkate alınamaz ( HMK md. 189/2 ).

Dosyada sözü edilen elektronik veriler dışında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizliği kabule elverişli ciddi sebep ve deliller tespit edilememiş, Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde yer alan çekilmezlik ve temelden sarsılma olgusu davada gerçekleşmemiştir. Bu durumda davanın reddi gerekirken, yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi doğru bulunmamıştır.”

 Gizli Kamera Kaydına Dair Yargıtay Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  2020/2-26 E.,  2022/1434 K.,  02.11.2022 tarihli kararında

“Bu aşamada “bir delilin hangi durumda hukuka aykırı olarak elde edildiği” noktasının aydınlatılması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ( HMK ) “İspat hakkı” başlığını taşıyan 189. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz” hükmü ile açıkça hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin ispat gücü olamayacağı kabul edilmiştir. Böylece ispat hakkının delillere ilişkin yönünün hukukî çerçevesi çizilmiş; bir davada ileri sürülebilecek her türlü delilin mutlaka hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması esası getirilmiştir. Uygulamada kişilik haklarının, özel yaşam alanı ve sır alanının ihlâli sonucu elde edilen kayıtların delil olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir. Burada özenle üzerinde vurgulanması gereken husus; “hukuka aykırı olarak elde edilen delilin değerlendirilmesi konusunda” medeni usul hukukunda da geçerli olan dürüstlük kuralı esas alınarak karar verilmesi ve bu konuda her somut olayda, o olayın özelliğine göre değerlendirme yapılması gerektiğidir. Bu konuda ihlâl edilen kanun hükmü ile ispatlanmak istenen menfaat arasında amaca uygunluk hususu da esas alınmalıdır. Eldeki davada erkek eş tarafından dosyaya sunulan altı adet DVD ve içerisindeki videolar ile belirli aralıklarla alınan ekran görüntülerinin dökümüne ilişkin 17.03.2015 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde; kadının “ya bak beni çekip durma, beni çekme, sen niye sürekli çekiyorsun senin amacın ne, neden çekiyorsun anlayamıyorum, napacan mahkemede delil olarak mı kullanacan” şeklindeki beyanlarından erkeğin ortak konut içerisinde çekim yaptığının kadın tarafından bilindiği bir başka ifade ile erkeğin bu çekimleri gizli olarak yapmadığı anlaşılmaktadır. Öyle ise dosya içerisinde yar alan CD’nin kadının bilgisi dışında hukuka aykırı yolla elde edildiğinden söz edilemeyeceği tartışmasızdır.” 

Ses Kayıtlarına Dair Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2022/11259 E.,  2023/3786 K.,  05.07.2023 tarihli kararında

“Somut olay incelendiğinde davacı birleşen dava davalısı erkeğin davalı birleşen dava davacısı eşinde gizli olarak karşılıklı konuştukları esnada ses kayıt cihazının kaydettiği verilerin hukuka aykırı olarak elde edilen delil statüsünde bulunduğundan ve dökümü alınan ses kaydındaki erkek ve kadın sesinin taraflara ait olduğu, hangi ortamda ne şekilde kayda alındığı, ses kaydında oynama yapılıp yapılmadığı gibi hususların kesin olarak tespiti mümkün olmadığından da ses kaydına ilişkin delile mahkemece itibar edilmeyeceğinden tanık beyanlarının görgüye dayalı olmayan, herhangi bir bilgi de ihtiva etmeyen beyanlarının, davanın kabulü için de yeterli olmadığı…” 

Yargıtay  2. Hukuk Dairesi  2022/1633 E., 2022/3801 K., 19.04.2022 tarihli kararında

“Mahkemece, dosyaya delil olarak sunulan sosyal medya mesajları esas alınarak, davalı-karşı davacı kadına “bir başka erkeğe yönelik olarak sana hastayım ve avradınım gibi sözler söylediği gerekçesiyle, “sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği” vakıası kusur olarak yüklenilmişse de, erkeğin 2015 yılında, kadının eski IPHONE marka telefonu kendisine verdiği, bu telefonda tesadüfen ses kayıtları tespit ettiği, kadının ise söz konusu ses kaydının kendisine ait olmadığını belirttiği, kadına ses kayıtlarına yönelik isticvap celsesinin tebliğine rağmen kadının hazır olmadığı, isticvap duruşmasına iştirak etmediği gibi, geçerli mazeret de ileri sürmediği,bu sebeple HMK 171/2. maddesi uyarınca söz konusu görüşmelerin kendisine ait olduğu hususunu ikrar ettiği ve bu suretle TMK’nın 185/3 madde belirtilen eşlerin birbirine sadık kalma yükümlülüğünün ihlal ettiği gerekçesiyle, davacı-karşı davalı kadına kusur yüklenmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılması gereken işlem HMK’nın 189/2-3. maddesi gereğince, dosya içine sunulan flaş belleğin hukuka uygun elde edilip edilmediğinin üzerinde durulması hukuka uygun delil vasfı taşıdığı taktirde, bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerekirken bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” 

Yargıtay  2. Hukuk Dairesi E. 2021/794 K. 2021/2440 K., 22.03.2021 tarihli kararında 

“Bölge adliye mahkemesi, davacı-davalı erkeğin dosyaya sunduğu ses ve mesaj kayıtlarının hukuka uygun şekilde elde edildiğinin kanıtlanamadığından ve kayıtların hukuka aykırı delil olduğundan bahisle, erkeğin boşanma sebebine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Davalı-davacı kadın erkeğin dosyaya sunduğu kayıtların hukuka aykırı olarak elde edildiğini ispatlayamamıştır. Mesaj kayıtlarının elde edilişi hukuka uygun olduğu gibi, zinanın varlığı dosya kapsamındaki tanık beyanları ve diğer delillerle de sübut bulmuştur. Öyleyse, erkeğin zinaya dayalı boşanma davasının kabulü gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulmasını gerektirmiştir.”

 3. Bir Kişiyle Yapılan Mesajlaşmanın Kayıtlarına Dair Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/1601E., 2019/8698 K., 16.09.2019 tarihli kararında 

“Davacı-karşı davalı kadın, erkeğin güven sarsıcı davranışları vakıasına ilk kez davalı-karşı davacı erkeğin karşı dava dilekçesine verdiği cevap dilekçesinde dayanmış ve erkeğin davacı-karşı davalı kadının arkadaşına sosyal medyadan mesajlar gönderdiğini belirtmiştir. Davalı-karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenen güven sarsıcı davranışa konu olan mesaj kayıtları davacı-karşı davalı kadının delil listesi ekinde sunulan ve erkeğin, kadının arkadaşı dışında, başka bir kadınla yaptığı yazışmalardır. Bölge adliye mahkemesi kararında, erkeğin yazışmaları kabul ettiğinden bahisle, erkeğin başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de fiili ayrılık döneminde yapıldığı ileri sürülen yazışmaların tarihi belli değildir. Bunun yanında, davalı-karşı davacı erkeğin fiili ayrılık döneminde üçüncü bir kişi ile yaptığı yazışmaların davacı-karşı davalı kadın tarafından ne şekilde elde edildiği belli olmadığından, hukuka aykırı olan bu delile itibar edilerek davalı-karşı davacı erkeğe kusur yüklenmesi yerinde olmamıştır.” 

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınmasına dair “İSTİSNA” karar 

Yukarıda yer verilen kararlardan da görüldüğü üzere, hukuka aykırı bir yöntemle elde edilen delilin hukuken yargılamada kullanılması mümkün olmamakla beraber, 

Ceza Genel Kurulu’nun 2012/5-1270 Esas, 2013/248 Karar ve 21.05.2013 tarihli kararında 

“Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan suça ilişkin delil elde etmek amacıyla yapılan kaydın hukuka uygunluğu “bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmaması” ve “yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumların varlığı” şeklinde gelişen iki koşula bağlanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bu yorumu; kişilerin mağduru oldukları bir olay ve haksız saldırı nedeniyle delilleri koruma imkanına kavuşmasını sağlayacaktır. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusu olacaktır.”  şeklinde hüküm vermiştir. 

Bu kararda, delilin hukuka uygun kabul edilme sebebi “somut olay” özelinde kişinin söz konusu delili bir daha elde edememesi ve yetkili makamlara başvurma imkanı olmaksızın ani gelişen bir durumun varlığıdır. 

Özetle, Yargıtay tarafından benimsenen görüş, taraflarca getirilen delillerin yargılamada hükme esas teşkil edilebilmesi ve yargılamada kullanabilmesi için delillerin muhakkak suretle hukuka uygun bir şekilde elde edilmesi gerekmekte olup, bu yöntemler dışında elde edilen delillerin kullanılabilmesi mümkün değildir. 

Bu web sitesi “olduğu gibi” sunulmaktadır. Apilex Legal, bu web sitesinde yer alan bilgilere dayanarak veya bu bilgileri herhangi bir şekilde kullanarak yapılan eylemlerden (veya eylemsizlikten) sorumlu değildir ve hiçbir durumda herhangi bir kayıp veya zarardan sorumlu tutulamaz. Bu web sitesinde yayınlanan içerik ve materyaller yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde hukuki görüş olarak kullanılmamalıdır. Bu web sitesi ve içerdiği bilgiler, avukat-müvekkil ilişkisi kurmayı amaçlamamaktadır.

Önerilen Diğer Yazılar

12.05.2026

Narkotik Suçlarında Adli Arama Kararı

BİRİNCİ BÖLÜM KORUMA TEDBİRLERİ, ARAMANIN TANIMI, AMACI VE HUKUKİ NİTELİĞİ 1.1 KORUMA TEDBİRLERİ Ceza muhakemesinin amacı, ne olursa olsun maddi gerçeğe ulaşılsın düşüncesini kabul etmez. Amacı, maddi gerçeğin ne olduğunun bulunmasıdır. Bunu gerçekleştirirken hukuki barışın tesisi için mücadele eder. Koruma tedbirleri, ceza muhakemesinin amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi ve hükmedilen yaptırımların uygulanabilmesi için başvurulan []

12.05.2026

Ceza Muhakemesinde Dijital Delillerin Hukuki Statüsü ve Hukuka Aykırılık Sorununa Kısa Bir Bakış

“Ceza Muhakemesinde Dijital Delillerin Hukuki Statüsü ve Hukuka Aykırılık Sorununa Kısa Bir Bakış“ “Ceza Muhakemesinde Dijital Deliller ve Hukuka Aykırılık” “An Assessment of the Legal Status of Digital Evidence in Criminal Procedure and the Problem of Illegality“ “Digital Evidence and Illegality in Criminal Procedure” KONUYA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER Bilgisayar teknolojisinin hızla gelişmesi, bireylerin ve kurumların günlük []