Apilex Bülten #4

25.05.2026
Bu içeriği Yapay Zeka ile özetle:

18 – 24 Mayıs tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler

TÜRKİYE GÜNDEMİ

Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği

Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği ile Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalara İlişkin Uygulama Tebliği (No: 2026/3), 20 Mayıs 2026 tarihli ve 33259 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme 5996 sayılı Kanun’a dayanılarak hazırlandı ve Avrupa Birliği’nin 2015/2283 ile 2017/2470 sayılı tüzükleriyle uyum hedefini taşıyor.

Yönetmelik; 20 Mayıs 2026’dan önce Türkiye’de önemli düzeyde tüketim geçmişi bulunmayan gıdaları, mikroorganizmalardan veya hücre ve doku kültüründen elde edilen ürünleri, tasarlanmış nanomateryaller içeren gıdaları ve yeni moleküler yapı kazandırılan ürünleri “yeni gıda” kapsamında değerlendiriyor. Bu ürünlerin piyasaya arzı, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü iznine bağlandı; yalnızca EK-1 listesinde yer alan yeni gıdalar, belirlenen kullanım koşulları ve etiketleme gerekliliklerine uygun şekilde piyasaya arz edilebilecek.

Mevcut işletmeler için EK-1 hükümlerine uyum tarihi 30 Haziran 2027 olarak belirlendi; bu tarihten önce piyasaya arz edilen ürünlerin raf ömrü sonuna kadar piyasada bulunmasına izin verildi.

Kaynak

Anayasa Mahkemesi’nin HMK 362/1-a Hükmüne İlişkin İptal Kararı

Anayasa Mahkemesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendini “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı bularak iptal etti.

Başvuruyu, idarenin mecburi hizmet ile orantılı yetiştirme bedeli talebine karşı açılan menfi tespit davasının istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi yaptı. İtiraz konusu kural, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri belirli bir tutarı geçmeyen davalara ilişkin kararlarına karşı temyiz yolunu kapatmaktaydı. Mahkeme, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tümden kabul ederek ilk derece kararını kaldırıp esas hakkında yeniden hüküm tesis ettiği hâllerde söz konusu yeni karara karşı temyiz yolunun kapalı tutulmasının, hükmün başka bir mahkemece denetlenmesini talep etme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiğini değerlendirdi.

Kaynak

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun Gebelik Temelli Ayrımcılık Kararı

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, atama süreci tamamlandıktan sonra gebelik durumunu bildirmesinin ardından sözleşmesi imzalanmayan akademisyenin başvurusunda cinsiyet temelinde doğrudan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine hükmetti. 13 Nisan 2026 tarihli ve 2026/318 sayılı kararla muhatap … Üniversitesi Rektörlüğüne 256.357 Türk lirası idari para cezası uygulanmasına karar verildi.

Olay, başvuranın Diş Hekimliği Fakültesi öğretim üyesi kadrosu için açılan ilana başvurması ve jüri değerlendirmesinde yeterli bulunarak atama sürecinin tamamlanmasıyla başlamıştır. Başvuran, gebelik durumunu İnsan Kaynakları Birimine bildirmesi üzerine üniversitenin tutum değiştirdiğini, baskı sonucu haklarından feragat ettiğine ilişkin dilekçe yazdırıldığını ve daha sonra bu feragatı geri çekmesine rağmen sözleşmenin imzalanmadığını ileri sürmüştür. Muhatap üniversite ise başvuranın gebelik nedeniyle göreve başlamaktan kendi rızasıyla feragat ettiğini savunmuştur.

Kurul, başvuranın aranan şartları taşıdığı ve atama işlemlerinin başlatıldığı tespitinden hareketle, gebelik bildirimi sonrasında iş ilişkisinin kurulmamasının objektif ve makul bir gerekçesinin bulunmadığını değerlendirmiştir. 

Kaynak: Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (2026/318 sayılı Kurul Kararı)


GLOBAL RADAR

Dünya Ekonomik Forumu’ndan Siber Güvenlikte Yapay Zeka Raporu

Dünya Ekonomik Forumu ile KPMG’nin ortak hazırladığı rapor, kuruluşların siber güvenlik süreçlerinde yapay zekadan nasıl yararlanabileceğini ve benimseme aşamasında gözetilmesi gereken hukuki ve yönetsel ölçütleri ele alıyor.

Raporda yer alan verilere göre kuruluşların yüzde 77’si siber güvenlikte yapay zeka kullanıyor. Yapay zekayı geniş ölçekte kullanan kuruluşlarda veri ihlali tespit süresi ortalama 80 gün kısalmış, ortalama ihlal maliyeti 1,9 milyon dolar azalmış durumda.

Belgede hukuki boyutu öne çıkan başlıklar arasında yapay zekanın farklı ülkelerdeki mevzuata uyum denetiminde, denetime hazır belge ve kanıt üretiminde, tedarikçi belgelerinin doğrulanmasında ve üçüncü taraf risk yönetiminde kullanılması yer alıyor. Avrupa Birliği’nin Dijital Operasyonel Dayanıklılık Tüzüğü (DORA) ile NIS2 Direktifi, ihlal tespiti ve raporlama yükümlülükleri bakımından örnek düzenlemeler olarak gösteriliyor.

Rapor, yapay zekaya aşırı bağımlılığın siber dayanıklılığı zayıflattığını; sistem arızalarında müdahale edebilmek için insan denetimi ve yedek mekanizmaların öngörülmesi gerektiğini belirtiyor.

Kaynak

Belçika Veri Koruma Otoritesi’nden Hukuk Bürosuna Ceza

Belçika Veri Koruma Otoritesi, eski müvekkilinin GDPR’ın 15. maddesi kapsamındaki erişim talebine usulüne uygun yanıt vermeyen bir hukuk bürosuna idari para cezası verdi. Karar, şeffaflık ilkesi ve erişim hakkı bakımından iki ayrı ihlal tespit ediyor.

Hukuk bürosu, başvurucuların erişim talebini önce kimlik doğrulanmadığı gerekçesiyle kısmen yanıtladı; son aşamada talebi “açıkça temelsiz veya aşırı” sayarak ücret talep etti. Savunmasında avukatlık mesleğinin doğası gereği meslek sırrının koruma sağladığını, ayrı bir GDPR uyum belgesine gerek bulunmadığını ileri sürdü.

Otorite, meslek sırrının üçüncü kişilere açıklamaya karşı koruma sağladığını, müvekkilin kendi verisine erişim hakkı bakımından dayanak oluşturmadığını belirtti. Avukatlık mesleğinin GDPR yükümlülüklerini içkin kıldığı yaklaşımı da reddedildi.

Kararda ayrıca, kimlik konusundaki makul şüphenin ret gerekçesi değil, hangi belgenin sunulabileceğini bildiren bir yönlendirme yükümlülüğü doğurduğu; veri sorumlusunun yanıtsızlığı nedeniyle tekrarlanan talebin yeni talep sayılmayacağı ve ücret talebine dayanak oluşturamayacağı ifade edildi.

Kaynak

Danimarka’nın Deepfake-Telif Hakkı Yaklaşımı

Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi (EPRS), “The Danish Approach to Copyright and Deepfakes: A Model for the EU?” başlıklı bir rapor yayımladı. Rapor, Danimarka’nın kişilerin görüntü ve ses özelliklerini telif hukuku üzerinden koruma altına alan yasa teklifini ve Avrupa Birliği düzeyindeki olası etkilerini ele almaktadır.

Avrupa Komisyonu’na bildirilen taslak iki bölümden oluşmaktadır: kişisel karakteristiklerin gerçekçi dijital taklitlerine karşı genel koruma ile sanatçıların performanslarının dijital taklitlerine karşı koruma. İçeriğin paylaşılabilmesi kişinin rızasına bağlanmakta, koruma süresi ilgili kişinin ölümünden sonra elli yıl olarak öngörülmektedir. Karikatür, hiciv, parodi ve pastiş kapsam dışında bırakılmıştır. Uygulamanın Dijital Hizmetler Yasası’nın (DSA) bildirim ve işleme mekanizması üzerinden yürütülmesi planlanmaktadır.

Raporda düzenlemenin teknik anlamda telif hakkı niteliği taşımadığı vurgulanmaktadır. Danimarka makamları açıklayıcı notlarında yeni bir telif hakkı oluşturmayı amaçlamadıklarını, kişilik haklarına ilişkin yazılı olmayan ilkeleri kodifiye ettiklerini belirtmektedir.

Taslağın Temmuz 2026’da yürürlüğe girmesi beklenmektedir; kurallar Danimarka toprakları dışında çok büyük çevrim içi platformlar üzerinden geo-blocking yoluyla uygulanacaktır.

Kaynak

LEGALTECH SAHNESİ

California Barosu’ndan Güncellenmiş Yapay Zeka Rehberi

California Barosu, “Hukuk Pratiğinde Üretken Yapay Zeka Kullanımına İlişkin Uygulama Rehberi”ni güncelledi. 

Güncellenmiş rehber, yetkinlik (competence) yükümlülüğünü iki ayrı bileşene ayırarak yeniden tanımlıyor; avukatın kullanılan aracın çalışma mantığını, sınırlarını ve “halüsinasyon” risklerini bilmesinin asgari uyum koşulu olduğu belirtiliyor. Agentic yapay zekanın dilekçe revizyonu, ifşa yanıtlarının hazırlanması, belge inceleme koordinasyonu ve müvekkil alımının otonom yürütülmesi gibi kullanım örnekleri üzerinden gizlilik, denetim ve müvekkile bilgilendirme yükümlülükleri ele alınıyor.

Rehbere paralel olarak, baronun Mesleki Sorumluluk ve Davranış Komitesi (COPRAC), Meslek Kuralları’nın altı maddesinde değişiklik öneren bir taslağı kamuoyu görüşüne sunmuş durumda; öneriler kabul edildiği takdirde disiplin yaptırımı doğuracak.

Kaynak


APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ

Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.

6222 Sayılı Kanun ve Sınırları

Arb. Av. Özkan Burak ÖZMEN, LL.M. 

“…Uygulamada karşılaştığımız konular göz önüne alındığında keyfi olarak uygulanan seyirden men tedbirleri çoğu zaman CMK’nın 109. maddesinde düzenlenen adli kontrol tedbirlerinden ve hatta mahkûmiyet kararlarından daha ağır sonuçlar doğurabilmektedir…”

🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu web sitesi “olduğu gibi” sunulmaktadır. Apilex Legal, bu web sitesinde yer alan bilgilere dayanarak veya bu bilgileri herhangi bir şekilde kullanarak yapılan eylemlerden (veya eylemsizlikten) sorumlu değildir ve hiçbir durumda herhangi bir kayıp veya zarardan sorumlu tutulamaz. Bu web sitesinde yayınlanan içerik ve materyaller yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde hukuki görüş olarak kullanılmamalıdır. Bu web sitesi ve içerdiği bilgiler, avukat-müvekkil ilişkisi kurmayı amaçlamamaktadır.

Önerilen Diğer Yazılar

19.08.2026

Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Unutulma Hakkının Sınırları

“Unutulma hakkı”, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özel ve aile hayatına saygı hakkını düzenleyen 8. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir. Her ne kadar 1982 Anayasası’nda “unutulma hakkı” müstakil bir temel hak olarak açıkça düzenlenmemiş olsa da, Anayasa Mahkemesi kararlarında da bu haktan açıkça temel bir insan hakkı olarak söz edilmekte ve hakkın somut []

19.08.2026

Yürütmenin Durdurulması Kararı: Nedir, Nasıl Talep Edilir ve Hangi Hallerde Verilir?

İnsanın bulunduğu her yerde eşitsizlik vardır; ancak devlet ile birey aynı tahterevalliye çıktığında bu eşitsizlik çok daha belirgin hâle gelir. Anayasalar, bu dengesizliği sınırlamak ve bireyi devlet karşısında güçlendirmek için vardır. En azından özgürlükçü ve bireyci bir anayasadan beklenen budur. İdari işlemler kural olarak kamu yararı amacıyla tesis edilmelidir. Ancak uygulamada hata, şahsi menfaat, mesleki []