1 – 7 Haziran tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler
TÜRKİYE GÜNDEMİ
Mesai Takibinde Biyometrik Veri İşlenmesine İlişkin İlke Kararı
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 2026/921 sayılı İlke Kararı ile biyometrik verilerin hassas ve geri döndürülemez nitelikte olduğunu; ele geçirilmeleri hâlinde değiştirilmelerinin veya geri alınmalarının mümkün olmaması nedeniyle ilgili kişilerin mağduriyetine yol açabileceğini belirtti.
Kararda, işverenin çalışma sürelerini belgeleme yükümlülüğü bulunmakla birlikte bu takibin biyometrik veriyle yapılmasını öngören açık bir kanuni düzenleme olmadığı vurgulandı. İşçi-işveren ilişkisindeki güç dengesizliği nedeniyle çalışanın açık rızasının özgür iradeye dayandığından söz edilemeyeceği, tek başına açık rızanın yeterli bir hukuki zemin oluşturmadığı değerlendirildi.
Şifreli kart veya PIN tabanlı sistemler, geleneksel imza ve kâğıt bazlı devam çizelgeleri, RFID/NFC kimlik kartları ya da denetçi gözetiminde elle giriş gibi daha az müdahaleci yöntemlerin varlığında, açık rıza bulunsa dahi biyometrik veri işlenmesinin ölçülülük ilkesini sağlamayacağı sonucuna varıldı.
Kurul, mesai takibinin bu alternatif yollarla yürütülmesi gerektiğini; karara aykırı veri sorumluları hakkında Kanun’un 18’inci maddesi uyarınca işlem tesis edileceğini oy birliğiyle hükme bağladı.
E-Ticaret Platformlarının Sorumsuzluğuna İlişkin İptal Kararı
Anayasa Mahkemesi kararıyla, e-ticaret platformlarını (aracı hizmet sağlayıcı) satışa konu mal ve hizmetlerden doğan sorumluluktan muaf tutan düzenlemeleri tüketici sözleşmeleri yönünden iptal edildi.
Önceki düzenlemeye göre platform, satıcı adına bedeli tahsil etmiş olsa bile ayıplı maldan sorumlu tutulamıyor; tüketici sorununu yalnızca satıcıyla çözmek zorunda kalıyordu.
Mahkeme, platformların her zaman pasif bir aracı olmadığını; kimi durumlarda satılan ürün hakkında bilgi sahibi olduğunu, hatta ürün üzerinde kontrol kurabildiğini belirtti. Bu şekilde aktif rol üstlenen bir platformun dahi tümüyle sorumsuz sayılmasının, özellikle satıcıya ulaşılamadığı hâllerde tüketiciyi korumasız bıraktığını vurguladı.
İptalle birlikte tüketici, ayıplı mal nedeniyle artık platforma karşı da doğrudan dava açabilecek. Hüküm, Resmî Gazete’de yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.
Kaynak: T.C. Resmî Gazete, 2 Haziran 2026, Sayı: 33268 (AYM, E.2024/187, K.2026/42)
CMK’nın Dijital Arama ve El Koyma Hükümlerinin İptali
Anayasa Mahkemesi, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin başvurusu üzerine, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesinde yer alan ve bilgisayarlar ile dijital materyallerde arama, kopyalama ve el koymaya imkân tanıyan hükümleri oy çokluğuyla iptal etti. İptal, maddenin uygulanma imkânı kalmayan diğer fıkralarını da kapsıyor.
Mahkeme, arama ve el koyma sürecinin hâkim kararı ve denetim yolları gibi güvencelere bağlandığını kabul etti. Buna karşılık, yargılama kesinleştikten sonra elde edilen kişisel verilerin saklanması, silinmesi, bunlara ilişkin süre ve usul ile ilgili kişinin silme veya sınırlama talep etme hakları konusunda kanun düzeyinde bir güvence bulunmadığını belirledi.
Bu eksiklik nedeniyle düzenlemenin, özel hayata saygı ve kişisel verilerin korunması haklarına orantısız bir sınırlama getirdiği sonucuna varıldı. İptal hükmü, doğacak hukuki boşluk gözetilerek, kararın Resmî Gazete’de yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.
Kaynak: T.C. Resmî Gazete, 25 Mayıs 2026, Sayı: 33264 (AYM, E.2023/128, K.2026/36)
İHA Talimatı Taslağında KVKK Yükümlülükleri
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), insansız hava araçlarına (İHA) ilişkin kuralları yeniden düzenleyen “İnsansız Hava Aracı Sistemleri Talimatı” taslağını kamuoyu görüşüne açtı. Taslak, İHA işletenlere kişisel verilerin korunmasına dair yeni yükümlülükler getiriyor.
Buna göre kamera, termal sensör, mikrofon veya konum takip sistemi gibi kişisel veri toplayabilen ekipmana sahip İHA’ları işletenler, 6698 sayılı Kanun kapsamında veri sorumlusu sayılacak. Kamuya açık alanlardaki uçuşlarda, veri toplanan yerde görünür uyarı işareti veya dijital bildirim yoluyla ilgili kişilerin bilgilendirilmesi öngörülüyor.
Toplanan görüntü, ses ve konum verilerinin operasyonel amaç dışında işlenmesi ve üçüncü kişilerle paylaşılması yasaklanıyor; kamu güvenliği, arama-kurtarma, afet yönetimi veya yetkili makam talebiyle yürütülen operasyonlarda ise KVKK’nın 28. maddesi esas alınıyor. İlgili kişilerin erişim, düzeltme ve silme taleplerinin Kanun’da öngörülen sürelerde yanıtlanması gerekiyor.
Taslak ayrıca işletici ve uzaktan pilotun özel hayatın gizliliğine özen göstermesini düzenliyor; aksi hâlde Türk Ceza Kanunu hükümlerinin uygulanacağını belirtiyor. Düzenleme henüz taslak aşamasında olup görüşe açıktır.

GLOBAL RADAR
Meta, İrlanda DPC’ye Karşı Davayı Kaybetti
İrlanda Yüksek Mahkemesi, Meta’nın İrlanda Veri Koruma Komisyonu’na (DPC) karşı açtığı davayı reddetti. Böylece DPC’nin, 430 milyon Euro’ya kadar para cezasına gidebilecek soruşturmasının önü açıldı.
Dava, 2018’de bir Facebook kullanıcısının şikâyetiyle başlamıştı. Kullanıcı kişisel verilerine erişmek istemiş; Meta ona verilerini indirmesi için araçlar sunmuş, ancak kullanıcı “Hive” adlı veri deposundaki bazı verilerine hâlâ erişemediğini ileri sürmüştü. DPC, Ekim 2025 tarihli taslak kararında Meta’nın GDPR’ın 12, 15 ve 20. maddelerini ihlal etmiş olabileceğini belirtti. Komisyon; kınama, veri erişim uygulamalarının düzeltilmesine yönelik bir uyum emri ve 360-430 milyon Euro arası para cezası öngördü.
Meta, DPC’nin tek bir şikâyetten yola çıkarak soruşturmayı tüm kullanıcıları kapsayacak biçimde genişlettiğini ve yetkisini aştığını savunmuştu. Mahkeme bu görüşü kabul etmedi; şikâyetle başlayan bir soruşturmada da DPC’nin ihlalin geneldeki etkilerini değerlendirip tedbir uygulayabileceğine hükmetti. Bu aşamada Meta’ya henüz ceza verilmiş değil; karar yalnızca soruşturmanın sürmesinin önünü açıyor.
EPRS’den Sosyal Medyada Asgari Yaş Tartışması Brifingi
Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi (EPRS), çocukların sosyal medyaya erişiminde asgari yaş sınırı belirlenmesine ilişkin tartışmaları ele alan bir brifing yayımladı.
Brifinge göre, sosyal medyanın çocuklar üzerindeki etkisine dair kaygılar son yıllarda arttı ve aralarında bazı AB üyelerinin de bulunduğu pek çok ülke, erişimi yaşa göre sınırlamayı değerlendiriyor. UNICEF’in Mart 2026 raporuna göre yaklaşık 40 ülke bu tür kısıtlamaları tartışıyor, öneriyor ya da uyguluyor.
Belge, ilk uygulamaların henüz pek etkili olmadığına dikkat çekiyor: platformlar 16 yaş altı milyonlarca hesabı kapatsa da çocukların erişimi sürüyor. Yaş güvencesi teknolojilerinin kusurlu olduğu; bazı yöntemlerin mahremiyeti zedeleyebileceği veya kişileri yanlışlıkla dışarıda bırakabileceği belirtiliyor.
AB özelinde, ulusal düzenlemelerin çoğalması parçalı bir mevzuat riski doğuruyor; üye devletler dijital hizmetler ve veri koruma mevzuatı ile ifade özgürlüğü gibi temel haklara uymak zorunda. Bu parçalanmayı önlemek için bazı üye devletler ve Avrupa Parlamentosu, AB genelinde bir asgari yaş ya da daha geniş bir “dijital reşitlik yaşı” da dâhil ortak bir yaklaşım çağrısı yapıyor. Avrupa Komisyonu konuya ilişkin bir çocuk güvenliği paneli kurmuş olup uyumlaştırılmış bir yaş doğrulama çerçevesi üzerinde çalışıyor.

Florida Yüksek Mahkemesi’nden Dilekçelerde Yapay Zeka Kural
Florida Eyalet Yüksek Mahkemesi, mahkemeye sunulan dilekçelerde üretken yapay zeka kullanımına ilişkin eyalet genelindeki kuralları değiştirdi. 28 Mayıs 2026’da verdiği kararla (SC2026-0673), avukatların ve kendini temsil eden tarafların, dilekçelerinde atıf yaptıkları hukuki kaynakların doğru olduğunu beyan etmesini zorunlu kıldı.
Değişikliğe göre dilekçeyi imzalayan kişi, “belirtilen hukuki kaynakların var olduğunu ve doğru biçimde atıf yapıldığını” beyan etmiş sayılıyor. Karar, yapay zeka araçlarının inandırıcı görünen ancak gerçekte var olmayan kararlar, alıntılar veya hukuki analizler üretebildiğine dikkat çekiyor.
Bu beyana aykırı dilekçelerde mahkemeler, ilgiliye bildirim ve savunma imkânı tanıdıktan sonra yaptırım uygulayabilecek. Yaptırımlar; kınama, dilekçenin işlemden kaldırılması, davanın reddi, masraf ve vekâlet ücreti gibi tedbirleri kapsayabiliyor.
Mahkeme, düzenlemeyi yerel mahkemelerin farklı yapay zeka beyan zorunluluklarının yerine eyalet genelinde tek tip bir kural getirmek için kabul etti ve ayrı bir idari kararla yerel ek zorunlulukları kaldırdı. Değişiklik 15 Haziran 2026’da yürürlüğe girecek; ilgililer 11 Ağustos’a kadar görüş sunabilecek.
LEGALTECH SAHNESİ
OpenAI’a “Lisanssız Avukatlık” Davası
ABD’de faaliyet gösteren Nippon Life Insurance Company of America adlı sigorta şirketi, OpenAI’a karşı Chicago’daki federal mahkemede dava açarak, ChatGPT’nin bir kullanıcıya hukuki yardım sağlamak suretiyle Illinois eyaletindeki “lisanssız avukatlık” yasağını ihlal ettiğini ileri sürdü. Şirket ayrıca bu kullanımın, sözleşmeye müdahaleye ve yargı sürecinin kötüye kullanılmasına yol açtığını savundu.
İddiaya göre davacı, avukatından gelen yazışmaları ChatGPT’ye yükleyerek aldığı yanıtlar doğrultusunda avukatını görevden almış; ardından ChatGPT’nin hazırladığı çok sayıda dilekçeyle kapanmış davayı yeniden açmaya çalışmıştır. Şirket, bu süreçte yaklaşık 300 bin dolar masraf yaptığını belirterek; lisanssız avukatlık faaliyetinin tespitini, 300 bin dolar tazminat ve 10 milyon dolar cezai tazminat talep ediyor.
OpenAI ise mahkemeye sunduğu dilekçeyle davanın reddini istedi. Şirkete göre ChatGPT bir kişi değil; hukuki bilgi ya da beceriye sahip olmadığı gibi avukatlık yapma ehliyeti de bulunmuyor. OpenAI, herkesin kullanımına açık genel amaçlı bir aracın sunulmasının suça yardım sayılamayacağını ve kullanım koşullarının, çıktıların profesyonel danışmanlık yerine geçmeyeceğini açıkça öngördüğünü vurguladı.
Kaynak: Nippon Life Insurance Co. of America v. OpenAI Foundation, No. 1:26-cv-02448 (N.D. Ill.)

APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ
Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.
Göç Hukuku Neden Bir İdare Hukuku Meselesidir? Statü Kavramı Üzerinden Bir İnceleme
Öğr. Gör. Rıdvan AKIN
“…Bu çerçevede bir yabancının uluslararası koruma statüsüne alınması, statüsünün sona erdirilmesi veya iptal edilmesi gibi işlemler, ayrı maddelerde düzenleme altına alınmıştır. Öte yandan savaşlar, iç çatışmalar, doğal afetler ve yaygın insan hakları ihlalleri gibi sebeplerle milyonlarca insanın kitlesel biçimde yer değiştirmek zorunda kalması, devletlerin koruma mekanizmalarını çeşitlendirmesine yol açmıştır. Bu bağlamda geliştirilen en önemli araçlardan biri de geçici koruma statüsü olmuştur. Bunun yanında kanun koyucu, hiçbir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olmayan kişiler bakımından vatansız statüsünü düzenlemiş ve “Vatansız Kişi Kimlik Belgesi” verilmesi yoluyla bu kişilere de hak ve yükümlülükler doğuran özel bir statü kazandırmıştır. Böylece göç hukukunda yabancıların hukuki konumu, kanun koyucu tarafından önceden belirlenmiş statü rejimleri aracılığıyla şekillenmektedir…”
🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

