29 Haziran – 5 Temmuz tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler
TÜRKİYE GÜNDEMİ
Ticari Reklam Yönetmeliğinde Yapay Zeka ve Hedefli Reklam Düzenlemesi
Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile reklamlarda yapay zeka kullanımına, hedefli reklamcılığa ve sosyal medya etkileyicilerine yönelik yeni yükümlülükler getiriliyor.
Yönetmeliğin 18. maddesine eklenen fıkrayla, reklamlarda tüketicinin ekonomik davranışını önemli ölçüde etkileyecek biçimde yapay zeka veya başka bir yazılım kullanılması ya da insandan ayırt edilemeyecek dijital karakterlere yer verilmesi halinde, bu durumun açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir şekilde belirtilmesi zorunlu tutuldu. Buna paralel olarak 27. maddeye eklenen hükümle, gerçek bir kişinin yapay zeka ile oluşturulmuş dijital kopyasının, gerçeğe aykırı biçimde bir mal veya hizmeti bizzat deneyimlediği ya da tavsiye ettiği izlenimi veren reklamlar yasaklandı.
Yönetmeliğe eklenen 25/A maddesiyle hedefli reklamcılık tanımlandı. Tüketicilerin çevrimiçi davranışları, konum, demografik veriler ve benzeri kişisel verileri analiz edilerek belirli kişi veya gruplara özel reklam sunulması bu kapsama alındı; söz konusu reklam, hangi kriterlerle gösterildiğine ve bunların nasıl değiştirilebileceğine ilişkin bilgilerin tüketiciye sunulması koşuluyla yapılabilecek. Tüketicinin çocuk olduğunun bilindiği veya makul olarak beklendiği durumlarda kişisel verilere dayalı profilleme ile hedefli reklam yapılması yasaklandı.
Yönetmeliğe eklenen 23/A maddesiyle sosyal medya etkileyicileri aracılığıyla yapılan reklamlarda içeriğin reklam olduğunun açıkça belirtilmesi zorunlu hale getirildi; paylaşımlarda “Reklam” veya “Tanıtım” ifadesiyle birlikte reklam verenin adına yer verilecek. Ayrıca akademik unvanların yanıltıcı kullanımı, doğrulanamayan mecralardan alınan tüketici değerlendirmelerinin yayımlanması ve yasa dışı şans oyunu reklamları da yasak kapsamına alındı; tüketici şikâyetlerinde satıcıya tanınan cevap süresi 72 saatten 48 saate düşürüldü.
Değişikliklerin yürürlük tarihi 1 Ağustos 2026’dır.

Anayasa Mahkemesi İptali Sonrası E-Tebligat Rejimi
7587 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle Vergi Usul Kanunu’nun elektronik tebligata ilişkin 107/A maddesi baştan sona yenilendi. Yeni düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin maddedeki yetki devrini iptal etmesiyle doğan norm boşluğunu, e-tebligatın kapsamını, istisnalarını ve çıkış rejimini doğrudan kanun seviyesinde düzenleyerek gideriyor.
İptal edilen ibare, elektronik adres kullanma zorunluluğu getirme ve tebligat usul ve esaslarını belirleme yetkisini yürütmeye bırakıyordu. Mahkeme, temel ilkeleri belirlenmeksizin sınırsız ve belirsiz bir alanın idareye bırakılmasını Anayasa’ya aykırı bulmuş, mahkemeye erişim hakkının sınırlandığını vurgulamıştı. Yeni 107/A ile zorunlu ve isteğe bağlı kapsam, istisnalar ve sistemden çıkış esasları ilk kez kanunla ayrıntılı biçimde belirlendi.
Zorunlu kapsamda kurumlar vergisi mükellefleri; ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri; kolektif ve adi komandit şirketler ile ÖTV Kanunu’na ekli (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi malların ilk iktisabında adına tescil yapılan kişi ve kuruluşlar yer alıyor. Kapsam dışındakiler talep etmeleri halinde sisteme gönüllü olarak dahil olabilecek.
İstisna ve çıkış rejiminde, engellilik oranı yüzde 90 ve üzeri olan malul ve engelliler için zorunluluk kaldırıldı; 65 yaşını dolduran kullanıcılar talepleri üzerine sistemden çıkabilecek. Elektronik tebligatın, muhataba iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağına ilişkin kural korundu; Geçici 38. madde uyarınca hâlihazırda kayıtlı olanlar yeniden başvuru yapmadan sistemi kullanmaya devam edecek.
Kaza Mağdurlarının Verilerine İlişkin KVKK İlke Kararı
Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun kaza mağdurlarının kişisel verilerinin işlenmesine ilişkin 2026/1095 sayılı İlke Kararı, Resmî Gazete’de yayımlandı. Karar, hasar danışmanlık şirketleri ile avukat olmadığı halde kendini avukat olarak tanıtan kişilerin, iş ve trafik kazası mağdurlarıyla rızaları dışında iletişime geçtiği yönündeki şikâyetler üzerine alındı.
Kurul, kaza mağdurlarına ait kişisel verilerin ancak adli/idari soruşturma, tedavi süreçleri ve araç onarımı gibi kaza sonrası süreçlerin yönetimi amacıyla ve KVKK’nın 4, 5 ve 6. maddelerindeki işleme şartlarına uygun olarak işlenebileceğini belirtti. Geçerli bir işleme şartına dayanmaksızın mağdur verilerini işleyen hasar danışmanlık yapıları ile yetki sınırlarını aşan eksper, ekspertiz şirketi, avukat ve avukatlık ortaklıklarının bu faaliyetlerinin hukuka aykırı olacağı vurgulandı.
Kararda, Sigortacılık Kanunu uyarınca tazminat alacaklarının yalnızca hak sahibine veya avukatına ödenebileceği, bu alacakların üçüncü kişi, kurum veya kuruluşlara devredilemeyeceği hatırlatıldı. Sigorta eksperlerinin kişisel verileri yalnızca yasal görevleri kapsamında işleyebileceği, görevleri gereği öğrendikleri verileri yetkisiz üçüncü kişilerle paylaşamayacağı belirtildi.
Kurul, kişisel verilerin hukuka aykırı elde edilmesi veya aktarılmasının Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesinde düzenlenen suça vücut verebileceğini, bu hallerde Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulabileceğini ve konunun idari yönden ilgili bakanlıklar ile baro başkanlıklarına intikal ettirilebileceğini ifade etti. Ayrıca veri sorumlularına, asgari yetki prensibi çerçevesinde rol tabanlı erişim kontrolleri, erişim takip mekanizmaları ve çalışan bilgilendirme/eğitim süreçleri oluşturma yükümlülüğü getirildi.
Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girdi; belirlenen hususlara uymayan veri sorumluları hakkında 6698 sayılı Kanun’un 18. maddesi çerçevesinde işlem yapılacak.

Yargıtay: Dava Dilekçesinde Olmayan Talep Kısmen Islahla Davaya Eklenemez
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 2021/8 Esas, 2026/1 Karar sayılı kararıyla, hukuk yargılamasında dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilemeyeceğine oy çokluğuyla hükmetti.
Karar, dava dilekçesinde talep edilmeyen bir alacak kaleminin ıslahla istenip istenemeyeceği konusunda Hukuk Genel Kurulu ile hukuk daireleri arasındaki görüş ve uygulama farklılığını gidermek amacıyla verildi. Uygulamada bazı daireler dava konusu edilmeyen hususun eklenemeyeceği görüşünde iken, diğerleri özellikle işçilik alacakları davalarında usul ekonomisi gerekçesiyle eklenebileceğini kabul ediyordu.
Kurul, ıslahın HMK’nın 176. maddesi uyarınca daha önce yapılan bir usul işlemini düzeltmeye yaradığını, hiç talep edilmemiş bağımsız bir kalemin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini belirtti. Davanın konusunun dava dilekçesiyle belirlendiği, dilekçede yer almayan talebin ıslahla eklenmesinin ön incelemeyle çizilen uyuşmazlık çerçevesini genişleteceği ve HMK sistematiğine aykırı olacağı vurgulandı.
GLOBAL RADAR
AB-ABD Veri Aktarımı Çerçevesine Yeni Hukuki İtiraz Hazırlığı
Avusturya merkezli veri koruma örgütü NoYB (None of Your Business), AB-ABD veri aktarım çerçevesi (DPF) hakkında yeni bir hukuki süreç başlatmaya hazırlanıyor. Temmuz 2023’ten bu yana yürürlükte olan DPF, AB’den ABD’ye kişisel veri aktarımı için hukuki çerçeve sağlıyor ve ABD’deki denetim mekanizmalarının bağımsızlığına dayanıyor.
Süreç, ABD Yüksek Mahkemesi’nin 29 Haziran 2026 tarihli Trump v. Slaughter kararının ardından başladı. Karar, Federal Ticaret Komisyonu (FTC) üyelerinin Başkan tarafından görevden alınabileceğini, dolayısıyla kurumun bağımsızlığının anayasaya aykırı olduğunu tespit ediyor. NoYB’a göre bu tespit AB-ABD veri aktarımını doğrudan etkiliyor; zira Avrupa Komisyonu’nun 2023/1795 sayılı yeterlilik kararı, FTC’nin bağımsız bir denetim otoritesi olduğu varsayımına dayanıyor.
NoYB, kişisel verilerin korunmasında bağımsız denetim şartını düzenleyen ABİHA’nın 16(2) ve AB Temel Haklar Şartı’nın 8. maddesine dayanarak, FTC’nin artık bağımsız sayılamayacağını ve yeterlilik kararının olgusal temelinin ortadan kalktığını ileri sürüyor. Kuruluş, Avrupa Komisyonu’na gönderdiği mektupta DPF’in yürürlükten kaldırılmasını talep etti ve önümüzdeki haftalarda çerçeveye karşı hukuki süreç başlatacağını açıkladı.
Örgütün kurucusu Max Schrems’in açtığı Schrems I ve Schrems II davaları sonucunda, önceki iki aktarım çerçevesi Safe Harbor 2015’te, Privacy Shield ise 2020’de AB Adalet Divanı tarafından geçersiz kılınmıştı. Mevcut çerçeve, iptal edilmediği sürece yürürlükte kalmaya devam ediyor.
EBA’dan Mica Kapsamında Kripto Varlık İhraççılarına Para Cezası Metodolojisi Taslağı
Avrupa Bankacılık Otoritesi (EBA), Kripto Varlık Piyasaları Tüzüğü (MiCA) kapsamında para cezalarının belirlenmesine yönelik taslak metodolojiyi istişareye açtı. Metodoloji, EBA’nın doğrudan denetimindeki önemli varlığa dayalı token (s-ART) ve önemli e-para token (s-EMT) ihraççılarını kapsıyor ve ihraççının veya yönetim organı üyesinin kasten ya da ihmalle MiCA’nın V ve VI sayılı eklerindeki bir ihlali işlemesi halinde uygulanacak.
Taslak iki aşamalı bir yapı öngörüyor. İlk aşamada ihlaller çıkar çatışması, şeffaflık yükümlülükleri ve denetimin engellenmesi olmak üzere üç kategoride değerlendirilerek temel ceza tutarı belirleniyor; ikinci aşamada ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurlarla tutar düzeltiliyor. Kasıt, tekrar eden ihlal, zayıf iç kontrol yapısı ve finansal suç riski artırıcı; ihlalin hızlı bildirilmesi ve önleyici tedbirler azaltıcı unsurlar arasında.
MiCA’nın 131. maddesindeki azami sınır korunuyor: ceza s-ART ihraççıları için yıllık cironun yüzde 12,5’ine, s-EMT ihraççıları için yüzde 10’una kadar çıkabiliyor. İstişare 28 Eylül 2026’ya kadar açık.
Kaynak: European Banking Authority (EBA/CP/2026/10)
CNIL, Veri İhlali Mağdurlarına Yönelik Sahte Veri Silme Tekliflerine Karşı Uyardı
CNIL, kişisel veri ihlallerinden etkilenen kişilere gönderilen sahte yardım e-postalarına ilişkin bir uyarı yayımladı. Gönderenler kendilerini “Kişisel Verileri Savunma Ligi”, “Kişisel Verileri Koruma Ligi” veya “Kişisel Verileri Koruma Derneği” gibi adlarla tanıtıyor ve verilerin yayıldığı çevrimiçi platformlara müdahale ederek bunların silinmesini sağlayabileceklerini ileri sürüyor.
CNIL’e göre bu mesajların etkili olmasının nedeni, çalınan dosyalardan elde edilen gerçek kişisel verileri içermeleri; mesajlarda alıcının kimlik bilgileri, posta adresi veya IBAN’ı yer alabiliyor. Bazı e-postalar, güvenilirlik izlenimi vermek için CNIL’in telefon numarasını da kullanıyor.
CNIL, çevrimiçi verilerin silinmesini sağlamayı vaat eden her türlü hizmete karşı dikkatli olunmasını, bu mesajlara yanıt verilmemesini, bağlantılara tıklanmamasını ve ek kişisel bilgi ya da belge paylaşılmamasını öneriyor. Otorite, mağdurları cybermalveillance.gouv.fr ve service-public.gouv.fr gibi resmî devlet kaynaklarına yönlendiriyor.
LEGALTECH SAHNESİ
ABD’de Section 230 Muafiyeti Üretken Yapay Zeka Çıktılarına Uygulanmadı
ABD’de Kaliforniya Kuzey Bölgesi Federal Mahkemesi, Facebook’ta yayımlanan dolandırıcılık amaçlı yatırım reklamlarına ilişkin Bouck v. Meta davasında, platformların aracı sorumsuzluğunu düzenleyen Section 230 muafiyetinin üretken yapay zeka ile üretilen reklam içeriğine uygulanmayacağına hükmetti. Mahkeme, Meta’nın Advantage+ Creative aracının kullanıcı girdisini yeni metin ve görsellerle “geliştirmesi” nedeniyle platformun içeriğin ortak yaratıcısı sayılabileceğini ve bu ölçüde “içerik sağlayıcı” konumuna geldiğini değerlendirdi.
Aynı hâkim, aynı gün verdiği Suddeth v. Meta kararında ise farklı bir sonuca ulaştı; algoritmik yayılıma (amplification) dayanan iddiaların Section 230 kapsamında kaldığını, zira araçların kendi başına içerik açısından nötr olduğunu belirtti. Ayrım, platformun içeriği bizzat üretmesi ile yalnızca üçüncü kişi içeriğini yaymasına dayandırıldı.
11 Haziran 2026 tarihli kararla mahkeme, Bouck davasını bu kez federal menkul kıymet hukukunun eyalet hukuku taleplerini bertaraf etmesi (SLUSA) gerekçesiyle reddetti; Section 230 engelini aşan iddiaların davayı menkul kıymet hukuku kapsamına soktuğu belirtildi.
Kaynak: Bouck v. Meta Platforms, Inc., 2026 WL 1697630

APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ
Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.
Yargıtay Kararları Çerçevesinde Boşanma Davalarında Hukuka Aykırı Yollarla Elde Edilen Delillerin Hukuki Tahlili
Av. Emrah KARATAY
“…Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınmasına dair “İSTİSNA” karar Yukarıda yer verilen kararlardan da görüldüğü üzere, hukuka aykırı bir yöntemle elde edilen delilin hukuken yargılamada kullanılması mümkün olmamakla beraber, Ceza Genel Kurulu’nun 2012/5-1270 Esas, 2013/248 Karar ve 21.05.2013 tarihli kararında “Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan suça ilişkin delil elde etmek amacıyla yapılan kaydın hukuka uygunluğu “bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmaması” ve “yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumların varlığı” şeklinde gelişen iki koşula bağlanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bu yorumu; kişilerin mağduru oldukları bir olay ve haksız saldırı nedeniyle delilleri koruma imkanına kavuşmasını sağlayacaktır. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusu olacaktır.” şeklinde hüküm vermiştir. …”
🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

